Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Harid FEDAİ

Harid FEDAİ

01.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Baf Muhabirimizden: Donanma Sergisi

Seyf

09 Mart 1914

Pazartesi; Sayı: 98

 

Baf Muhabirimizden:

Donanma Sergisi

Donanma-yı Osmânî menfaatına bir aydan beri teşkîl ve tanzîmiyle meşgûl olduğumuz Sergi, Martın birinci Pazar günü güşâd edilerek (açılarak) parlak ve pramid muvaffakıyetler ile neticelenmiştir.

Kasaba’nın “Mescid” tesmiye edilen (bilinen) meydanlığında müfrez (ayrı) bir mahalde vâki olan sergi binasının cebhe ve kapısı, sevimli Osmanlı bayraklarıyle donatıldığı gibi, meydanlıkda Osmanlılığın millî musikisi olan davul ve zurnada millî ve şevk-âmîz havalar çalmakta bulunuyordu.

Halk vaktin takarrubuna mebnî (vaktin yanaşmasına göre) feve feve (dalga dalga) sergi mahalline akışıyor. Köylü kardeşlerimizin çekrelerinde ise bir bayram gününe mahsûs âsâr-ı neş’e ve şetânet parladığı halde takım takım meydanlığa, sergi etrafına üşüşüyordu. Vaht-i mu’ayyenin hulûlu üzerine Sergi, Doktor Eyyub Necmeddin Bey’in müheyyic (heyecan veren) bir nutku ve nutku ta’kîb eden Fazîletlû Müderris Hâfız Ali Efendi Hazretleri’nin belîğ bir duâsıyle saat dokuzda umûm erbâb-ı hamiyete güşâd edilmiştir.

İlk numaranın keşidesi (çekilişi) müzâyedeye (açık-artırmaya) vaz edildiğinden (konulduğundan), birkaç zevât-ı hamiyet-simât (yardım-sever efendiler) arasında kısa bir müsabaka-i hamiyyetden (yardım yarışmasından) sonra otuz bir şilin bedel ile Kulüb a’zâsından (üyesinden) Komiser (Kaymakamlık) Kâtibi Ahmed Faik Efendi, uhde-i hamiyyetde takarrur eyleyerek (yardımı sürdürmeğe devam ederek) numara keşîdesi (çekilmesi) mu’amelesine (işlemine) germî (hız) vermiştir.

Bundan sonraki hâl ü manzara hakikaten görülecek şeylerdendi.

Hücum başladı. Herkes bu hayırlı işin mes’ûd bir neticeye iktirânı (ulaşmasını) temennî ve kvâhişle (istekle) yek-diğerine rekabet edercesine numaralar çekiyor ve eşya tevziine mahsûs (eşya dağıtımını içeren) odalara koşarak taline isabet eden eşyayı alıyordu.

Sergide kadın, erkek ashâb-ı mürüvvetin (hayır sahiplerinin) ihdâ eylediği (hediye ettiği) eşya meyânında (arasında) kıymetli ve değerli olanlar pek çok bulunduğundan, arada – sırada bu misillü eşyâ-yı girân-baha (pahalı eşya) çıkıp tevzi’ edildikçe (dağıtıldıkça), sergi koridorunda ve onu ta’kiben dışarıda sürekli alkış tufanları kopuyor; ve bu sebeple keşîde (numara çekme) arzu ve hevesi arttıkça artıyor, Kulüp erkânı da bu emr-i azîmde ibrâz eylediği hüsn-ı niyet ve fedakârlığının mükâfatını, bu takdirkâr alkışların samîm-i ma’neviyesinden devşirerek yalnız bununla ihrâz-ı mübâhât eyleyordu (övünç duyuyordu).

Her odada kemâl-i sür’at (hızla) ve emniyetle (güvenle) vazifelerini îfâ eden (yerine getiren) dört-beş efendi mevcûd bulunduğundan ve her şey mihver-i lâyıkında (uygun dönencesinde) deverân edip (dönüp) hiçbir hâdisede zuhûr etmediğinden (aksama görülmediğinden) 3,500’e bâliğ olan (ulaşan) numaralar 6 saat zarfında kâmilen (hepten) çekilerek eşyâ elden çıkarılmıştır.

Me’mûlün (beklenilenin) fevkinde (üstünde) mazhar olduğumuz bu rağbet-i hamiyetkârâne (yurt-severlik ilgisi) bizi azîm (büyük) minnet ve şükrâna gark eylemiştir.

Biz numaralarımızın ancak beş-altı gün zarfında sarfolunabileceğini zan ve tahmin ettiğimizden hanım-efendiler için numara keşidesi (çekilişi) mu’âmelesiyle (işlemiyle) ertesi güne ta’likini (ertelenmesini) tensîb etmiş (onaylamış) ve bu sebeple bilmiyerek ve istemeyerek bir gaflet (dikkatsizlik) göstermiştik.

Bu bâbda (konuda) istifâ-yı kusûru – ârzû ve meyl gördüğümüz takdirde, görüleceğinden eminiz – yalnız, hanımlara mahsûs (özgü) olmak üzere ayrıca bir sergi tertib eyleyerek telâfi-i mâfât eylemeyi vazife biliriz.

Serginin güşâdıyle (açılışı ile) hıtâmı (sonu) nazar-ı dikkatı celb (çeken) bir hadise teşkil eylemekle, zikr etmeksizin (değinmeksizin) göçemeyeceğiz:

Yukarıda beyan eylediğimiz üzere il numarayı keşide ile (çekerek) sergiyi güşâd eden (açan) Fâik Efendi olduğu gibi, Komisyoncu Ali Efendi Seyyid Ali’nin ihdâ (hediye) eylediği bir kuzuyu dahi ihtivâ eden (içeren) son dört numarayı bi’l-müzâyede (açık artırma ile) on altı şiline iştirâ eyleyen (satın alan) yine hamiyetli Tera karyesi (köyü) eşrâfından Fâik Efendi olmuştur. Ne güzel tesâdüf! Serginin hıtamı (son ermesi) üzerine hamiyetli ehaliye kıtaben teşekkür-âmiz bir nutuk daha îrâd edildikten sonra, orada mevcûd bi’l-cümle (bütün) ehali Hürriyyet Kuşübü’ne dâvet edilerek lokumlarla ağırlanmışlardır.

Bunu müte’âkib Kulübde zevât-ı ma’lûmeden mürekkeb (bilinen efendilerden oluşmuş) in’ikâd eyleyen (toplanan) Komisyonn, sergi hâsılatının (gelirinin) doksan küsûr liraya bâliğ olduğunu (ulaştığını) meydana koymuş ve Kulüp önünde müctemi’ (toplanmış) halka tefhîm-i keyfiyet eyleyerek (durumu açıklayarak); meblâğ-ı mezkûr (adı edilen para), Sergi Komisyonu Reisi ve Sandık Emini (Muhasip) İzzetlû Hâfız Ramadan Efendi’ye teslim edilmiştir.

Sergiye eşyâ ihdâsı (bağışlanması) ve yevm-i mahsûsda (o günde) numara keşidesi (çekilişi) hususlarında gayret ve fedakârlıkları meşhûd olan (görülen) Kasaba, Tera, Poli, Antroligo, Yalya, Hırsofu, Susuz, Ayyorgi, Mamonya, Marona, Ayyanni, Vretça, Hulu, Lâpityo, Mamundali, Agurso, Dimi, Yeroşibu, Mandirya ve daha der-hâtır edemediğimiz (hatırlayamadığımız) sâ’ir köyler ehali-i hamiyet-mendânına (hayır sahiplerine) arz-ı şükrân-ı firâvân (bol bol teşekkürler, minnetler) ve her mes’ele-i milliyyede (milli konularda) hamiyet (destek) ve vatan-perverliklerini (vatan-sevgilerini) müctemi’ân (toplantılarda) ızhârdan (göstermeden) geri kalmayan Tera ehali-i muhteremesinin hamiyet ve fedâkârlığı ve Poli’de mukim olup (yaşayan) serginin kuvveden fi’le çıkmasına (gerçekleşmesine) mâlen (malca), bedenen (çalışarak) hizmet ve gayreti sebkat eden (geçen) Mustafa Efendi Said Efendi’nin himem-i vatan-perverâneleri (yurt-sevgisi gayretleri) bir âverde-i zebân oluyor (dillerden düşmüyor).

