Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Harid FEDAİ

Harid FEDAİ

03.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mütâlâ’ât (Yorumlar)

Seyf

05 Kânûn-i Sânî (Ocak) 1914

Pazartesi; Sayı: 89

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mütâlâ’ât (Yorumlar)

 

İngiliz Notası

Arnavutluk Hududu

Ve

Adalar Mes’elesi

 

(Geçen haftadan devam)

Tekmil (bütün) Devletlerce notanın hüsn-i telâkkî edildiği (olumlu yorumlandığı) henüz ma’lûm değilse de, Fransa ile Rusya kabinelerinin (bakanlıklarının) muvafakat etmiş oldukları (onayladıkları) bildiriliyor.

 

Adalar

İngiliz notası, ta’yîn-i mukadderâtı îcâb eden (geleceklerini belirlemek gereken) Adaları; “İtalya ve Yûnân işgalinde olanlar” nâmıyle (adı altında) iki kısma tefrik ediyor (ayırıyor).

Yûnân işgalinde olan Adalar için nota, Yûnân hakkında pek sahîh (açık) bulunuyor. Epir hududunda Avusturya

ile İtalya’nın hatırlarına ri’âyeten (saygı duyarak), Yûnân dûçâr-ı özür (Kendisinden özür dilenmesi durumunda) olduğundan, o zararı telâfi etmesi (gidermesi) için Adalar’da Yûnân’a ta’vîzât kabilinden (ödün verme gereğiyle) fazla müsâ’idâtda bulunulması (toleranslı davranılması); ya’nî Çanakkale Boğazı medhalinde (girişinde) bulunan Bozcaada ile İmroz’dan mâ’adâ (dışında), Yûnân işgalinde bulunan adaların umûmen (hepten) Yûnân’a bırakılması teklif olunuyor.

İtalya, işgali altında bulunan 12 Ada’ya gelince: Bunların İtalya tarafından tahliye olunarak (boşaltılarak) Türkiye’ye i’âde olunması iktizâ eylediği (gerektiği) ve fakat bu adalar Türkiye’ye i’âde olundukları zaman bir nevi muhtariyet idare verilmesi lüzumu beyan olunuyor.

Notanın tevdî’i (verilmesi) zamanına kadar Midilli ile Sakız’ın Türkiye’ye iâdesi lüzûmuna kâ’il olan (inanan) mahâfil (çevreler), bu nota üzerine dûçâr-ı hayret olmuştur (hayrette kalmıştır.)

Ma’a-mâfîh (Bununla birlikte) bu teklîfâta (önerilere) diğer devletlerce ne yolda cevap verileceği henüz ma’lûm olmadığından, bütün alâkadâranca (ilgililerce) memnuniyeti mûcib olacak bir sûret-i hâl (çözüm) bulunabileceğine ümid-vârdır.

İttifâk-ı Müselles (Üçlü Antlaşma) Devletleri, İngiliz notasına verilecek cevap hakkında te’âtî-i efkâr etmektedirler (fikir alış-verişinde bulunmaktadırlar.)

 

Nota’nın İstanbul’da Te’sîsi

Asya-yı Osmânî’nin tamâmiyyet-i mülkiyesi nokta-i nazarından, Anadolu sahiline pek karîb (yakın) olan Adalar’ın Yûnân elinde bulunmasına hiçbir vakit râzı olmayan Bâb-ı Âlî (Başbakanlık), bu bâbda (konuda)

kuyûd-ı ihtirâziyye beyânıyle (çekince bildirilerek) Adalar’ın ta’yîn-i mukadderâtını (geleceklerini belirlemelerini) Devletler’e bırakmış olduğundan, Devletler’in lâzıme-i adâlet ve nasfete (doğruluk ve erdemlikten yana) ri’âyet-kâb (uygun) olacaklarına ümid-vâr bulunuyordu.

Şimdi, Midilli ile Sakız dahi dâhil (içinde) olduğu halde Anadolu sahiline hâkim olan bu kadar adaların Yûnân’a verilmesi teklifi İstanbul’da azîm (büyük) hayret ve teessürle (üzüntüyle) telâkki edilmiştir.

Hükûmet mahâfili (çevreleri), matbû’ât (basın), bu bâbda (konuda) gayet şiddetli ve azimkâr beyânâtda bulunuyorlar. Sadrazam Paşa (Başbakan), Midilli ile Sakız’ın ecnebî (yabancı) bir hükûmete terkine (bırakılmasına) Hükûmet-i Osmâniyye’nin hiçbir zaman muvâfakat edemeyeceğini beyân etmiştir.

--

Osmanlı Bahriyyesi

Hükûmet-i Osmâiyye, Avusturya’da kâ’in (bulunan) Fiyume İnşâât-ı Bahriyye Destgâhları’na 500 bin liralık torpido-botlar inşâsı (yapımı) için sipariş vermiştir.

--

 

Vilâyât-ı Şarkıyyede (Doğu İllerinde)

Jandarma Teşkilâtı

 

Vilâyât-ı Şarkıyye (Doğu İlleri) Jandarma Teşkilâtı matlûbe (beklenilene) muvâfık (uygun) bir surette ilerlemektedir.

İzmir’den terfî’ân (rütbesi yükseltilerek) Vilâyât-ı Şarkıyye’ye (Doğu İlleri’ne) gönderilmiş olan Jandarma Kumandanı Mîralay (Albay) Huker, vazifesinin ehli bir zâtdır.

Anâsır-ı mahalliyeden (yöresel topluluklardan) liyâkati (gücü) olanların da dâhil olabileceği bu Jandarma alaylarının mecmû-ı kuvveti (toplam gücü) 15 bin neferden mürekkeb (oluşmuş) olacaktır.

Merkezlerde zâbitân (subayların) ve efrâdın (askerlerin) ta’lim ve tedrîsi (öğrenimi) için gayet muntazam jandarma mektepleri (okulları) güşâd edilmektedir (açılmaktadır.)

Bu mekteblere (okullara) en muktedir (erkli) Osmânlı erbâb-ı ma’lûmâtı (bilgi sahipleri) ta’yin olunacağı (atanacağı) gibi ecnebî (yabancı) erbâb-ı ihtisâsı (eğitimli kişileri) celbi (getirtmek) suretiyle te’mîn-i istifâde olunacaktır (yararlanılacaktır.)

--

Son Havâdis

Osmanlı Donanması

 

Super Dretnot İştirâsı (Satın Alınması)

Hükûmet-i Osmâniyye’nin, el-yevm (şimdilerde) İngiltere’de inşâ edilmekte olup sene-i hâliye (içinde bulunduğumuz yıl) zarfında teslimi mukarrer (kararlaştırılmış) olan Riyo-dö-janiro nâm (adlı) harb (savaş) sefînesini (gemisini) iştirâ eylediği (satın aldığı) bu hafta ifşâ olunmuştur (bildirilmiştir).

Drednot sistemindeki zırhlılara fâ’ik (üstün) olan bu “Süper Drednot”, Bresilya Hükûmeti nâm ve hesabına inşâ edilmekte idi. Meccanen dünyanın en azametli bir kal’a-ı âhenîni (demir kalesi) olan bu zırhlı 27,500 ton hacm-i istî’âbisinde (kapasitesinde) olup Reşadiye Drednotu’muzdan 4,500 ton daha büyüktür.

Tesellühâtı (silâh donanım gücü) 14 aded 12 puslak büyük toplarla 20 aded 6 puslak toplardan ve sâir muhtelif efvâh-ı nâriyye türü toplardan mürekkebdir (oluşmaktadır). Sür’ati saatte 22 mildir.

Bu zırhlının geçen Teşrîn-i Evvelde (ekim ayında) Hamidiye Süvarisi Rouf Bey’in Avrupa’ya vukû’ bulan (yapılan) seyahati esnasında iştirâ edildiği (satın alındığı) ve ilk taksidi olan bir milyon liranın Peryer nâm (adlı) Fransız bankasından alınan 4 milyon liradan Londra’daki Osmânlı sefîri (elçisi) emrine telgrafla havale edildiği rivâyet olunmaktadır.

Bu sefîne-i muazzama (çok büyük gemi) Osmânlı donanmasına iltihâk ettiği (katıldığı) gün Hükûmet-i Osmâniyye bahren (donanma bakımından) büyük bir tefevvuk (üstünlük) kazanacağından, Adalar’ı Yûnân’a peskeş etmek (bağışlamak) isteyen devletler epeyi telâş ve heyecana düşmüşlerdir.

Bir Averof’un başımıza neler getirdiğini bildiğimizden, Hükûmetimizin bu hareketini tekmîl (bütün) İslâm âlemi alkışlayacaktır.

Garblı (Batılı) dostlarımızın telâş ve heyecanına mahal yoktur. Türkler kendi istiklâllerini (bağımsızlıklarını) muhafaza için îcâb eden tedâbire (önlemlere) tevessül hususunda sefâret (elçilik) tercümanlarından akıl danışmak devrine artık vedâ etmişlerdir.

--

Havâdis-i Mahalliyye

(İç Haberler)

 

Ma’ârif-i İslâmiyye A’zâlarının Nazar-ı Dikkatlerine

Şâyân-ı Takdîr (Övgüye Değer) Bir Teşebbüs! (Girişim)

Yûnânistân Ma’ârif Nâzırı (Eğitim Bakanı) mekteb mu’allimlerine (okul öğretmenlerine) gönderdiği bir ta’mîmde (genelgede), her mekteb (okul) kaza ve köyüne mensub olup muhârebede (savaşta) maktûl düşen (ölen) efrâdın (bireylerin) ceninoğrafya ile alınmış bir resmini mektebe (okula) ta’lik etmelerini (asmalarını) emrediyor.

Bunu gören Kıbrıs Rûmları, yalnız sözünün değil, kaç Kıbrıslı muhârebede (savaşta) öldüyse resmini Cezîre’nin (Ada’nın) her mektebine (okuluna) ta’lîk etmek (asmak) için karar vermişlerdir.

--

Gönyeli Arabacıları

Geçen gün Lefkoşa’dan Gönyeli’ye gitmekte olan iki Türk arabacılarının râkib oldukları (bindikleri) arabayı nazar-ı hayretle gördük.

Bu arabaları yapan Rûm, mavili beyazlı boyalarla ve gûyâ bir Rûm arabası imiş gibi bütün alâ’im-i milliyyelerini (millî şekillerini) Türk arabaları üzerine tersim etmiştir (çizmiştir).

Haydi diyelim ki arabacılar böyle şeyleri anlayamazlar; aceba köydeki mu’allimler (öğretmenler) bunları gördüklerinde ne için biçare halka anlatmıyorlar?

Ümid ederiz ki Gönyeli mu’allimi (öğretmeni) bu arabacıları görecek ve kendilerine mavi ile beyazın neyi îmâ ettiğini anlatacaktır.

--

Fukara Cem’iyyeti

(Fakirler Kurumu)

Avukat N. Paskal, Doktor Teododu familyaları (aileleri), geçen gün ellerinde bir defter olduğu halde dükkân ve yazıhaneleri dolaşarak para topluyorlardı.

Ettiğimiz tahkikatda anlaşıldığına göre bu şâyân-ı tebcîl (övgüye değer) kadınlar, önümüzdeki paskalyada birçok fakir ailelere yardım etmek maksad-ı ulvîsiyle (yüce duygusuyle) iâne (yardım) cem’ine (toplanmasına) karar vermişler ve bu suretle 55 lira, 11 şilin, 6 kuruş para toplamışlardır.

Yine bu hanımlar geçen sene her iki muhârebe (savaş) esnasında yağmur ve soğukların içinde ellerinde bir defter olduğu halde dükkânları dolaşıyor ve iâne-i bahriye (deniz gücüne yardım) cem’ edip (toplanıp) komisyon-ı mahsûsiyle (ilgili komisyonla) Yûnânistân Baş-Vekili (Baş-Bakanı) Venizelos’a takdim ediyor ve Baş-Vekil (Baş-Bakan) tarafından taltif olunuyorlardı.

Acaba, bizim Türk hanımları değil, erkeklerimiz olsun, hısar taraflarında aç, çıplak kalan fakir ailelere birkaç kuruş cemedip (toplayıp) tevzi etmek (dağıtmak) hatırlarına bile geldi mi?

Bu mühim mes’eleye, Hürriyet ve Terakki Kulübü a’zâlarının (üyelerinin) nazar-ı dikkatlerini celbetmeyi (çekmeyi) vazife biliyoruz.

--

Kaza Komiserliklerinde

Tebeddülât (Değişiklikler)

Foni gazetesinin kayd-ı ihtiyatla (temkinli davranarak) verdiği ma’lûmâta nazaren, Lefkoşa Komiseri (Kaymakamı) Mister Keyd tekâüd (emekli) edilerek Leymosun Komiseri (Kaymakamı) Major Bolton Lefkoşa – Girne Komiserliği’ne (Kaymakamlığı’na); Girne Komiseri (Kaymakamı) Mister Makdonald tekâüd edilecek (emekliye ayrılacak) olan Posta Nâzırı Mister Hasver’in yerine; ve Mağusa Komiseri (Kaymakamı) Baknedeil Leymosun – Baf Komiserliği’ne (Kaymakamlığı’na); Lârnaka Komiseri (Kaymakamı) Mister Vudhavuz Lârnaka – Mağusa Komiserliği’ne (Kaymakamlığı’na) ta’yîn edilecekler; ve açıkta kalacak olan Baf Komiseri (Kaymakamı) Major Beyli, yakında tekâüdlüğü (emekliliği) icrâ edilecek (yapılacak) olan diğer bir dâire re’îsinin yerine nakledilecekmiş (aktarılacakmış).

Bu hesaba göre, altı komiser (kaymakam) yerine Cezîre’de (Ada’da) bundan böyle yalnız 3 komiser (kaymakam) bulunacak ve bunların ma’iyyetine (emirlerine) bir de Komiser (Kaymakam) Maiyyeti (Muavini) unvanı altında ufak maâşla birer me’mûr bulunacaktır.

Foni, ümid ediyor ki bu Komiser (Kaymakam) ma’iyyetleri (yardımcıları) hiç olmazsa yerlilerden olsun.

Foni’nin işbu temenniyyâtına (dileklerine) biz de iştirak ederiz.

--

Tevfik Bey

Bir zamanlar Kıbrıs İ’dâdîsi (Lisesi) Müdürlüğü’nde bulunarak ahlâkıyla, ma’lûmât-ı ilmiye ve fenniyyesiyle vazifesini fevka’l-âde bir sûretde icrâ etmiş olan Tevfik Bey biraderimizin bu kere İstanbul’da Gelenbevi Mekteb-i Sultânîsi Müdiriyyetine ta’yîn edildiği vâsıl-ı sem-i iftihârımız olmuştur.

Tevfik Bey’in müdürlüğü zamanında meziyet-i halefiyyesiyle fazîlet-i ilmiyesi inkâr edilmemiş ise de; sâ’ika-i ciddiyyetle ta’kib etdiği meslek-i hgakîkisinden dolayı, birtakımları aleyhine kıyâm ederek kendisini Priştine İ’dâdîsi Müduriyyeti’ne tahvîle mecbûr etmişlerdi.

Tevfik Bey bu tahvîlden zerre kadar müteessir değildi. Çünki O, Kıbrıslılar’a bir hızmet emeliyle bu vazîfeyi kabul etmişdi.

Teessüf ederiz ki şübbân-ı vatanın istifâdesi üzerinde bu zâtın feyzi temâdî edüp gidemedi.

Tevfik Bey birâderimizi yeni vazîfesinden dolayı tebrîk ile muvaffakıyetler temennî ederiz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.