KTV
  • 28 Mart 2017, Salı 10:33
HaridFEDAİ

Harid FEDAİ

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mütâlâ’ât (Yorumlar)

Seyf

02 Mart 1914

Pazartesi; Sayı: 97

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mütâlâ’ât (Yorumlar)

Arnavudluk Prensi

Arnavudluk’un müntehib (seçilmiş) hükümdârı Prens Veyd, yeni tahtı kat’iyyen kabul edip işe başlamazdan evvel, muhtelif Avrupa pây-i tahtlarını (baş-kentlerini) ziyaret etmeği münâsib görmüş ve bu fikrini mevki-i icrâya koymak (yürürlüğe geçirmek) için Avrupa kıt’asında bir devir (dolaşım) yapmağa çıkmıştır.

Şubat’ın 18’inci günü Londra’ya muvâsalat ederek (ulaşarak) ricâl-ı hâriciyye (dış-işleri önde-gelenleri) ve İngiltere hükümdârıyle (Kıralıyle) mülâkât etdikten (görüştükten) sonra, 13 saat zarfında Londra’yı terk ederek Paris’e gitmiştir.

Bundan evvel Roma, Viyana ve Berlin’i de ziyaret etmiş olan Prens, bu kere Es’ad Paşa’nın riyâset ettiği (başkanı olduğu) Arnavud Hey’eti’ni kabul etdikten sonra Drac’a giderek vezâ’if-i hükümdârîye (hükümdarlık görevlerine) mübâşeret edecektir (başlayacaktır.)

 

Balkanlılar Münâsebâtı (İlişkileri)

Sâbık (eski) Müttefikler’in münâsebât-ı siyâsiyyesi (siyasî ilişkileri) henüz tamamıyle avdet etmemiştir. Yalnız Sırbistan, Bulgaristan arasında 17 Şubat tarihinde münâsebât (ilişkiler) resmen i’âde olunmuştur (başlamıştır).

Sırbistan’ın Sofya Sefâretine (Elçiliğine) ta’yin edilmiş olan Çolak Antiç, Bulgar Kıralı tarafından sûret-i resmiyyede kabul edilmiş ve bu suretle iki hükûmetin münâsebât-ı siyâsiyyesi tekrar te’essüs etmiştir (kurulmuştur.)

Yûnân ve Bulgar münâsebâtına (ilişkilerine) gelince: Bu hususta yeni bir hat ve (adım) atılamamıştır. Her iki hükûmet evvelce iâde-i münâsebât (ilişkilerin yeniden başlaması) içün üserânın (askerlerin) teslimini şart koymuşlardı. Bulgar Hükûmeti bu şarta tevfikan (uygun olarak) Bulgaristan’da bulunan bi’l-umûm (bütün) Yûnân esirlerini tahliye etdiği (serbest bıraktığı) halde, Yûnân Hükümeti bu şarta el-ân (hâlâ) ittibâ etmemekde (uymöamakda) ısrar ediyor.

Hâlâ Selânik’de ve mahal-i sâ’iredeki (başka yerlerdeki) Yûnân hapis-hânelerinde birçok Bulgar gönüllüleri bulunmakdadır.

Yûnânîler Bulgar esirlerini tahliye etmedikce (serbest bırakmadıkça) tabîî her iki hükûmet arasında münâsebât-ı siyâsiyye (siyasî ilişkiler) avdet edemeyecektir.

--

 

İstikrâz (Borçlanma) Mes’elesi

Alaman ve Fransız murahhasları (delegeleri) arasında Anadolu şimendüferleri hakkında hâsıl olan i’tilâf (iş-birliği) üzerine Osmânlı istikrâzının (borçlanmasının) ‘akdine (yapılmasına) doğru bir hat ve (adım) daha atılmıştır.

Zâten Câvid Bey’le Fransa Hükûmeti arasında takarrur etmiş (kararlaştırılmış) olan i’tilâf (iş-birliği), istikrâzın (borçlanmanın) nihayet gelecek Nisana kadar sûret-i kat’iyyede (kesin olarak) akdine (yapılmasına) bir mâni (engel) kalmadığını gösteriyor.

Ma’a-mâ-fîh (bununla birlikte) Hükûmet-i Osmâniyye’nin sene-i mâliyesi (mâlî yılı) hıtâm bulmakta (sona ermekte) ve el-yevm (günümüzde) intihâbâtı (seçimleri) neticelenmek üzere olan Meclis-i Meb-ûsân’ın (Mebuslar Meclisi’nin) pek yakın bir zamanda ictimâ’a (toplanmağa) dâvet olunması takarrur etmekde (kesinleşmekte) olduğundan, gelecek sene zarfında atacağı adımları ta’yîn edebilmek (kararlaştırmak) içün Hükûmet-i Osmâniyye hâl ü mevki’i (durumunu) meşkûkiyyetden (kararsızlıktan) âzâde (arınmış) görmek istediğini Fransa Hükûmeti’ne ithâm etmişdir (bildirmiştir). Takarrur etmiş (kesinleşmiş) olan büyük istikrâza (borçlanmaya) mahsûben (göre) Hükûmet-i Osmâniyye Paris’den mühim avanslar alabilecek ve istikrâz (borçlanma) hakkındaki mu’âmelâtın (işlemlerin) ihtiyâcât-ı mübremesini (âcil gereksinimlerini) bu avanslarla te’min edecektir (sağlayacaktır)

--

Tasvîr-i Efkâr’dan:

On İki Ada’nın Tahliyesi

Berliner Tağblat gazetesinin Roma muhabiri, İtalya’nın taht-ı işgalinde (işgali altında) bulunan Adalar’ın karîben (yakında) tahliye edileceğine (boşaltılacağına) dâir Tan gazetesine iş’ârât-ı atiyyede bulunuyor (aşağıdaki bilgileri veriyor):

Hükûmet-i Osmâniyye; İtalya’nın Anadolu’da taleb ettiği (istediği) imtiyâzâtı (ayrıcalıkları) i’tâ eylemiştir (vermiştir).

Şekle dâir tanzim edilecek daha ba’zı noktaları mevcûd olduğundan, husûle gelen (oluşturulan) i’tilâf-nâme (iş-birliği metni) birkaç güne kadar imza edilecektir.

İ’tilâf-nâmenin (iş-birliği metninin) imza edilmesini müte’âkib (imzalanmasından sonra) rehin makamında hıfz edilen (tutulan) bu On İki Ada, Hükûmet-i Osmâniyye’ye i’âde edilecektir.

--

Sefîrlerimizin (Elçilerimizin) Telgrafları

Cevâbî notanın Avrupa kabinelerinde (Bakanlar Kurulu’nda) icrâ ettiği (yaptığı) te’sîrât (etkiler) hakkında rüferâ-yı Osmâniyye (Osmanlı Elçileri) tarafından Bâb-ı’Âlî’ye muttasıl (kesintisiz) telgraflar vârid olduğunu (ulaştığını) ve bu telgraflara nazaren (göre) evvelce de tahmin ettiğimiz vechile (gibi) Bâb-ı Âlî cevâbının Düvel-i Mu’azzama (Büyük Devletler) Kabineleri’nce (Bakanlar Kurulları’nca) müsâ’id (uygun) bir suretle telâkki edildiğini (sayıldığını) öğreniyoruz.

Adalar mes’elesi’nin doğrudan doğruya ve bir sûret-i müsâlemet-kârânede (barış anlayışı içinde) Türkiye ile Yûnânistân beyninde (arasında) halledileceğine (çözümleneceğine) dâir Bâb-ı Âlî mahâfilinde (çevrelerinde) ızhâr edilen (beslenen) ümidler günden güne kuvvet bulmaktadır.

--

Edebiyyât

 

- Bir zâtın ictimâsı (ilgisi) üzerine Hazret-i Enver’in tasvîri’çün söylenmişdir –

Gönül, bir dâver-i âlî-hısâle öyle hasretdir

Ki resm-i dil-pezîri inşirâh-ı sadre kuvvetdir

Hemîşe hayre masrûfdır işi ayn-ı kirâmdır

Cenâb-ı “Enver”i seyr eyle timsâl-i hamiyyetdir

Vücûd-ı es’adı Hakkdan bize mahz-ı ‘inâyetdir

 

Şecâ’at, sıdk u gayretle müzeyyen cevher-i zâtı

Cemâl-i bâ-kemâlinden ıyândır hüsn-i niyyâtı

Müsellemdir anın her hâlde ‘irfân ü kemâlâtı

Cenâb-ı “Enver”i seyr eyle timsâl-i hamiyyetdir

Vücûd-ı es’adı Hakkdan bize mahz-ı ‘inâyetdir

 

Hulûs-ı niyete makrûn bütün âmâl ü tedbîri

Madîs-i “utlubu’l-hayr”ı eder ihtâr kasvîri

Sakın uğraşma iknâ’a gürûh-ı ehl-i tezvîri

Cenâb-ı “Enver”i seyr eyle timsâl-i hamiyyetdir

Vücûd-ı es’adı Hakkdan bize mahz-ı ‘inâyetdir

 

Kaytaz-zâde Nâzım

--

Havâdis-i Mahalliyye

(İç Haberler)

 

- Sâbık tahsildâr Kosta Babadobullo ihtilâs etdiği (çaldığı) meblâğ (para) içün aleyhine sirkat (hırsızlık) dâvâsı ikâme edildiğinden (açıldığından) üç sene habse mahkûm olmuştur.

- Lâkadamya karyeli (köylü) Giryago Dimitri ve Nikola Lefteri, karye-i mezbûreli (ayni köyden) Mihaili Andoni’yi kasden katlettikleri ‘inde’l-muhâkeme (muhakeme sonunda) sâbit olduğundan (anlaşıldığından) her ikisinin de i’dâmına karar verilmiştir.

--

Difteri (Kuşpalazı)

Balcı – Ayazması’nda İyulya Kostanti isminde 20 yaşlarında bir Rum kızı difteri hastalığına dûçâr olarak (tutularak) berâ-yı tedâvî (tedavi için) Lefkoşa Hastahânesi’ne naklolunmuştur (aktarılmıştır).

--

Seyf

02 Mart 1914

Pazartesi; Sayı: 99

 

Türkiye’ye Donanma İctihâd (dîni yorum)

Kapusından Girer

 

Can çekişmiş bir milletin dirilmesi, canlanması için o milletin rehberleri (yol-göstericileri) bulunan mütefekkîrleri (aydınları), bu hususta hiçbir kimsenin hatırına gelmeyen birtakım hârikalar yaratarak o milleti düşmüş olduğu vartadan (uçurumdan) kaldırırlar. Fi’l-vâki (aslında) o halâskâr (kurtarıcı) vasıtaların efkâr-ı umûmiyyede (kamu oyunda) kendisini kabul içün bir zemîn-i müsâ’it (uygun alan) bulması; ve bunun içün de o milletin verâbıt-ı dîniyye ve ictimâ’iyyesiyle (dinî ve sosyal bağlarıyle) alâkadar olması pek siyâde hâ’iz-i ehemmiyet (önem taşıyan) şeylerdendir.

Lâkin şu da inkârı gayr-ı kâbil (mümkün olmayan) hakikatlerdendir ki her tecceddüd (yenilik) her yerde ne kadar ma’kûl ve  mantaki (kurallara uygun / mantıklı) olsa da, yine birçok mâni’alara (engellere ma’rûz kalır (uğrar).

Bütün ibtidâ’î  (ilkel) milletlerde terakkî (ilerleme) ve medeniyyet (uygarlık), daima yukarıdan gelmiş ve işte o yukarıdan uzanan demirden bir el bütün mâni’aları (engelleri) parçalamış ve bu suretle efkâr-ı umûmiyyede (kamu-oyunda) müsâ’id (uygun) zemîni (yeri) o ilâhî el, o kuvvet teşkil etmiştir (uygulamıştır)…

Şimdi asıl maksadımıza gelelim: Türkiye’yi cüz’i (kısacık) bir zaman zarfında kurtarmak içün mürâca’at edilecek vasıtalar pek çoktur. Biz burada yalnız dînî ba’zı noktalara temasda bulunacağız: Ulu Tanrımızın unutulmuş birçok emirleri vardır ki onlar anlaşılacak, canlanacak olsa hazîne-i millete altunlar olukdan akar gibi dökülür. Meselâ ictihâd (dinî yorum) kapusunun o mutlu ve hayırlı kapının altun kanadları dördüncü asr-ı hicrîye kadar her âlim (bilgin) ve mütefekkire (aydına) karşı açık idi. Sonraları birçok cahillerin müctehidlik (din-bilginliği) davâsında bulunması gibi birtakım bahanelerle birçok muta’assıblar buldular; ve açılmasını da vücûdu (oluşması) gayr-ı mümkin (mümkün olmayan) şartlarla muhâle (olumsuzluğa) ta’lîk etdiler (ertelediler)…

Halbuki Cenâb-ı Hakk, “dîn mes’elesinde bir kavga çıkarırsanız, eğer bana ve ahretime inanıyorsanız, benim ve resûlümün (peygamberimin) sözlerine sarılın; sakın başka bir kimseye inanmayınız” diye taklîdin harâm ve ictihâdın (dinî yorumun) lâzım olduğunu söylüyor.

Zâten eski müctehidler (fıkıh bilginleri) ölüm adamları kendilerini taklid etmekden men ederlerdi. İmâm-ı a’zamlar (büyük imamlar), imâm-ı Şâfi’îler (Şafi’î mezhebli imamlar), taklidin fena olduğunu bilmeselerdi Ebu’s-su’ûd, İbn-i ‘Abbâs Hazretleri gibi sahâbeleri (Hz. Muhammed’in yakınlarını) taklid ederlerdi.

İşte bu fikri usûliyyûndan (fıkıh ve hadis bilginlerinden) ibn-i Haram, El-Telhîs adlı kitabında bî-pervâ (korkusuzca) söylüyor.

