KTV
  • 05 Aralık 2017, Salı 10:40
Hüseyin VedatAĞLAMAZ

Hüseyin Vedat AĞLAMAZ

20 yıl sonra yine ve yeniden yüzleşme; ve dejavu…!

Dünyanın en tuhaf mahlûku…
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
   beş değil,
   yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,
hani şu derya içre olup
   deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
   senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
   — demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim…
Nazım Hikmet 1947

Gerek ülkemdeki olumsuz gelişmelerle, gerekse Türkiye Cumhuriyeti’ndeki olumsuz gelişmelerle pençeleşirken, aklımı dejavu kelimesi kurcalıyor. Neyin dejavusunu yaşıyorum. Olumsuz gelişmelerden çok kafamı,  yine ve yeniden bu dejavu meşgul ediyor. Hafızamı kurcalıyorum sürekli. Aramam ve bulmam lazım. Yoksa bellek yitimi mi yaşıyorum bu aynılıklar labirentinde… Derken dank ediyor beynimin en derinlerinde Ahmet Altan’ın 20 yıl önce yazdığı o muhteşem yazı. Öyle böyle değil dört dörtlük bir analiz ve aslında bu günlerin mesajını veren bir yazı. Kim ne derse desin, bir toplum kendi iradesi olmadan hiçbir siyasi, onun üzerinde tahakküm kuramaz. Kurarsa bunun sebebi yine toplumdur. Her zaman söylemişimdir. Karşı tarafın size karşı olan davranışını, sizin duruşunuz ve tavrınız belirler. Dikkat edilirse, ikili ilişkilerde sürekli yaşanan, en önemli konuların başında gelen, muhatabınız olan karşı tarafın, gerek basık davranışlarınız, gerek bilgi eksikliğinizin hissedildiği anada size karşı olan tutumun bir aşağılama düzleminde şekillenmesidir. Toplumlarda böyledir aslında. Lütuf olarak alınan mevkiler toplum tarafından sorgulanmazsa, size karşı yerine getirilmesi gereken sorumlulukların hiç biri getirilemez. Ve bunun sebebi siyasetçinin veya politikacının kayıtsızlığı değil. Toplum olarak sizlerin sorumsuzluğu ve aymazlığıdır. Bu sorumsuzluk en başta bireyin kendini geliştirmemesi ve aydınlanmamasıyla alakalıdır. İşte Ahmet Altan’ın 20 yıl önce işaret ettiği şey de buydu. Ne kadar acıdır ki değişen bir şey yok. Hatta daha da gerisine düşmüştür toplum yirmi yıl öncesinin. Yıllar önce ben bu yazıyı, o zaman ülkemizde daha yeni yeni internet gelişmeye başlamıştı, Gazetem.net de okumuştum. Aradan bir hafta geçtikten sonra bir yerel gazetemizde yazı alıntı yapılarak yayınlandı. Tesadüf eseri gazeteyi de o gün satın almıştım. Bir baktım o yazı. Hemen yazıyı kesip dosyaladım. Yaklaşık on günün sonunda uzun ve meşakkatli bir aramadan sonra arşivimde buldum. Şükürler olsun ki bulabildim ve sizlerle paylaşabiliyorum. İşte o yazı. Hem de dejavunun doruğunu yaşayacağınız yazı.

Yüzleşmeyi reddeden her toplum tarihin karanlık sayfalarında unutulmaya mahkûmdur… (kestiğim ve arşivlediğim gazete kupürünü de beraber, sizler için yayınlıyorum. Tam yirmi yıl arşivimde sakladım. Çıkarırken maalesef ortadan da ikiye bölündü).

"Bu, çok gizli bir uygarlıktır” Ahmet Altan,  Gazetem.net ’den  (1996 veya 1997.). O kadar gizlidir ki bazen yokmuş gibi gözükür. Bu uygarlık için “sonsuzluk” çok değerlidir. Onun için ölümün sonsuzluğunu, hayatın kısalığına tercih ederler.

Futbol maçları da dahil her yere “ölmeye, ölmeye, ölmeye” giderler ve sözlerinde durup ölürler.

Geleneksel sporlarının başında devlet kurmak gelir. Sık sık devlet kurarlar. En çok korktukları şey, devletlerini başkalarının kendilerinden önce batırması ihtimalidir.

Çok eşitlikçidirler, başka devletleri yağmaladıkları kadar kendi devletlerini de yağmalarlar. Bu uygarlık için rakam uğursuz, söz kutsaldır. Bütün rakamlar yaşadıkları ülkenin battığını gösterse bile onlar ülkelerinin “dünyayı en çok korkutan ülke” olduğunu ileri süren politikacıların sözlerine inanmayı yeğlerler.

Sır saklamakta çok başarılıdırlar, en sıkı şekilde sakladıkları sır ise kendi fikirleridir. Bu uygarlığın insanlarından birine günlerce, işkence yapılsa bile onun gerçek fikrinin ne olduğu öğrenilemez. Bu uygarlığa yabancı olanlar ve sır saklamanın önemini anlamayanlar, Türklerin fikirleri olmadığını sanırlar.

Barışçıdırlar, bu yüzden, yaptıkları savaşa “barış operasyonu veren tek uygarlık budur.

Doğallığa çok önem verirler, bir erkek çocuğuna ilk öğrettikleri şey misafir teyzeye “pipisini” göstermesidir.

İkramı aşırı derecede severler, bu nedenle, lokantada hesabı ödemesine itiraz eden arkadaşının kulağını kesenler yalnızca bu uygarlığın mensupları arasından çıkar.

Eğlenceye düşkündürler, pikniğe gidip orman yakmak, düğüne gidip damadı vurmak en sevdikleri eğlencelerdendir. Hiçbir antropologun çözemediği bir neden dolayı, balkonda oturanlara düşmandırlar. Ne zaman futbol takımları galip gelse o sırada balkonda oturan birkaç kişiyi vururlar.

İnançlarına sadıktırlar, futbolun döner bıçaklarıyla oynanan bir oyun olduğu inancından onları kimse vazgeçiremez.

Kadına çok önem verirler, onun için kadınları evlere özenle saklarlar; en büyük arzuları kadınları içine koyabilecekleri bir kasa icat etmektir. İcat etmek istedikleri ikinci şey ise, komşunun karısını sakladığı kasayı açacak anahtarı yapmaktır.

Teknolojide kimsenin aklına gelmeyen buluşlar yaparlar, şişeyi kıçına vurarak açmak, arabayı tekmeleyerek çalıştırmak, televizyonu yumruklayarak tamir etmek bu uygarlığın dünyaya armağanları arasındadır.

Yalandan nefret ederler. Hatta zaman zaman yalana duydukları nefret gerçeğe duydukları nefretin boyutlarına ulaşır.

Çok saygılıdırlar, bu uygarlığın katillere gösterdiği saygıyı başka hiçbir uygarlık göstermemiştir.

Fikir tartışmalarını severler, bu tartışmaları genellikle daha hızlı bıçak çekenler kazanır.

Cinsiyet ayırımı yapmazlar, bir ormanda gezen kadın da erkek de eşit biçimde tehlike içindedir.

Paraya hiç önem vermezler, özellikle bu para başkasına aitse…

Geleneklerine bağlıdırlar, evlerini çadır gibi, arabalarını t gibi kullanırlar.

Bu uygarlığın insanları deneye çok önem verirler, bir mayının patlayıp patlamayacağını üstünde zıplayarak, bir gaz tüpünün infilak edip etmeyeceğini kibrit tutarak anlama konusunda çok kararlıdırlar.

Kadercidirler, “Allahın dediğinin” olacağına inanırlar, Allah da her seferinde “kibrit tutulan gaz tüpü patlasın” der. Meraklıdırlar, bir daha ki sefere “Allahın gene ayni şeyi söyleyip söylemeyeceğini” merak ettiklerinden gene tüpe kibrit tutarlar. Bu konuda Allahın mı yoksa Türk uygarlığının mensuplarının mı daha inatçı olduğuna kimse karar verememiştir.

Bu uygarlık bozkırlarda doğayla mücadele ede ede geliştiği için doğaya meydan okumaktan özel bir zevk alırlar.

Şehirlerini fay hatları üzerine, evlerini sel yataklarına kurarak doğayla dövüşürler. Kararlıdırlar, bu mücadeleyi her seferinde kaybetmelerine rağmen asla doğaya taviz vermezler.

Çok paylaşımcıdırlar, bütün dünyaya kendi uygarlıklarını paylaşmayı önerirler. Ne yazık ki bu öneriyi kabul eden bir başka toplum çıkmamıştır.

O yüzden eşsiz ve benzersizdirler.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 2 3 5 23
2 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 7 1 4 5 22
4 YENİCAMİ AK 12 6 3 3 9 21
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 5 6 1 8 21
6 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 12 7 0 5 5 21
7 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 2 5 11 17
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 3 7 2 0 16
10 LEFKE TSK 12 4 2 6 -4 14
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 12 4 2 6 -9 14
12 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 3 4 5 -6 13
13 CİHANGİR GSK 12 3 3 6 -9 12
14 YALOVA SK 12 3 2 7 -5 11
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 12 2 5 5 -5 11
16 OZANKÖY SK 12 2 4 6 -16 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 11.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup