• 20 Haziran 2017, Salı 12:38
Hüseyin VedatAĞLAMAZ

Hüseyin Vedat AĞLAMAZ

Eğitim sitemiyle yüzleşmemenin trajedisi ve karneler günü!

“Sosyalleşme ve etkinlik bilgiye giden tek yoldur”…  “Bernard Shaw”
Şüphesiz, her anne ve babanın çocuğu en başarılı, en iyi, en özel çocuktur. Bu aslında hem çok insani hem de çok bencilce bir eğilim. Bu paradoksal durumu yaşamamızın en büyük nedeni ise, günümüz global dünyasında kapitalizmin bireye dayatmış olduğu içi boş ben egosudur. Ve bunun en büyük yaptırımcısı ise kapitalist eğitim sistemidir.

Herkes çocuğunun başarılı ve donanımlı bir eğitim almasını ister, her anne ve baba ve her zaman bunun çabası içindedir. Bu yüzdendir ki çocuğumuzun ana rahmine düştüğü andan itibaren uzun vadeli planlar yapmaya başlarız. Özellikle bizim gibi ülkelerde devletin vatandaşına karşı olan sorumluluklarını yerine getirmemesinden dolayı, her anne ve baba çağdaş ülkelerdeki anne babalara göre çok daha fazla bununla ilgili çabalaması gerekmektedir.

İçinde sürekli endişenin yer aldığı bu eğilimler hem bireysel olarak hem de aile olarak yaşamı ıskalamamıza neden olmaktadır. Yaradılışın en büyük nimetlerinden olan bu dünyanın insana sunmuş olduğu güzellikleri de kaçırmamıza etken oluyor. Her geçen gün daha vahşileşen kapitalist tüketim kültürü, maalesef teknolojiye paralel dayatmış olduğu algılar bireyi bilgi çağında bilgisiz bırakırken, altyapısız ben egosunu da tetikleyerek bireyin sosyalleşmeden uzaklaşmasını ve bir yalnızlık batağında ve belirsizlik içerisinde hiçbir şeyi sorgulamadan yaşamasına sebep olmaktadır.

Kapitalist algının bize sunmuş olduğu tüm olanakları çocuklarımıza sunarken aslında bunun yanlışlarının da neticelerinin farkındayız. Ama yukarıda da belirttiğim gibi altı boş ben egosu o kadar çok işleniyor ki hemen hemen bütün anne ve babalar bu çaresizliğini yaşıyor. Fakat ilginç olan bir süre sonra anneler ve babalarda buna adapte oluyor. Ve bu bir kültürel yönelime dönüşüyor. Ör: restorana giden dört yetişkinin gece boyunca telefonlarıyla sağı solu araması veya çeteleşmesi gibi. Eminim benim gördüklerimi sizler de görüyorsunuzdur. Buna paralel binlerce örneği sıralamamız mümkündür.

Nasıl bir eğitim sistemi içerisinde çocuklarımız yetişiyor? Çocuklarımıza eğitim yaşamları boyunca yüklenen bilgilerin yaşam serüvenlerinde kendilerine katacağı artı değer nedir? Yaşamlarının merkezine insanı, doğayı, canlıları ve kozmosu alacak sorumluluğu yükleyebiliyor mu? İnsanın sosyal bir varlık olduğu ve sosyal olabildiği oranda insan olabilecek sosyal algıları yükleyebiliyor mu? Her bireyin bir değer olduğu algısını çocuklarımıza öğretiliyor mu? Var olmanın en temel ilkesinin sormak, sorgulamak olduğu gerçeğini yükleyebiliyorlar mı? Maalesef ama maalesef “hayır”.

Bütün bu temel prensipleri içinde barındırmayan bir sistemin yetiştirdiği bireyin ne olacağını sanırım tekrarlamanın bir anlamı yok diye düşünüyorum. Bu eğilimlerin olmadığı sistemin yarattığı bireyin yaşamını her şeyi ile kapsayan iki ek vardır. “mış gibi” ve “miş gibi” bir yaşam felsefesi. Bizim gibi olan hangi ülke olursa olsun bundan farklı bir eğilim geliştiremez. Çünkü onlar da bizim gibi üretim ilişkilerinden koparılan topluluklardır. İşte bu yüzdendir ki, üretim odaklı bir eğitim sistemimiz yok. İnsanlık tarihi boyunca her zaman insanoğlunun yüzleştiği en önemli şey; üretmeyen toplulukların tarih sayfalarında kaybolduğu gerçeğidir.
Tarihimiz boyunca yüzleşmemiz gereken o kadar çok insani olmayan eğilimlerimiz oldu ki, hala içimizde hep korku ve şüphe bize hükmediyor. Hala bir yalanın pençesinde şekillendirmeye çalışıyoruz yaşamımızı. Şairin dediği gibi “ biz-hepimiz-külliyen, yan geldik yalana, yalanan dadanmaktan kambur büyütürken sırtımızda, doğrulara doğru doğrultamadık alnımızı”… “Ümit İnatçı”
Çocuğunuz size her yıl, her dersten, tam puan getirse ne olacak? Yukarda belirttiğim temel ilkeleri içine almayan bir eğitim sistemi asla ve asla çocuklarınıza bir şey öğretemez. Hele de 1980 darbesi ile bize de dayatılan didaktik model hakimken…
Bizim gibi ülkelerin eğitim sistemlerinde karne faktörü çok önemli bir yer tutmaktadır. O yüzden sosyal medyanın her tarafı karne günü fotoğrafları ve buna paralel ortaya çıkan yazılarla doludur. Binlercesine hatta on binlercesine rastlamanız mümkündür ve bu bir rastlantı da değildir. Bütün bu eğilimler kapitalist eğitim sisteminin ön gördüğü toplum mühendisliğinden başka bir şey değildir. Kapitalizm kendi varlığının kalıcılığını ve devamını sağlayabilmek için en çok üzerinde durduğu alan eğitimdir. Ve hepimiz de birer ticari metayız.
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın sosyal medya hesabından okuduğum yazı aynen şöyleydi:

“Bizi süper karnelere alıştıran; oğluma teşekkür ederim. Yaratana şükürler olsun”.

Ne kadar güzel, sevgi dolu, sözler diye düşünüyorsunuzdur? Değil mi? Sizi yüksek notlar getirecek çocuklar yetiştirmeniz için düzenlenen bu sistemin en büyük başarısıdır. Ama bizim de hala 43 yıldır yüzleşemediğimiz trajedinin tezahürüdür.
Şair devam ediyor:

Bir gün düşümüz gerçekleşirse eğer, hangi geçmişin çekmecesine sığdırabileceğiz ki yalanlarımızı?”
 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup