KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Harid FEDAİ

Harid FEDAİ

23.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Siyaset Nedir? ve Adalar ne olacak?

Seyf

16 Şubat 1914

Pazartesi; Sayı: 95

Baş-Makale:

Siyaset Nedir? ve Adalar ne olacak?

(Geçen haftadan devam)

Devletler; Devlet-i Aliyye’nin (Osmanlı Devleti’nin) mevcûdiyyet (varlık) ve haşmetinde (saygınlığında) olan menâfi (kazançları) ve mazarrâtını (zararlarını) nazar-ı dikkate alarak (göz-önünde bulundurarak) ana (ona) göre vaziyetler (tutumlar) aldılar. Anadolunun göbeğinde, mukaddes (kutsal) vatanın sînesinde birer gonce, tâc-ı saltanat üzerinde birer cevher olan Adalarımız Bahr-ı Sefîd’in (Akdeniz’in) ötesine-berisine serpilmiş; Anadolu’ya karşı en küçük ve uzağından, en büyük ve yakınına kadar olanlarının son derece ehemmiyeti (önemi), ehemmiyet-i mevki’iyye ve siyâsiyyesi (mevkisel ve siyasal önemi) olan Adalarımız içün ne tuhaf notalar veriyorlar, ne garib efkârda (düşüncelerde) bulunuyorlar.

Bir def’a düşünelim; geçen yûnân muhârebesinde (savaşında) biz, girdiğimiz yerlerden, hatta bir karışına kadar çıktık; siyaset böyle îcâb edermiş (gerekirmiş). Bu harbde (savaşta) ise Yûnân bir fedâkarlığı (özveriyi) mukâbil (karşı) olmayarak aldığı Rûm-Eli vilâyetlerimizden başka, Adalar’ı da işgâl ediyor. Bizce hayat kadar kıymetli olan Adalarımız üzerinde hâkimiyetimizin (egemenliğimizin) takarrurunu (kesinleşmesini) iddia ettiğimiz hâlde siyâset-i Düveliyye (Devletler’in Siyâseti) bunu kabule yaklaşmıyan. Ne yapalım? Osmânlı’nın işğâl ettiği yerler tahliye edilir (boşaltılır), Salîb’in (Haç’ın) girdiği mahaller (yerler) zabt edilir. Hilâle karşı öyle evzâ-ı hâkîmâne alan (egemence tavır takınan) siyâset, Salîb (Haç) önünde, insâniyyet karşısında boyun kırar kalır.

Bu bâbdaki (konudaki) hukûkumuzu (haklarımızı), biz düşünmeli, biz tehiye edeceğimiz (kazanacağımız) kuvvetle muhâfaza etmeliyiz (korumalıyız). Biz çalışalım, biz bunu te’min edebilecek (sağlayacak) kuvvetimizi bir ân evvel hazırlayalım. Gayret, sa’y edelim (çalışalım); muvaffakıyyât (başarılar) bizi karşılar.

Ajans Royter’in Telgrafları

Arnavudluk Tacı

Arnavudluk tahtı etrafındaki mesâ’ilin (konuların/sorunların) halli keyfiyeti (giderilmesi) cereyân-ı tabî’îsinde (doğal akışında) ilerlemektedir. İtalya ile Avusturya Arnavudluk nâmına akd edilecek istikrâra (imzalanacak borçlanmaya) kefâlet vereceklerini (kefil olacaklarını); ve diğer devletler de avans olarak 50 bin lira vereceklerini te’min ettiklerinden (üstlendiklerinden); Prens Veydik, zimâm-ı Hükûmeti (Hükümetin dizginlerini) ele alması hakkındaki mahzûrlar (sakıncalar) tamâmen zâ’il olmuştur (giderilmiştir).

Türk – İngiliz Müzâkerâtı (Görüşmeleri)

Royter’in aldığı malûmâta göre, Bağdad şimendüferi (treni) ile mesâ’il-i sâ’ire (başka konular) hakkında bir müddetden beri Bâb-ı Âlî ile İngiltere kabînesi (Bakanlar Kurulu) arasında cereyân etmekte (sürdürülmekte) olan müzâkerât (görüşmeler), şâyân-ı memnûniyyet (olumlu) bir surette ilerlemektedir. Pek yakın bir zamanda bütün mesâ’il-i mu’allâkanın (gündemdeki konuların) kat’iyyen (kesinlikle hal ve tesviye olunacağı (giderileceği) me’mûldur (beklenmektedir.)

İngiltere Kıralı’nın Nutku

İngiltere Parlamentosu, merâsim-i mu’tâda (her zamanki merasimi) ile guşâd edilmiştir (açılmıştır). Kıral tarafından îrâd olunan (yapılan) nutk-ı iftitâhîde (açılış konuşmasında) bi’l-umûm (bütün) devletlerle İngiltere arasındaki münâsebâtın (ilişkilerin) dostane olduğu zikr olunduktan (dile getirildikten) sonra; devletlerle vukû bulan (yapılan) istişâreler (görüşmeler) netîcesinde (sonunda) Arnavudluk ve Adalar mes’elelerinin sulh (barış) ve müsâlemeti (dostluğu) te’min edecek (sağlayacak) bir sûret-i tesviyeye düzenlemeye, rabt edileceği (bağlanacağı) me’mûl bulunduğu (beklendiği); ve Bağdâd şimendüferi (treni) hakkında Hükûmet-i Osmâniyye ve Almanya ile devam etmekde olan müzâkerâtın görüşmelerin kemâl-i sür’atle (büyük bir hızla) memnûniyyet – bahş (mutlu-edici) bir netîceye (sonuca) iktirân etmekte (yakınlaşmakta) olduğu beyân olunmuştur.

İngiliz Gazetelerinde Görülen Mutâlâ’ât (Yorumlar)

Avlonya Mahkûmları

Avlonya (Arnavudluk – H.F.) Dîvân-ı Harbi tarafından mahkûm edilen sevâtın (efendilerin) aleyhlerinde sâdır olan (çıkarılan) hükümlerin (kararların) mevki-i icrâya (uygulamaya) vaz olunacağı (konulacağı) meşkûk (kuşkular) görünüyor. Arnavudluk Prensi’nin yeni bir saltanata ibtidâ ederken (başlarken), i’dâm kararı imzalamakdan ise, af emirnâmesi imzalamağı tercîh edeceği (yeğ tutacağı) zannolunuyor.

Adalar Mes’elesi

Yûnân’a terki (bırakılması) mukarrer (kararlaştırılmış) olan Adalar hakkında mahâfil-i siyâsiyyede (siyasi mekânlarda) muhtelif hissiyyât ve efkâr (duygular ve düşünceler) perverde edilmektedir (üretilmektedir).

Bu adaların, bi’l-hassa (özellikle) Sakız’la Midilli’nin Asya-yı Sığâr’ın (Küçük Asya / Anadolu) eczâ-yı mütemmemele karîb (yakın) olduğundan dolayı, Türkler’in beyan ettikleri mahzûrları (sakıncaları) büsbütün esâssız telâkki etmeyen (saymayan) birçok mahâfil (yerler) vardır. Bu Adalar hakkındaki karar-ı Düvelinin (Devletler kararının) Bâb-ı Âlî’ye teblîği mes’elesi yine dûçar-ı te’hîr olmuştur (ertelenmiştir.)

Yûnânîler Türkiye’nin tecâvüz-i muhtemeline karşı bu adaların Düvel-i Mu’azzama’ca (Büyük Devletler’ce) taht-ı zımâna (güvenceye) alınmasına çalışıyorlar; ki, bu nokta-i nazarlarının (görüşlerinin) İ’tilâf-ı Müselles (Üçlü Anlaşma) Devletleri’nce tervîc edildiği (uygun görüldüğü) ma’lûmdur. Ma’-mâ-fîh İttifâk ittifâk-ı Müselles Devletleri’nin ayni fikre tâbi olmağa mütemâyil (yatkın) olup olmadıkları henüz sûret-i kat’iyyede (kesin şekilde) ta’ayyün etmemiştir (belirginleşmemiştir.)

Ma’mâ-fih karar neticesi her ne olursa olsun, şarkda (Doğuda) te’mîn-i sulh ve müsâlemet (barışın sağlanması) içün doğrudan doğruya Türkiye ile Yûnânistân arasında bir sûret-i tesviye (anlaşma ortamı) bulunması içün bir mâni (engel) yoktur.

Müşkilât (zorluk), her iki tarafı memnun edecek bir sûret-i hâl (çözüm şekli) bulmaktadır ki, bu da şimdiye kadar matbû’âtda (basında) beyan olunan muhtelif tekliflerin hep zan ve tahmine müstenid (dayalı) olmasından ve hiçbirinin her iki tarafın şâyân-ı kabul (kabul edilecek gibi) görülmemesinden anlaşılır.

Cem’iyyet-i Osmâniyye’nin Muhtırası (Diplomatik Notası)

Türkler’in hukûkunu müdâfaa maksadıyle Türk muhiblerinden (sevenlerinden) birçok mu’teber (saygın) zevâtdan (beylerden) mürekkeb (oluşmuş) olmak üzre ahîren (geçenlerde) Londra’da teşekkül etmiş (kurulmuş) olan Cem’iyyet-i Osmâniyye tarafından vilâyât-ı şarkıyye (doğu illeri) ve Adalar mes’eleleri hakkında, İngiltere Hariciyye Nâzırı’na (Dış-İşleri Bakanı’na) bir muhtıra (diplomatik nota) takdim olunmuştur.

Muhtırada Bâb-ı Âlî tarafından taleb olunan (istenen) İngiliz mutahassıslarının (uzmanlarının) Saltanat-ı Osmâniyye hizmetine girmelerine mâni (engel) olmakla, İngiltere Hükümeti’nin pek büyük bir hatâ irtikâb etmiş (yapmış) olduğu; ve bu bâbda (konuda) Türkler’e edilecek mu’âvenetin (yardımın) dolayısıyle İngiliz teba’asından (uyruklularından) olan milyonlarca ehl-i İslâmı memnûn bırakmış olacağı takdir olunmadığı zikr olunduktan (değinildikten) sonra Adalar mes’elesine nakl’i kelâm edilerek (değinilerek) Midilli, Sakız, Semendere ve Limni gibi Anadolu sahiline ve Çanak-Kal’a Boğazı’na pek karîb (yakın) olan Adaların Yûnân’a terkiyle Türkiye’ye azîm (büyük) ğadir (kötülük, hâinlik) edileceği ve Afrika ve Avrupa kıt’alarında uğradığı felâket ve zâyi’âtdan (kayıplardan) sonra, Hükümet-i Osmâniyye’yi Adalardan da mahrum etmeğe kalkışmak, pek büyük bir haksızlık olacağından, buna karşı Türkler’in herçi-bâd – âbâd (ne olursa olsun) harbe (savaşa) girişerek telâfi-i mâ-fâta (yitirilenlerin alınmasına) teşebbüs etmeleri pek haklı bir hareket olacağı beyan olunmuştur.

Muhtırada, İngiltere’nin İtalya’yı, işgalinde bulunan 12 Ada’nın tahliyesine (boşaltılmasına) mecbur etmesi de taleb edilmiştir (istenmiştir).

Osmânlı Ahvâl-i Mâliyesi

Buhran-ı mâlî el-ân devam etmektedir. Fransa’dan akd olunacak (alınacak) büyük istikrâz (borçlanma) hakkında henüz ümidler zâ’il olmamakla (yitirilmemekle) beraber, bu bâbda (konuda) kat’î (kesin) bir netîceye (sonuca) dest-res olunamamıştır (varılamamıştır.)

Mâliyye nâzır-ı esbâkı (Maliye eski bakanı) Cavid Bey, Paris’deki vazifesinde (görevinde) muvaffak olamadığı takdirde Hükûmet-i Osmâniyye para bulmak için vesâ’it-i sâ’ireye (başka yollara) müracaat edecektir (başvuracaktır.)

Paris’teki müzâkerât (görüşmeler) devam etmekle beraber ihtiyâcât-ı mübremeye (kaçınılmaz gereksinimlere) karşılık olmak üzre Bâb-ı Âlî diğer menâbi’den (kaynaklardan) para bulmak içün çalışıyor. Bu meyânda (arada) 7 milyon liralık Amerikan istikrâzı (borçlanması) ve Krupp fabrikasından alınacak mebâliğ (paralar) hakkında müzâkerât (görüşmeler) cereyan etmekde (sürmekte) olduğu sûret-i kat’iyyede (kesinlikle) te’mîn olunuyor (doğrulanıyor).

Krupp Fabrikası eskiden beri Hükûmet-i Osmâniyye zimmetinde (yükümlülüğünde) esliha (silâhlar) bedelâtı (tutarı) hesabını tesviye (ödemek) içün, Türkiye’ye bir milyon liraya karîb (yakın) bir meblâğ ikrâz ederek (borç vererek), iş bu meblâğdan kendi alacağını bi’l-tenzîl (çıkararak) mütebakisini (geriye kalanını) Hükümet-i Osmâniyye’ye verecektir ki, bu sûretle Türkiye’nin eline geçecek para, şimdilik en mübrem (âcil) ihtiyâcâta (gereksinimlere) kifâyet edecektir (yetecektir).

Edebiyat

Donanma-yı Osmânî’ye Mu’âvenet

İkdâm-ı Ferâ’iz Milletdir!

 

İstimdâd

 

Aç dîde-i basîreti! Fikret zemânıdır

“El – hükmü’l-gâlib” me’âline dikkat zemânıdır

Fehm-i hakikat eyle ki, kuvvet zemânıdır

Teşmîr-i sâk-ı himmet et! Gayret zemânıdır

Îsâr-ı nakd-ı hamiyet eyle! Mürüvvet zemânıdır

 

A’dâya lerz-bahş iken i’lâm-ı haşmeti

Bünyân-ı Devlete za’af verdi tefrika ‘illeti

Ömrinde görmemişdi millet bu mezelleti!

Raşmîr-i sâk-ı himmet et! Gayret zemânıdır

Îsâr-ı nakd-ı hamiyet eyle! Mürüvvet zemânıdır

 

Fırsatdan istifade edüp bir alay le’îm

Şimşîr-i zulm ile doğrandı nice bin yetîm

Râzî değil, ta’addiyâte cebbâr-ı muntakım!

Teşmîr-i sâk-ı himmet et! Gayret zemânıdır

Îsâr-ı nakd-i hamiyet eyle! Mürüvvet zemânıdır

 

Gadr-ı vâki’i havâle et Hakkın intikâmına

Aldanma dost-yüzlü düşmenin ibtisâmına

Sen durma! Merhem ol yarenin iltiyâmına

Teşmîr-i sâk-ı himmet et! Gayret zemânıdır

Îsâr-ı nakd-i hamiyet eyle! Mürüvvet zemânıdır

 

Hâlâ mı zevk u safâyadır meyl ü rağbetin

Sür’atle def’i çâresine bak bu atâletin

Feryâd-ı ıztırârını gûş eyle milletin!

Teşmîr-i sâk-ı himmet et! Gayret zemânıdır

Îsâr-ı nakd-i hamiyet eyle! Mürüvvet zemânıdır

Kaytaz-zâde Nâzım

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.