--

 

Seyf

09 Mart 1914

Pazartesi; Sayı: 98

 

Lârnaka Mektubu

Seyf Cerîde-i Mu’teberesine

(Saygın Seyf Gazetesi’ne)

Efendim!

Terazi iskelesinde Belediye Kantarcısı Hasan Fedâî Efendi’nin ,’âne-i Bahriyye’ye hediye ettiği gayet güzel bi aded tavuk, Meserret Gazinosu müste’ciri (icracısı) Ali Nâtık Efendi tarafından piyangoya va’z olunarak (konularak) beher numrosu iki kuruş olmak üzre 116 kuruş cem’ olunup (toplanıp) keşidesinde (çekilişinde) Mûsâzâde Mustafa Ağa’nın üzerinde kalmağla, mûmâ-ileyh (adı edilen) hâsılatı (elde edilen geliri) yine Donanma-yı Osmânî’ye âid olmak üzre on kuruş daha ilâve ederek müzâyedeye (açık artırmaya) vaz olunmasını (konulmasını) teklif etmekle; Ali Nâtık ve Abdülkâdir Necati Efendiler tarafından şehr-i hâlin (içinde bulunulan ay’ın) ikinci akşamı Meserret Gazinosu’nda müzâyedeye (açık – artırmaya) vaz olunup (konulup) 1268 kuruşta 3316 numrolu Zabtiyye Tahsin Ağa’nın üzerinde takarrur etmiştir (kalmıştır). Ba’de’l-ihâle (açık artırma sonucu) Polis Tercümanı Abdu’r-rahmân Efendi bir şilin daha ilave ederek mecmû (toplam) 1277 kuruş Hamid Beyefendi’ye teslim olunup lâzım gelen ilm ü haberi (alındı kâğıdı) istihsâl olunmuştur (alınmıştır.)

Ehâlî-i İslâmiyye’nin bâ-husûs (özellikle) fıkraların (partilerin) hamiyet ve gayret-i milliyyeleri sezâvâr-ı takdîrdir (takdire lâyıkdır) Hele Tosun-zâde Mustafa Efendi’nin, her iânede (yardımda) olduğu gibi bunda da ibrâz buyurdukları (gösterdikleri) fedâkârlığı ve Ali Nâtık Çavuş’un gayret-i fevka’l-âdesini zikretmeden geçemeyeceğim.

Mezkûr müzâyedede müşâhede ettiğim bir hali söylemekliğime lutfen müsâade buyurunuz: Kızıl Hasan nâmında bir çoban ki (gayet fakir ve beş-altı çocuğu vardır), kesesinde bulunan bütün meblâğı fart-ı hamiyetinden (aşırı yurt-severliğinden dolayı) seve seve iâneye (yardıma) terk ve teberru eylemesini insan gördükçe bu gayyûr (gayretli) ve fedâkâr millet fıkralarının hamiyet-i milliyyesine sevinç gözyaşlarını dökmemek elden gelmiyor.

Aceba ne olur ağniyâmız (zenginlerimiz) da biraz himmet etseler de düşman ayakları altında ezilmiş mukaddes (kutsal) vatanımızı, ileride olsun kurtarmağa muvaffak olup hetk olunmuş (tecavüze uğramış) ırzlarımızla, tecâvüzât-ı vahşiyâneye uğramış nâmûslarımızın intikâmını alsak! Ma’âzallah (Allah korusun) biz de öyle bir felâkete ma’ruz kaldığımız (uğradığımız) zaman mı intibâh hâsıl edeceğiz? (uyanacağız?)

Ümid ederiz ki bundan sonraki i’ânâtde (yardımlarda) muhterem ağniyâmızın (zenginlerimizin) büyük yekûn teşkil eden erkâmını (rakamlarını / sayılarını / görmekle iftihar edeceğiz.

 

Lârnaka Muhabiri

A. K.

--

Havâdis-i Mahalliyye

(İç – Haberler)

 

Meclis-i Kavânîn

(Yasama Meclisi)

Meclis-i Kavânîn (Yasama Meclisi) 24 Mart 1914 Salı günü saat 2.00’de güşâd edileceği (açılacağı) bâ-emr-i Vilâyet-penâhî (Vâlî’nin emriyle) i’lân olunur.

--

Meclis-i Mevkûte

(Süreli Mahkeme)

Geçen Salı günü Girne’de in’ikâd eden (otorum yapan) Meclis-i Cezâiyye (Cezâ Mahkemesi), Vuno Karyeli (Taşkent’li) Toğli, Hacı Nigola’yı katle (öldürmeye) tasaddî ettiğinden (giriştiğinden7 sene; ve Dikomo karyeli (Dikmen’li) Yorgi ile Meniko’lu Kostanti bir karıya cebren (zorla) fi’l-i şenî (ırza tecâvüz) icrâ ettiklerinden on beşer sene hapis cezasına mahkûm edilmişlerdir.

--

Hamiyyet Tezâhürâtı,

(Milli Onur Etkinlikleri),

 

Hürriyet ve Terakkî Kulûbü’nden:

Kulib a’zâsından (üyelerinden) Mehmed Enîs Efendi ile bakkal, Lefkoşalı Süleyman Şevket Efendiler’in gayret ve delâletiyle Vadili karyesinde (köyünde) ehâlî-i İslâmiyye tarafından cem’ olunan (toplanılan) 8 lira ve bir kuruş Donanma İânesi (Yardımı), Kulüb İdaresine irsâl kılınmış (iletilmiş) olmağla, meblâğ-ı mezkûrun (söz-konusu paranın) şu’be Riyâseti’ne (Şube Başkanlığı’na) teslim edildiği ve zikr olunan (söz-konusu) meblâğın cem’i (toplanması) zemnında (konusunda) Vadili ehâlîsinden Muhtar Derviş Hacı İbrahim, Ali Hasan Sarı, Hüseyin Mustafa, Emîr Mehmed, Hüseyin Hacı İsmâil, Musa Hüseyin Musa Ağâlarla Lefkoşalı Seyyid Efendi’nin fevka’l-âde yararlılıkları görüldüğü ma’a-takdir (takdir edilerek) i’lân olunur.

--

Yenağra (Nergizli) ehâlî-i İslâmiyyesi tarafından  Donanma İânesi (Yardımı) olmak üzre, bu kere dahi i’tâ edilip (verilip) karye-i mezkûre (adı edilen köyün) mu’allim-i hamiyet-perveri (yurt-sever öğretmeni) Mustafa Hakkı Efendi yediyle (eliyle) Kulüb idâresine irsâl edilmiş (iletilmiş) olan bir lira, on yedi şilin ve yüz para, Şu’be Riyâsetine (Başkanlığına) teslim olunduğu; ve ale’l-umûm (bütün) karye (köy) ehâlîsinin ve bi’l-hassa (özellikle) mu’allim-i mûmâ-ileyhle (adı edilen öğretmenle) Muhtar Derviş Efendi ve Hasan Ağa’nın gayret ve hamiyetleri (özverileri) şâyân-ı takdîr görüldüğü (takdire değer bulunduğu) i’lân olunur.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.