Cyprus Today sol
  • 02 Ekim 2017, Pazartesi 10:23
GökselSAYDAM

Göksel SAYDAM

Vergi uyumunun sağlanmasında bilinmesi ve yapılması gerekenler (2)

Yukarıdaki başlık altında geçen hafta kaleme almış olduğum konunun birincisi kısmında özellikle vergi uyumunun sağlanmasında yükümlülerin temel vergi ödevleri ile yükümlülüklerini özetlemeye çalışmıştım.

Ayrıca, Vergi İdaresi ile vergi ödemekle yükümlü olanlar arasında vergi ödevlerinin gerektiği gibi yerine getirilmesinin sağlanmasıyla taraflar arasındaki ihtilafların asgari düzeye indirilmesi amacıyla devletlerin çeşitli yöntemler uyguladığını belirtmiştim.

Vergi hukuku literatüründe “Vergi Uyumu” olarak tanımlanan bu duruma sadece vergi yasalarına idare lehine kurallar konulması yeterli değildir. Bu kurallara vergi idaresinin de yükümlülerin bu ödevleri yerine getirip getirmediğini denetleme yetkisi yanında vergi yükümlülerinin vergi uyumunun sağlanması için çeşitli yöntemlerle bilinçlendirilmeleri uyarılmaları ve ülkenin genel vergi verme kültürünün oluşturulması için bugünkü teknolojik olanaklardan da yararlanılarak genel ve/veya sektörel düzeylerde vergi hukuku ile yükümlü hakları konularında çeşitli düzeylerde eğitilmelerine olanaklar sağlanmalıdır. Bu konuda başta hükümetler olmak üzere sivil toplum örgütlerine ve yükseköğretim kurumlarına sorumluluklar düşmektedir.

Bu konuda sadece televizyonlarda “spot” türü reklama kaçan yayınlar yapmak yeterli değildir. Ayrıca istendiği kadar vergi ödeme konusunda reklam yapılsın şayet vatandaş devletine ödediği vergilerin kendisine özellikle eğitim, sağlık, ulaşım vs. hizmet şeklinde geri döndüğünü fiilen görmezse ve bunun yerine bu vergilerin büyük bir kısmının israf edildiğini veya gereksiz amaçlarda kullanıldığını görürse hiçbir yayına itibar etmez.

Daha önce de belirtmiş olduğum gibi Sn. Serdar Denktaş’ın başlatmış olduğu e-vergi projesi çalışmalarının her ne kadar da vergi kayıp ve kaçağının önlenmesinde Vergi İdaresine katkılar sağlayacaksa da vergi yükümlüleri ile vergi uyumu sağlanmadığı sürece öngörülen hedeflere ulaşılmasındaki sıkıntıların ortadan kalkmasını mümkün görmemekteyim.

Sadece e-vergiye geçişle öngörülen hedeflere ulaşılması hakkında yetkililer tarafından verilen beyanatlarla her şey kayıt altına alınabilmiş ve amaçlanan bütçe gelirleri elde edilmiş olsa idi tüm ülkelerin Vergi Daireleri vergi kayıp ve kaçağı ile hiç uğraşmaz, bina ve gerekli lojistik ekipmanları sağlayarak bunların üstesinden gelirlerdi. Kamu maliyesinin etkinleştirilmesinin, özellikle etkin bir iç ve dış vergi denetim sisteminin oluşturulması, eğitimli personel verimliliği ile buna ilişkin mesleki eğitim, objektif değerlendirme ile mevcut yasaların çağdaş normlara göre bir paket halinde düzenlenmesiyle çok yakından ilgili olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Buna ilaveten vergi uyumunun ve uygulayıcılara karşı güven ortamının sağlanmasının da büyük bir etken olduğu göz ardı edilemez.

Etkin bir vergi sisteminin oluşturulmasından amaç, çağdaş ülkelerin uyguladıkları vergilendirme ve ödeme sistemleri paralelinde sistemler oluşturulması, bu sistemlerin sürekliliği ile güncelleştirilmesinin gerçekleştirilmesidir. Eğitimli personelden amaç ise özellikle Vergi İdaresi personelinin eğitim durumları ve mesleki bilgi ile ekonomik vizyon derecesinin durumudur. Maalesef bugün gerek kamu maliyesinde gerekse diğer kamu hizmetlerinde çalışanların birçoğunun eğitim durumları, mesleki bilgi ve yetenekleri ile ekonomik vizyonları yeterli olmayıp hizmet içi eğitime ihtiyaçları olduğu gibi işletme sahiplerinin ve halkımızın da vergi ödevleri hususunda eğitilmeleri de gereklidir. Ayrıca, mesleki tecrübe ve ihtisaslaşmaya önem verilmek suretiyle Vergi Dairesi’nde çalışanların başka dairelere geçmelerinin caydırılması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak terfi mekanizmasının liyakata göre yapılması ve mesleki kariyer amacıyla teşvikler sağlanmalıdır.

Bu gereklilikler meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri (STÖ) ile özellikle yükseköğretim kurumlarımızın düzenleyecekleri çeşitli eğitsel etkinliklere sağlayacakları katkılarla gerçekleştirilebilir. Özellikle, her düzeydeki eğitim kurumlarındaki ders müfredatlarına KKTC vergi hukuku hakkında yeterli bilgilerin ve eğitsel faaliyetlerin yer alması, ülkemizin vergi kültürünün oluşmasına ve vergi uyumunun sağlanmasına büyük katkı sağlayacaktır. Eğitimsiz hiçbir bireyin, ekibin veya kurum ve kuruluşun yapacağı faaliyetlerde başarılı olması olanaksızdır.

Bir diğer önemli gerçek ise, halkın Devletine ödediği vergilerin hizmet olarak kendilerine dönüp dönmediği, diğer bir anlatımla sosyo-ekonomik kalkınmasında kullanılıp kullanılmadığı konusudur. Halk, ödediği vergi, resim ve harçların resepsiyonlara, gereksiz açılış törenlerine havai fişek gösterilerine, resmi hizmet araçlarına, kabarık sayıdaki kafilelerle yurtdışı ziyaretlere ve benzeri fuzuli amaçlara harcanmadığını, gerekli durumlarda yapılacak maddi fedakârlığın siyasilerden başlamasını görmek ve inanmak istemektedir.

Hiçbir yasal ve gerçekçi gerekçeye dayandırılmayan mali aflar gereksiz düzenlemeler, sınavsız istihdamlar, denetimsizlikler ve benzeri uygulamalar devam ettiği sürece halktan vergi uyumuna katılmalarını beklemek sadece hayaldir.

Kıbrıs Türkü’nün bugünlere gelmesinde geçirmiş olduğu tarihi süreçlere bakılacak olursa yukarıda belirtmiş olduğum vergi uyumu ve kültürü ile ilgili görüşlerinin ne kadar gerekli ve kaçınılmaz olduğu görülecektir. Örneğin, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar Kıbrıs Türkünün planlı ekonomik faaliyetleri hiç yoktu. Halk daha çok küçük çapta çiftçilik, esnaf, zanaatkârlar ve işçi olarak hayatını zor koşullar altında sürdürmekteydi. 1960-1963 yıllarında ticaret ve üretim sektöründe girişimler yapılmışsa da Kıbrıs Türk Mücadele Tarihinde 21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırısı olarak Rumların Türklere karşı başlattıkları silahlı saldırılar dolayısıyla bu faaliyetler son bulmuştur. 1963-1974 yılları ise Kıbrıs Türk Cemaati çeşitli olanaksızlara rağmen namus ve şerefini korumak için büyük bir varoluş mücadelesi vermiştir. Bu mücadele de TC Kızılay yardımları ile TC hükümetlerinin sınırlı maddi ve manevi desteklerinin büyük katkısı olmuştur.

1974 Mutlu Barış Harekâtı’ndan sonra oluşan siyasi ve ekonomik yapı kurulmuştur. Bu süreçte çok hatalar ve suiistimaller yapılmış olmasına rağmen, özellikle 1980’li yılların başından itibaren planlı ekonomiye geçilmeye başlanmış ancak kamu maliyesinin en büyük kaynağı olan vergi hukuku ve ihtiyaç duyulan mahalli mali kaynakların sağlanması amacına yönelik gerekli önem verilmemiş, ihtiyaç duyulan mali kaynakların büyük bir kısmı TC’nin mali yardımlarından ve ganimetlerin satışından elde edilen paralardan karşılamıştır.

Bu tarihi sürece bakıldığı zaman cemaat statüsünden toplum statüsüne geçen Kıbrıs Türkleri vergi olgusunu pek özümlemediği gibi, şahit olduğu birçok gayri yasal uygulamalar nedeniyle de kurmuş olduğu devletine karşı vergi ödevlerini ve yükümlülüklerini yerine getirmeme yolunu seçmiştir. Denetimsizlik, siyasi popülizm uğruna yasaların gerektiği gibi uygulatılmaması da bu duruma ivme kazandırmıştır. Hal böyle olunca da ihtiyaç duyulan mali kaynağın elde edilmesi için vergi, resim ve harçların artırılması çözüm olarak görülmüştür.

Özetle, yukarıda açıklamaya çalıştığım hususlardan da anlaşılacağı gibi KKTC’deki vergi kültürünün oluşturulması ve vergi uyumunun sağlanması için gerek vergi yükümlülerine, gerekse başta hükümet olmak üzere, ilgili mesleki kuruluşlara ve sivil toplum örgütlerine büyük görevler düşmektedir. Bunlar yapılmadığı sürece, Kıbrıs meselesine çözüm bulunsun veya bulunmasın veya siyasal statüsü ne olursa olsun, Kıbrıs Türkünün yöneteceği kamu maliyesinin kendi ayakları üstünde durması mümkün olmayacaktır.

Yukarıda belirtmeye çalıştığım hususlar yapılmadığı sürece geçmiş hükümetlerde olduğu gibi her şey havada kalmaya mahkûm olur. Örneğin, en basit ancak gerekli olan yöntemlerden biri olan personelin eğitimi ve halkla ilişkiler ile vatandaşların vergi ödevleri ve vergi bilincinin yaygınlaştırılması konularında bugüne kadar lâftan başka ne yapıldı? Soruyorum, en azından vergi ile ilgili bilgilendirici ve/veya uyarıcı herhangi bir broşür, afiş vs. eğitsel yöntem kullanıldı mı? Sadece görsel veya yazılı basına reklamlar vermek yeterli değildir. Esas olan konunun mutfağına inmektir. Sırf gündemde kalmak için neredeyse her gün yapılan “cek-cak’lı” basın beyanatları dışında yapılan sosyo-ekonomiye ilişkin kayda değer bir şey yok. Unutulmamalıdır ki herşeyin başı mesleki eğitim, tecrübe denetim ile ödül ve ceza uygulamalarıdır. Bunlara önem vermeyenlerin hangi konuda olursa olsun başarılı olmaları mümkün değildir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık