HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Harid FEDAİ

Harid FEDAİ

27.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bâb-ı Âlî’ye (Başbakanlık’a) Verilen Nota’nın Süretidir

Seyf

23 Şubat 1914

Pazartesi; Sayı: 96

 

Bâb-ı Âlî’ye (Başbakanlık’a) Verilen

Nota’nın Süretidir

(Geçen haftadan devam)

Düvel-i Mu’azzama, Hükûmet-i Yûnâniyye’nin Devlet-i Aliyye’ye karşı mezkûr (söz-konusu) adaları tahkîm

(güçlendirme) ve bir maksad-ı bahrî ve askeri (deniz ve asker konularıyla ilgili) isti’mâl eyleyeceğine (kullanacağına); ve Adalar ve sahil arasında kaçakçılığı men’ (önleme) içün tedâbîr-i kat’iyye (kesin önlemler)

ittihâz edeceğine (alacağına) dâir, gerek kendilerine ve gerek Devlet-i Aliyye’ye (Osmanlı Devleti’ne) te’mînât-ı kâfiye (kesin garanti) verilmesine karar verdiler. Düvel-i Mu’azzama bu şerâ’iti (şartları) kulûs ile (güzellikle) icrâ (uygulamasını) ve muhâfaza eylemesini (korumasını) te’mîn (sağlamak) içün Hükümet-i Yûnâniyye üzerinde i’mâl-i nufûz eylemeyi (baskı yapmayı) mütekâbilen (oy-birliğiyle) kabul etmişlerdir.

Düvel-i Mu’azzama bundan mâ’adâ (başka) Adalar’da mevcûd-ı ekalliyetde (azınlıkta) bulunan Müslümanlar’ın hukûkunu (haklarını) himâye edeceğine (koruyacağına) dâ’ir te’mînât-ı kâfiye (kesin garanti) vermesini de Hükümet-i Yûnâniyye’den taleb edeceklerdir (isteyeceklerdir).

Düvel-i Mu’azzama, mukarrerât-ı sâlifeye (değinilen kararlara) Hükûmet-i Osmâniyye tarafından ri’âyet olunacağına (uyulacağına) i’timâd ederler (güvenirler).

 

Büyük Bir Esr-i Sahâvet (Cömertlik Olayı)

Hindistan Râcaları’ndan (Prensleri’nden) birinin İngiliz Bankası’na mevdû (yatırılmış) bir milyon İngiliz lirasını Hicaz şimendüferine (trenine) terk ve teberru’ eylediği (bağışladığı) iş’âr olunuyor (bildiriliyor) Müşarü’n- ileyh (adı edilen kişi), meblâğ-ı mezkûrın (adı edilen paranın) sırf Mekke-Medine hattının (demiryolunun) inşâsına (dönüşmesine) hasrolunmasını (harcanmasını) şart koymuştur.

İbrâz-ı semâhat (iyilik-severlik) ve sahâvet (cömertlik) eden (gösteren) Hind Râca’sı (Prens’i), ahîren (sonra da) Efâ-yı farîza-i hac (hac görevini yerine getirmek) içün Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’yi ziyâret eylemişti.

 

Taşoz Adası

Londra’dan istihbâr olunduğuna (bildirildiğine) göre, Mısır Hükûmeti, Taşoz Adası’nın Hidîv’e ‘â’idiyyetinden (aid olduğundan) bahisle, Yûnânîler’in cezîre-i mezkûreyi (adı edilen ada’yı) işgal eylemelerinden dolayı protesto edeceklerdir.

--

Amaltiya’dan:

Avrupa’da bulunan Hüseyin Câhid Bey, Türkiye – Yûnânistân ser-levhasıyle (başlığı ile) Fransız gazetelerine yazdığı bir mektubda şöylece idâre-i kelâm (söz) ediyor:

“Türkiye’de Yûnânlılar’ın düşmanı diye tanındım. Halbuki balkan-şebeh (ormanlık) cezîresinin (adasının) aldığı şekl-i ahîr (son şekil) üzerine, Yûnânistân’la te’sîs-i münâsebât (ilişkiler kurma) lüzumundan bahseden en evvel ben olmuştum; ve benim işbu teşebbüsüm (girişimim) yalnız kalmayıp jön-Türkler meyânında (arasında) dahi Yûnânistân’a yanaşmak içün büyük bir cereyan uyanmıştı. Bâb-ı Âlî (Başbakanlık) ise işbu mes’elenin ehermmiyyetini takdir ederek Yûnânistân’la dost geçinmeyi düşündü ve nîm-resmî (yarı-resmî) bazı teşebbüsâtda (girişimlerde) bile bulundu.

“Teessüf ederim ki işbu vesile ile bazı ifşââtda (açıklamalarda) bulunacağım: İttihâd ve Terakki Cem’iyyeti, murahhaslarından (delegelerinden) Hallacyan ve Orfanidileri Patrik-hâne ile işbu mes’eleye dâir müzâkere etmeye (görüşmeye) me’mûr etdi (görevlendirildi).

“Kaleme alınan proje, Patrik tarafından Yûnânistân’a irsâl olundu (ulaştırıldı). Fakat tam bu sırada Kıral Corc Selânik’de katlolundu (öldürüldü). Ve ma’lûm olduğu (bilindiği) üzre Bulgarlar ile Yûnânîler’in arası açıldı. Ve böylece işbu teşebbüsümüz akîm (yarıda) kaldı.

“Acaba kabahat yine Türkiye’nin mi?

“Patrik tarafından tasvib edilen (onaylanan) proje, Atina’da mazhar-ı kabul olmadı (kabul edilmedi). Çünki Venizelos istemiyordu.

“Sonra Makedonya Müslümanları’na Rûmlar tarafından revâ görülen (yakıştırılan) mezâlim (zülûmler) ve Adalar’ı kat’iyyen (kesinlikle) muhâfaza etmeğe (elde tutmaya) Dâir Yûnânistan’ın aldığı vaziyet-i ahîre (son tutum), Yûnânistân’ı bize dün olduğu gibi bugün ve yarın da düşman diye tanıtmıştır.

“Adalar, Yûnânistân içün hayat ve memât  mes’elesi mi? Hayır! Acaba Yûnânistan’ın menfa’ati iktizâsı (gereği) değil midir ki Türkler’i Bulgarlar ile i’tilâfa (iş-birliğine) takarrub etdirecek (yanaştıracak) sebebiyetlerde (tutumlarda) bulunmasın? Bi’l-akis (aksine), Türkler ile i’tilâf edüp (yakınlık kurup) Bulgarlar’a karşı gelmek, menâfi’i (çıkarları) iktizâsından (gerekliliğinden) değil midir?

“Bugün değil ise yarın mutlaka bir muhârebe (savaş) zuhûr edecektir (baş gösterecektir). Böyle bir muhârebe (savaş) zuhûrunda (çıkmasında) Yûnânistân bî-hiss (sessiz) kalamaz. Ve yalnız Adalar’ı değil, Selânik ve Kavala’nın muhâfazası içün kuvve-i bahriyesini (deniz gücünü) tezyîd etmek (artırmak) mecburiyetindedir.

“Bir Deridnot iştirâsı (pahası) içün sarf ettiği üç milyon lirayı şimendüfer (tren), yol ve mekteblerine (okullarına) sarf etmek daha münâsib değil miydi? Halbuki Adalar’da kaldıkça başka türlü hareket edemez. Her iki memleket de rekâbet-i bahriye (deniz – gücü yarışı) altında harâbiyete (yok olmaya) doğru sürüklenecektir.

“Her iki memleket de bundan mutazarrır (zarara uğramış) olacaksa da, Yûnânistân nisbetle (bir oranda) daha mutazarrır (zararlı) olacaktır. Ve bu zarar ve ziyanlar yalnız, evet yalnız birkaç Adalar içindir.

“Halbuki iyi düşünen kafalar İslâvlığa bir sedd-i âhenîn (demir sınır) çekmek için acaba bir zemîn-i i’tilâf (anlaşma ortamı) bulamazlar mı?

“Benim fikrimce Adalar’ın halle (çözümü) içün yegâne (tek) çare şudur:

“O da Adalar’ın bî-taraflığını (tarafsızlığını) i’lân etmek ve idaresini Düvel-i Mu’azzama (Büyük Devletler) kontrolüne tevdî etmektedir (vermektedir).”

--

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mütâlâ’ât (Yorumlar):

 

Romanya ve Adalar Mes’elesi

 

Adalar meselesinden dolayı Türkiye ile Yûnân arasında bir harb (savaş) zuhûr ettiği (çıktığı) takdirde Romanya Gükûmeti bî-taraf (yansız) bir seyirci halinde kalamayacağını Bâb-ı Âlî’ye (Başbakanlığa) ithâm etmişdir (bildirmiştir. Bu haber Paris’de büyük memnuniyetle telâkki olunmuştu (karşılanmıştır).

Fransa mahâfilinin (çevrelerinin) zan ve i’timâdına göre Romanya’nın bu tebliği, Bâb-ı Âlî’ye (Başkanlığa) Devletler’in kararına mutâva’at edilmesi (uyulması) lüzumunu (gereğini) ihtar demek olacağından, Türkiye’nin bu tebliğpi lâyık olduğu ehemmiyetle telâkki edeceği (sayacağı) şüphesiz addolunuyor (sayılıyor).

Fransa efkâr-ı umûmiyyesi (kamuoyu), bu Romanya ihtarının (hatırlatmasının) tebliği (açıklanması) üzerine, karar-ı Düvele’nin (Devletler kararının) bilâ-te’hîr (gecikmeden) Bâb-ı Âlî’ye (Başbakanlığa) bildirilmesi lüzumuna kâil olmaktadır (inanmaktadır.)

- Seyf: Hafta içinde gelen telgraflar, aylardan beri söylenip durmakta olan hüd (bilinen) Devletler kararının Bâb-ı Âlî’ye tebliğ edilmiş olduğunu bildiriyor. Ma’a-mâ-fîh (Bununla birlikte) tebliğ-i vâkı’ada (bildirme olayında) İ’tilâf-ı Müselles (Üçlü Anlaşma) Devletleri’ne tervîc edilmiş (kabul ettirilmiş olan “Beyne’l-Düvel Muhafaza-i vaz’iyyet” (Devletler-arası Durumun Korunması) düsturu (kuralı) münderic olmamasından (içinde bulunmamasından) Avrupa’nın Yûnân hesabına bekçilik vazifesini de der-uhde etmedikleri (üstlenmedikleri) anlaşılıyor.

Rekâbet-i bahriyede (deniz gücü yarışmasında) Türkler’den geri kalacağı muhakkak (kesin) olan Yûnân’ı, Devletler’in haksız ve tarafgîrâne (yantutucu) kararlarından münfa’il (kırılmış/gücenmiş) olan Hükûmet-i Osmâniyye’nin bir hücum muhtemelinden (ihtimalinden) kurtarmak için Yûnân Baş-Vekîli (Baş-Bakanı), karar-ı

Düvelî teblîğ-nâmesine (bildirgesine) zirk olunan (adı geçen) tehdîdleri (korkutmaları) derc ettirmeğe (kaydettirmeğe) muvaffak olamayınca, Bükreş’e baş-vurmuş ve bi’l-vâsıta (bu suretle) Romanya Hükûmeti’ne bir tehdid (korkutma) nümâyişi (gösterisi) yaptırmıştır.

Edirne’nin istirdâdı (geri alınması) üzerine, ayni tarzda Romanya tarafından bir tehdid nümâyişi (korkutma

gösterisi) daha icrâ edilmiş (yapılmış) idiyse de; o vakit Türkiye o nümâyişe (gösteriye) hiç ehemmiyet vermemekle mukâbele etmiş (karşılık vermiş), ve Romanya Kıralı’nın Zât-ı Şâhâne’ye (Padişah’a) keşide ettiği (çektiği) telgraf, İstanbul Mu’âhedesi’nin (Antlaşması’nın) akdıyle (imzalanmasıyle) yarı Türkiye’nin bizde kalmasına mâni olamamıştı.

Şimdiki tehdîdin de (korkutmanın da) Fransa mehafilinde (çevrelerinde) zannolunduğu derecede bir te’sîr (etki) îkâ edemediği (yapamadığı) Devlet-i Osmâniyye’nin karar-ı Düvelî’ye (Devletler kararına) i’tâ etmiş (vermiş) olduğu cevap me’âlinden (anlamından) istidlâl olunuyor (anlaşılıyor).

Karâr-ı Düvelî (Devletler Kararı) tebliğ-nâmesiyle (bildirisiyle) Bâb-ı Âlî’nin cevabı, Royter’in telgraflarına aid kısmında mündericdir (bulunmaktadır).

--

 

Balkan Müzâkerâtı (Görüşmeleri)

 

Rusya’nın sahâbet (sahipçıkma / arka olma) ve himâyesiyle (korumasıyle) Balkanlar’da yeni bir zümre-i ittifâkiyye (birlik grupu) teşkili (oluşturulması) için Romanya, Sırb ve Yûnân hükûmetleri arasında müşâvereler (görüşmeler) vukû bulunmaktadır (yer almaktadır).

Peterburg’da yek-diğere (birbiriyle) mülâki olmuş (görüşmüş) olan Sırb ve Yûnân Baş-VCekilleri (Baş-Bakanları) Bükreş’e gidip orada Romanya ricâliyle (önde-gelenleriyle) görüştükten sonra birlikte Belgrad’a gitmişlerdir.

Yûnân Baş-Vekili (Baş-Bakanı) Venizelos bir müddet Belgrad’da tevakkuf etmiş (kalmış) ve orada Sırb kıralıyle de mülâkat etmiştir (görüşmüştür.)

Bu mülâkatların (görüşmelerin) ciddiyetden ziyade nümâyiş (gösteriş) esasında müstenid (dayalı) olduğu anlaşılıyor.

Çünki Yûnân Baş-Vekili (Baş-Bakanı) bir gazete muhbiri tarafından bu bâbda (konuda) vukû bulan (yer alan) istîzâha (açıklamaya) cevâben, “müzâkerelerimizin (görüşmelerimizin) neticesi kanâat-bahşeder (tatmin edicidir); fakat hiçbir vechile mücib-i meserret (sevindirici) değildir” demiştir.

--

İstikrâz (Borçlanma) Mes’elesi

 

Hükûmet-i Osmâniyye’nin Paris’de akd edeceği (yapacağı) büyük istikrâz (borçlanma) hakkındaki müzâkerât (görüşmeler) bu hafta zarfında mühim bir terakki (ilerleme) göstermemiştir.

Fransızlar’ın, Rusya’nın kumandasına ittibâ’en (uyarak), Türkler’e karşı mâlî boykotajda ne dereceye kadar ısrar ve devam edecekleri cây-ı su’âl (belirsiz) görülmektedir.

Şarkda (doğuda) azîm (büyük menâfi-i iktisâdiyyesi (iktisadî çıkarları) olan Fransa, Devlet-i iktisâdiyye’nin geçirdiği buhrân-ı m^’alî (malî sıkıntıdan) bi’l-netîce (sonunda) mutazarrır (zararlı) olabilir.

Paris’deki Osmânlı Sefâret-hâbnesi’nde (Elçiliği’nde) keşîde edilen (çekilen) ziyâfet-i resmiyyede hazır bulunan Fransa Baş-Vekili (Başbakanı) ile Maliye Nâzırı Cavid Bey ve sâ’ir ricâl-i Osmâniyye (Osmanlı ileri-gelenleri) ile pek samimî surette görüşmüşlerdir.

İstikrâzın (borçlanmanın) akdı (yapılması) kuvve-i karîbeye geldiğine (yaklaştığına) dâir pek çok mahafilde (çevrelerde) kanaat hâsıl olmuştur. Ma’a-mâ-fîh (bununla beraber) Adalar mes!elesi hakkındaki karar-ı Düvelî’ye (Devletler’in kararına) karşı Bâb-ı Âlî’nin ittihâz ettiği (izlediği) terz-ı hareket üzerine Paris müzâkerâtının (görüşmelerinin) ne gibi bir neticeye müncer olacağı (varacağı) tahmin olunamaz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.