Yine tekrar karâ’ininde (ip-uçlarında) ben ecdâdımın bana telkin etdiği şeylere inanırım; başkasını bilmem, diyen kimseleri zem ve ta’n ediyor (ayıplıyor, yeriyor).

Yine başka bir yerinde taklid etmeyerek ictihâd eden (yorum yapan) kimseleri madhediyor (övüyor).

Acaba şimdi bu kavgalı gürültülü ictihâd (dini yorum) kapusu açılırsa millet bundan ne kazanır?! Bir kere bu kadar seneden beri Hindistan’da ecnebî (yabancı) kasalarında biriken ve Turânî ağızlarından bir fetvâ-yı ictihâd denilen o milyonlarca Evkâf paraları derhal yurdumuza kaçışırlar.

Artık o zaman bu fazla-ı vâridât (gelir fazlası) içün vâkıfın (vakfı yapanın) şart-nâmesinde bir sarâhat (açıklık) yokdur, diye îrâd edilen (ileri sürülen) i’tirâzlar vârid (geçerli) olamaz. Çünki ictihâd (dînî yorum) kapısından yükselen ilâhî teraneler (sesler) o milyonları artık pek çapuk teşhîr (inandırıp) ve cezb edebilir (kendisine çekebilir).

Yine o mübarek fetvâ-yı ictihâdın (dînî yorum kararının) müsâ’adesiyle vâcibâtdan (yapılması gerekli şeylerden) olan kurban yerine ferâ’izden (dinin farzlarından) olan donanma kâ’im olur (geçer)

Hatta birkaç sene içün olmak üzere hac ve zekât paraları da buna terk edilir. Bu suretle hem taht-ı muhâsarada (kuşatma altında) bulunan üç yüz milyon İslâmın kıblegâhı (kıble yönü) muhâtaradan (belâdan / zarardan) kurtulmuş olur; hem de Cenâb-ı Hakk’ın emr-i şerîfi (kutsal emri) yerini bulmuş olur.

Zâten Cenâb-ı Hakk hiçbir zaman zebh edilen (kesilen) kurbanın etine, kanına muhtaç değildir. Bundan maksadı takvâ (günahlardan kaçınma) ve kullarının kendisine karşı olan fedakârlıklarını anlamaktır.

Vatan muhafaza edilmezse (korunmazsa) takva (günahlardan kaçınma) ve ita’at hiç mümkün olmaz. Madem ki dinler bile insanların ihtiyâcâtını (gereksinimlerini) tatmin için gelmiştir ve her bir peygamberin getirmiş olduğu ahkâm (hükümler), kendinden evvelki ahkâm (hükümler) ile az-çok farklı bulunuyor… Şu hâlde her asırda (yüzyılda) ihtiyâcât (gereksinimler) milleti giderecek birçok ictihâdlar (dînî yorumlar) lâzımdır. Hattâ Kur’ân âyetlerinin ba’zılarının diğerleriyle mensûh (geçerliği kalmamış) bulunması da bize ictihâdın (dînî yorumun) lüzûmu (gereği) hakkında mukni (inandırıcı) fikirler verebilir.

İctihâdın (dînî yorumun) daha bir çok ictimâ’î (sosyal) ve siyâsi menfa’atleri (çıkarları) de olduğu şüphesiz ise de; biz burada yalnız donanmaya âid olanlarından bahsettik.

İşte bütün bu mesrûdâtımızdan (söylediklerimizden) şu netice çıkıyor ki, bugün hâlâ ictihâd (dînî yorum) kapısı açıktır. Ve mükemmel donanma da Türkiye’ye ancak bu kapıdan girebilir.

İşte bu mutlu kapıdan girecek olan donanmamızdır ki birçok küçük, cılız milletlerin müdhiş darbeleriyle hırpalanan, ezilen şu milliyetimizi de canlandırır…

M. Sabri.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

ANKET

Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirdiniz?

    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 5 3 0 2 0 9
2 YENİCAMİ AK 4 2 2 0 4 8
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 5 2 2 1 3 8
4 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 2 2 0 3 8
5 BİNATLI YSK 5 2 2 1 2 8
6 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 5 2 2 1 0 8
7 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 3 7
8 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 4 2 0 2 0 6
9 LEFKE TSK 4 1 2 1 -1 5
10 OZANKÖY SK 5 1 2 2 -3 5
11 YALOVA SK 4 1 1 2 1 4
12 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 0 4 0 0 4
13 BAF ÜLKÜ YURDU 5 1 1 3 -2 4
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 5 1 1 3 -4 4
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 5 1 1 3 -5 4
16 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 0 3 1 -1 3

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup