KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Harid FEDAİ

Harid FEDAİ

15.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İntihâbât (Seçimler) Ve İttihâdcılar’ın Muvaffakıyyetleri (başarıları)

Seyf

16 Mart 1914

Pazartesi; Sayı:99

Baş-Makale:

İntihâbât (Seçimler)

Ve

İttihâdcılar’ın Muvaffakıyyetleri (başarıları)

 

(Geçen haftadan devam)

İttihâdçıların nâmûs ve hamiyetinden (yurt sevgilerinden), muhaliflerinden başka, bütün cihan emîndir. Osmanlılar bütün kuvvet ve i’timâd-ı kalbile (yürekten) bunlara tevdî-i umûr eder (görev yükler); vatan da selâmet ü umrân (uygarlık) ve terakkisini (ilerlemesini); Devlet de şa’şa’a-i ikbâl-i âtîsini (geleceğin mutlu günlerini) bunlardan intizâr eder (bekler).

Şu siyâset-i hâzirenin (günümüz siyasetinin) keşmekeşliği (dağınıklığı) içinde, mümkün olduğu kadar, İttihâdçılar’ın muvaffak olacakları da âzâde-i iştibâhdır (şüpheli değildir.)

Şurasını da kaydetmek isteriz ki, bâri, bundan sonra, hareketleriyle, bütün makâsıdını (niyetini / hedefini) millete göstermiş olan muhâlifler (karşıtlar), insaf etseler de bu hamiyet-perverân-ı ümmetin (yurt-sever topluluğun) icrââtlarına (eylemlerine), düşman hârcı (tutumu) ile beraber mümâna’at etmeseler (karşı çıkmasınlar). Fakat şimdiye kadar görülen tecârüb-i müte’addide (muhtelif tecrübeler), bunun imkân hârici olduğu fikrini veriyor.

Her ne hâl ise, biz milleti bu mühim noktada isâbet-i intihâbından (doğru seçiminden) dolayı takdîr, muhterem meb’uslarımızı tebrik ile muvaffakiyetlerini cândan temennî eyleriz.

--

Ajans Royter’in Telgrafları

 

İrlanda Muhtâriyyeti Mes’elesi

İngiltere Parlementosu Münâkaşât (Tartışmalar)

 

İrlanda muhtâriyyeti hakkında, Kabine’nin ba’zı ta’dilât (değişiklikler) ile Meclise sevk etdiği lâyiha (tasarı), emsâli nâ-mesbük (eşi görülmemiş) münâkaşâya (tartışmalara) sebep olmuştur.

Ehâlinin Meclis müzâkerâtını (görüşmelerini) büyük bir merak ile ta’kib etmekde oldukları, sâmi’în (dinleyiciler) localarında, hiç oturulacak yer kalmadığı derecede izdihâm (aşırı kalabalık) olmasından anlaşılıyor.

Baş-Vekîl (Baş-Bakan) Mister Askevit, Meclise dâhil olduğu sırada, muvâfık (yandaş) meb’ûslar (üyeler) tarafından alkışlandığı gibi, fırka-i muhâlefe Ra’îsi (Karşıt Parti Başkanı) Bonarlo ve İrlanda Muhtariyetine mu’ârız (karşıt) olan Alster Dâire-i İntihâbiyye’si (Alster Seçim Bölgesi) meb’ûsu (üyesi) ve Müdâfa’a Teşkilâtı Re’îsi (Savunma Kurumu Başkanı) Karson da Meclise girdikleri zaman muhâlif (karşıt meb’ûslar (üyeler) tarafından kemâl-i şiddetle alkışlanmışlardır.

Baş-Vekîl (Baş-Bakan), lâyihadaki (tasarıdaki) ta’dîlât (değişiklikler), esara muğayir (aykırı) olmayıp, îcâb-ı hâle (duruma) göre mahv ve isbât edilmiş müteferri’ât (ayrıntılar) bulunduğunu ve lâyiha (tasarı) rûh-i aslîsini (temelini) muhâfaza etmekde olduğunu ispat etmiş ve Meclisin devre-i ictimâ’iyyesinden (toplanmasından) evvel fırka-i muhâlefe (karşıt parti) ,ile bir i’tilâf (uyuşma) hâsıl etmek içün Hükûmetin birçok gayret sarfettiğini; ve ma’a-mâ-fih (bununla birlikte) bir sûret-i tesviye (ortak payda) bulunamadığını beyân eylemiştir.

Fırka-ı muhâlefe Re’îsi (Muhalif Parti Başkanı), kendi fırkasının (partisinin) esasen muhtariyet lâyihasına

mu’teriz (karşıt) bulunduğunu ve binâ’en-aleyh (bundan dolayı) Hükûmetin ârâ-yı umûmiyyeye (kamu-oyu’na) mürâca’atle, yeni bir intihâb (seçim) icrâ etmeksizin (yapmadan) lâyihada (tasarıda) ta’dilât (değişiklik) yapmağa salâhiyeti (yetkisi) olamayacağını söylemiş ve Meclisin feshi (dağıtılması) hususunda ısrar etmiştir.

Münâkasât-ı şedîdeden (şiddetli tartışmalardan) sonra, Meclis, Martın 16. Gününe te’hır olunmuştur (ertelenmiştir).

--

İtalya Kabinesinin (Bakanlar Kurulu’nun) İsti’fâsı

Roma’dan vârid olan (ulaşan habere göre Trablus-ı Garb mes’elesinin hıtâmı (sona ermesi) üzerine, bir müddetten beri sukûtuna (düşmesine) intizâr edilmekde olan (ümid bağlanan) Ciyolti Kabinesi (Hükümeti) istifâsını Kırala takdim etmiştir.

--

Bir Haber-i Mü’essif (Üzücü Haber) Daha

İstanbul’dan vârid olan (ulaşan) habere göre Nûrî ve İsmail Beyler’in râkib olduğu (bindikleri) tayyâre (uçak), Yafa açıklarında denize düşmüştür.

Tayyâreciler (uçak personeli) yüzerek sahile çıkmışlar ise de, Nûrî Bey bîlâb olarak (güçsüz düşerek) vefat etmiştir.

--

İngiltere’nin Bahriyye (Denizcilik) Büdcesi

İngiltere Bahriyye büdcesi 51,550,000 mikdarında olup program 4 zırhlı, 4 hafif kruvazör, 12 muhbir ve birçok tahte’l-bahr’dan (deniz-altı geöisinden) ibaretdir.

--

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mutâlâ’ât (Yorumlar)

 

Devlet-i Osmâniyye – Sırbistan Münâsebâtı (İlişkileri)

Her iki Balkan Harbi (Savaşı) neticesinde muhâribler (savaşanlar) arasındaki münâsebât-ı siyâsiyyenin (siyasal ilişkilerin) avdet etmesi için Londra, Bükreş, İstanbul ve Atina mu’âhedeleri (anlaşmaları) akd olunup (yapılıp) bittiği halde Türkiye – Sırbistan munâsebâtı (ilişkileri) al-ân (hâlâ) avdet edememiştir.

İstanbul’da cereyan etmekte (sürdürülmekte) olan müzâkerât (görüşmeler) birkaç def’alar dûçâr-ı inkıtâ olmuş (kesintiye uğramış) ve Türkler’in ızhâr etdikleri (gösterdikleri) temâyülât-ı i’tilâf-cûyâneye (anlaşma eğilimlerine) rağmen mu’ahede-i sulhiyyeye (barış anlaşmasına) hâlâ imzâ olunamamıştır.

Son haberlere göre ba’zı taraflardan Belgrad’da icrâ edilen nesâyih-i mü’essire (etkili öneriler) neticesi olarak, İstanbul’daki Sırb Murahhası (Delegesi) mu’âhede-i sulhiyyeyi (barış anlaşmasını) bir ân evvel itmâm etmek (tamamlamak) içün Hükûmetinden evâmir (emirler / buyruklar) telâkki etmiştir (beklemektedir.)

Bu def’a tekrar başlayan müzâkerâtda (görüşmelerde) Sırblılar daha mülâyim (yumuşak) hareket etmekde ve Devlet-i Osmâniyye’nin pek haklı olarak red veya teklif etdiği mevâd (maddeler) üzerinde lüzûmsuz inad ve ısrar göstermekde olduklarından; pek yakın bir zamanda her iki hükûmet arasında sulh-ı kat’înin (kesin barışın) imzâ edildiğini işitmiş olacağız.

Türkler içün pek mukaddes (kutsal) bir hâtıra-yı târîhiyye olan “Meşhed-i Hudâvendigâr” (1. Murâd’ın Kabri) hakkındaki Türk teklifini Sırblılar’ın kabul etmemesi ma’nâsız (anlamsız) bir ısrardan başka bir şey değildi.

Bu bâbda (konuda) Türk ve İslâm hissiyâtına ri’âyet edilmesi (uyulması) sulhun (barışın) avdeti içün başlıca mevâddan (maddelerden) biri olduğu Sırblılar’a ithâm edilmiş (anlatılmış olmalıdır ki Sırb Murahhası (Delegesi) Osmânlı nokta-i nazarını (görüşünü) kabul ederek müzâkerâta (görüşmelere) şürû etmişdir (başlamıştır).

Tâbi’iyyet mes’elesinin (uyruk konusunun) dahi Türkler’in Murahhassı (Delegesi) dâ’iresinde hallolunacağı (çözümleneceği) me’mûldür (beklenmektedir.)

Sırbistan’ın artık Türkiye İmparatorluğu ile hududu kalmadığı ve hger iki hükûmetin münâsebât-ı iktisâdiye ve ticâriyyesi (iktisat ve ticaret ilişkileri) hiç hükmünde bulunduğu cihetle, Türkler’in Sırb metâlib-i gayr-ı meşrû’asını (anlamsız isteklerini) kabul etmelerine bir lüzûm-ı cebr (zorlama gereği) yoktur.

Bunu kabul eden Sırblılar beyhûde (boşuna) inâd ve ısrarın Türkler üzerine bir te’sîri olamayacağını nihâyet anlayarak tarîk-ı i’tilâfa (anlaşma zeminine) rücü etmişlerdir (dönmüşlerdir).

--

Merhûm Sa’id Paşa

Bu kere irtihâl eden (ölen) Sadr-ı Esbak Re’îsi (Eski Sadrazâm) ve Re’is-i A’yân (Senato Başkanı) Sa’îd Paşa’nın meziyyât-ı şahsiye (kişisel nitelikleri) ve iktidâr-ı siyâsisi (siyasî gücü) bilâ-istisnâ (hiç dışlanmadan) umûm (bütün) İngiliz matbû’âtında (basınında) mevzû-ı bahsolmaktadır (ele alınmaktadır).

Bu muhterem pîr-i siyâsetin (siyaset ustasının) vefâtıyle eski Türk mekteb-i siyâsetine mensûb Bâb-ı Âlî ricâlinden kimse kalmadığı ve bundan sonra İmparatorluğun mukadderâtı (alın-yazısı) büsbütün genç siyâsîlerin eline kaldığı ve vatana hürmetle keşb-i iştihâr (tanınmak) ve ebkâ-yı nâm (ad bırakmak) içün bu genç siyâsilere rakibden âzâde (arınmış) bir meydan-ı imtihân (sınav alanı) açıldığı zikrolunuyor.

Biz, sekiz def’a Makam-ı Sadâreti (Sadrazamlığı) ihrâz eyleyen (ele geçiren) bu büyük diplomatın ziyâ-ı ebedîsini (vefatını) bâdî-i te’essüf bulur ve müşarü’n – ileyhin (adı edilenin) âile-i keder – dîdelerine (kederli ailelerine) arz-ı ta’ziyet eyleriz.

--

 

Seyf

16 Şubat 1914

Pazartesi; Sayı: 99

 

Baş Makale:

Siyaset Nedir?

Adalar Ne Olacak?

Siyâset: Ne bir ilim, ne bir fen, ne de muktezayât-ı insaniyyyetdir (insanlık gereğidir.)

Siyâset: Yalnız devletlerin menâfi’i (çıkarları) üzerinde tedevvür eden (dolaşan) tezvîrâtdan (yalanlardan) başka bir şey değildir. Bir devletin umûr-ı mu’zılât-ı siyasiyyesiyle (siyasetin zor işleriyle) uğraşan siyâsiyûn (politikacılar), diplomatlar içün, diğer devletlerin, milletlerin bütün felâkâtı da (felaketleri de), İzmihlâli de (çökmesi de), hatta inkırâzı da (yetip gitmesi de) bir aheng-i zevk ü neşât (bir mutluluk dizgesi) teşkil eder (oluşturur).

Evet! Öyledir! Siyasetden bir devletin bekâ ve te’âlisi (devamı ve yücelmesi), diğerinin za’af (zayıflığı) ve ınkırâzında (yıkılmasında) bulunur.

Diplomatın menâfi-i milliye ve devleti nokta-i nazarından (millî kazanç ve devletin yücelmesi) nokta-i nazarından (açısından) yegâne (tek) vazîfesi (görevi); diğerinin kuvvetini kırmak, diğerinin zebûnluğunu

(güçsüzlüğünü) te’mîn etmek (sağlamak), diğerinin satvetini (atılımını) tenkıs etmek (kısıtlamak); hulâsa (sözün özü), diğer bir devletin, bir milletin azametini, şevketini (şanını şerefini) mahvetmektir.

Diplomatlık: doğrudan doğruya merdlik değil, hiylekârlıktır.

Siyasetde hakikat, ciddiyet, şân-ı insâniyyeye cesbân (uygun) bir meziyet bulunamaz.

Bir diplomat beşeriyetin (insanlığın) mazhar-ı takdiri olur (beğenisini kazanır), onun muvaffakıyyâte (başarıları) tevâlî ettikçe (sürdükçe), insanlar alkışlarıyle hayretler içinde boğulur kalır. Fakat hakikat düşünmeli, muhâkeme (inceleme / irdeleme) evet! İnsâniyyet pîş-i nazara alınarak (göz-önünde tutularak) muhâkeme (irdeleme) bunun üzerinde yürütülmeli. Cihânın (dünyanın) târîh-i siyâseti (siyaset tarihi) meydanda. Bir diplomatın sahne-i siyâset-i umûmîde (genel siyaset sahnesinde) insâniyyetle (insanlıkla) te’lîf edilecek (uyum sağlayacak) bir hareketi görülemez.

Yalnız diyebiliriz ki; devletinin menâfi’i (çıkarları) kendisini hakikate sevk etsin (yöneltsin). O zaman, insanlığı müdâfa’a eder (savunur), fakat bu da şâ’ika-i insâniyyet (insanlık güdüsüyle) ve vicdanla olmadığından takdir edilmez.

(Devam edecek)

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.