Cyprus Today sol
  • 17 Mayıs 2018, Perşembe 9:05
HasanHASTÜRER

Hasan HASTÜRER

Gördüklerimiz mi, yoksa gösterdikleri mi farklı?

Güneyden gelen davetleri genelde sorgulamadan kabul ederim.
Güney ya da Kıbrıs Rum toplumu, mesafe olarak yakın ama pratikten uzaktır.
Bu uzaklığın yakınlaştırmak önce bilgi, sonra iletişim ve devamından en başta sosyal olmak üzere her türlü yakınlaşma ile mümkündür.
Dolaylı bilgi, orijinalin, her kopyalama, kaybetmesi gibidir.

  ***
 

Güneyden Kıbrıs Cumhuriyeti Basın ve Enformasyon Dairesi’nden bir davet geldi.
Basın ve Enformasyon Dairesi Müdürlüğü’ne yeni atanan Sophie Michaelides, bir grup Kıbrıslı Türk gazeteciyle buluşup sohbet etmek istiyordu.
‘Tamam’ dedim ve önceki sabah gittim.
Yaklaşık iki saat sohbet ettik.
Kendi adıma söyleyim, müthiş yararlı oldu.

  ***

Sohbetin beni etkileyen içeriğine geçmeden gözlemlerimi ve bazı bilgileri paylaşayım.
Dairenin 100 dolayında çalışanı var.
Basın ve Enformasyon Dairesi, laf ola, işlevsiz bir daire değil.
Türk tarafı ve Kıbrıs Türk basını titiz bir şekilde takip ediliyor.
Kıbrıs’ta yayımlanan Kıbrıs Türk gazeteleri dahil eksiksiz arşivlenmiş durumda...
Kıbrıs Türk gazetelerinin arşivi nereye kadar uzanıyor?
1893’te yayımlanmaya başlayan Yeni Zaman’a kadar... Yeni Zaman’ın arşivi masaya konulup, sayfalar özenle çevrildiği zaman, hem o kaynakla yüzleşmek hem de çağdaş alt yapıyla, basın değerlerinin korunmasından etkilendim...

   ***

Sophie Michaelides, dairenin çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Kıbrıslı Türk gazetecilerin de bilgiye ulaşmasında katkı koymaya hazır olduğunu söyledi.
Türkçe’yi iyi bilen elemanların, üst düzey basın toplantılarında tercümeyle yardımcı olacağı belirtildi.
Yaklaşımlarında samimiydiler?
Edindiğim izlenim, KESİNLİKLE EVET.

   ***

Doğal olarak sohbet Kıbrıs sorununa kaydı.
Sophie Michaelides, 44 yıldır adanın bölünmüşlüğünden kaynaklanan olumsuz etkilenmelere dokundu.
1963’ü anımsattığımda, o yılları yaşamadığını, bilmediğini, seslendirdi.
Espri ile iç içe, ‘Eğer sadece yaşadıklarımızı konuşacaksan 1453 İstanbul’un fethini hiç konuşmayacak mıyız?’ sorusunu sordum.
Ancak hemen altını çizerek belirteyim, BU TÜR BULUŞMALARI ASLA KARŞILIKLI TAKIMLARIN MAÇI GİBİ GÖRMEK... GOL ATMAK GİBİ BİR ÇABAM OLMAZ, KİMSEYE DE HADDİNİ BİLDİRMEK GİBİ BİR AMACIM OLMAZ.
Bunu hissettirdiniz mi karşınızdaki de bu yaklaşıma doğru yol alır.

   ***

Mustafa Akıncı’nın 30 Nisan açıklamalarından sonraki tartışmalara yaklaşımlar ortaya koyduk.
Bırakın Rum tarafını, Türk tarafında bile üst düzey insanların Gurteress Çerçevesi diye tanımlanan görüşlerin varlığı konusunda bile ayrıldığını söyleyince, Sophie Michaelides, Haravgi gazetesinden iki yan yana sayfaya açıp, benzer farklılıkların Güney’de var olduğunu anlattı.

***

Sohbetin akışı içinde Kıbrıs sorununun çözümünde çok ciddi algı farklılığımız olduğunu gördüm.
Gördüklerim benim için sürpriz oldu mu? HAYIR olmadı.
Biz, çözümü çok net ve detaylı tarif ederek, İKİ BÖLGELİ, İKİ TOPLUMLU, İKİ KURUCU DEVLETİ, SİYASİ EŞİTLİĞİ OLAN FEDERAL BİR ÇÖZÜM deriz.
Gizli, saklıya da gerek yok... İstediğimiz 1974 sonrası oluşan statükonun çözüm olarak kimlik kazanmasıdır.
Bu satırların yazarı olarak Mustafa Akıncı’nın çözüm için çok radikal, adımlar atıp, kabullenmeler yaptığına da inanırken, Anastasiadis’i yan çizen, çözümü engelleyen olarak gördüm. Görmeye de devam ederim.
Hatta seçim sonrası medyaya yansıyan sosyal buluşma fotoğraflarına Anastasiadis’in ince hesaplarla girdiğine de inananlardanım.

 ***

Sophie Michaelides’i, dinlerken fark ettim, bizim gördüklerimizle, onların gördükleri farklı...
Anastasiadis’in Akıncı’yı bir noktada hüsrana uğrattığına inanırım. Onlar tam tersi Akıncı’nın Anastasiadis’in hüsrana uğrattığına inanır.
Anastasiadis’la birlikte Lokmacı’yı geçip Ledra’ya ulaştığı zaman Akıncı’nın Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koyacak PEYGAMBER gibi karşılandığını söylüyorlar...
Çözüm için de akıllar ve gönüllerdeki tarih 2016’ydı...
Sophie Michaelides, ‘2016’de Girne’de apartman dairesine sahip olup, denizi seyretmeyi hayal ediyordum. Olmadı’ derken gözleri gerçekten ıslanıyordu...

   ***

Biz müzakere masasında Akıncı’nın katkı koyucu olduğunu inanarak söylüyoruz, Sophie Michaelides tam tersi Anastasiadis’in çok ciddi katkı koyduğunu ifade ediyor.
Kendiliğinden ‘Gördüklerimiz mi, yoksa gösterdikleri mi farklı?’ diye sordum.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek