• 02 Ocak 2018, Salı 9:57
Hüseyin VedatAĞLAMAZ

Hüseyin Vedat AĞLAMAZ

Söylediklerin değil, yaptıklarındır seni yansıtan! 2018 yüzleşme yılımız olsun

Acısıyla tatlısıyla geride bırakmaya hazırlandığımız 2017 yılının aslında diğer yıllardan hiçbir farkı olmadığını görüyorum. 43 yıllık kuzey Kıbrıs serüvenimin her noktasında yüzleştiğim en önemli şey söylenenlerle yapılanların farklılığıdır. Gerek soldan gerek sağdan kesimlerin söylemlerine baktığımız zaman söylenenlerin hiçbir şekilde yerine getirilmediğini görüyoruz. Özellikle meseleye solcular açısından baktığımızda bunun tam bir fiyasko olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 1980 yılından itibaren siyaset ve sanatın her aşamasında bulunmuş biri olarak, bunlara tanıklık etmemse, benim yaşadığım en büyük trajedidir diye düşünüyorum. Özellikle 1980-1990 yılları arasındaki sürece baktığımda, Türkiye’de meydana gelen askeri darbenin ardından, Kıbrıs solunun darmadağın olduğunu ve hâlâ bu gün kendilerini konumlandıramadıklarını görmekteyiz. Hâlâ ne olduklarının adını koyamıyorlar. Keza bu salt CTP’ye alakalı bir konumsuzluk değil, bütün solun konumsuzluğu söz konusudur.

43 yıllık kuzey Kıbrıs serüvenimiz üç farklı devlet yapısıyla yüzleşmemize vesile olsa da, maalesef bütün dünyanın tanıdığı ve itibar ettiği bir devlet yapısını bir kenara koyarak, yani Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni, 1983 yılında, bütün dünyayı fetheder bir şekilde kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ederek dünya standartlarının dışına itildik. Özellikle sol kesimin buna evet demesi de tarihe yazılan bir handikap olmuştur. Uluslar arası hukuku bir kenara koyarak var olamazsınız. İşte solun en büyük çelişkisi de buradadır. Zaten dünyayı ve evrensel değerleri reddeden bir sol da sol değildir. Söylenenle yapılanın farklılığının trajedisi…

1974-1983 yılları Kıbrıslı Türklerin dünya vatandaşı olduğu yıllarken, bundan vazgeçmeleri hangi nedene dayandırılabilinir ki. Bu gün toplumlararası görüşmelerin temel argümanı bu değil mi? O zaman zaten elimde olan dünya vatandaşlığından niye vazgeçip, daha sonra bunu elde etmek için çaba harcıyoruz. Savaşla kazanılan ganimeti bir kenara koyup, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bu cennet adayı çocuklarımıza, olması gerektiği gibi iade etmek için artık yüzleşmenin zamanı gelmiştir.

Bu ülkede, hangi alanda faaliyet gösterirseniz gösterin, her bireyin sahip olması gereken en büyük sorumluluk, içine ulusal değerlerle birlikte evrensel değerleri de alan sorumluluktur. Bu sorumluluğu taşımıyorsak bırakın dünyadan izole olmayı, kendi içimizde de izole olarak kendi küçük dünyalarımıza mahkum oluruz.

İster istemez insan kendine şu soruyu sormak zorunda kalıyor. Bizi dünyadan neden ve niçin izole ediyorlar? Amaç ne? Evet, 43 yıldır kuzey Kıbrıs’ta yaşayan insanlar bunun trajedisini yaşıyor. Ve bu trajedi gerekli yüzleşmeler yaşanmadığı takdirde 143 yıl daha devam edecek diye düşünüyorum.

Albert Einstein’ın çok ünlü bir deyişi vardır; “sürekli aynı şeyleri yaparak farklı sonuç elde edemezsiniz” diyor. Farklı bir sonuç beklemekse sanırım aptalca bir şey olur.

İşte bu gerçekler ışığında, (her ne kadar biz evimize bakacağız diyorsa da bazı kesimler) ayni şeyleri yaparak farklı sonuç elde etmek yerine, farklılıkları bir yaşam biçimi haline getirerek, yaşamımıza yön vermemiz lazım. Varsın yanlış yapalım, ama bu bizim yanlışımız olsun. Deneysel yönelimlerden kaçınmamamız lazım. Denemezseniz nasıl bir sonuç alacağınızı bilemezsiniz. İşte, bu yüzden benim için 2017’nin diğer yıllardan bir farkı yoktur.

2018 ülkemizde 43 yıllık yalana veda ettiğimiz ve yüzleştiğimiz bir yıl olsun. Olsun ki hem kendi ülkemize hem dünyaya bir artı değer katalım. 2018, tüm dünyada aklın ve sağduyunun hakim olacağı bir yıl olsun.

Bu vesileyle 2009 yılında Kanada’da yaşayan ve arkadaşları arasında para toplayıp Birleşmiş Milletler toplantısına katılan Severn Suzuki’nin konuşmasını da sizlerle paylaşmak istedim.

Yıl: 1992. Yer: Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi, Rio de Janerio.

“Merhabalar, ben Severn Suzuki, Çevresel Çocuk Organizasyonu (ECO) adına konuşuyorum.

Biz Kanada’dan 12 ve 13 yaş gurubunda olan çocuklarız ve bir fark yaratmaya çalışıyoruz; Vanessa Suttie, Morgan Geisler, Michelle Quig ve ben. Buraya gelmek için gerekli parayı kendimiz topladık ve beş bin millik yolu, siz yetişkinlere, yöntemlerinizi değiştirmeniz gerektiğini söylemek için geldik.

Buraya hiçbir gizli amacım olmadan geldim. Ben geleceğim için mücadele ediyorum.

Benim geleceğimi kaybetmem, bir seçimi kaybetmek gibi bir şey değil. Ya da stok piyasasında birkaç puan kaybetmek değil. Ben burada bütün gelecek nesiller için konuşuyorum. Ben, dünyanın her tarafında çığlıkları duyulmayan ve açlıktan ölmek üzere olan çocuklar için konuşuyorum. Ben, dünyanın üzerinde gidecek başka yerleri kalmadığı için ölmekte olan sayısız hayvan adına konuşuyorum.

Ben, şimdi gün ışığına çıkmaya korkuyorum, çünkü ozonda delikler var. Havayı ciğerlerime çekerken korkuyorum çünkü içinde hangi kimyasallar var bilmiyorum. Eskiden Vancouver’da babamla balığa giderdik. Birkaç yıl önce her tarafı kanserli bir balık bulduk. Ve şimdi gezegenimizdeki hayvanların teker teker soylarının tükendiğini öğreniyoruz. Sonsuza kadar yok oluyorlar…

Hayat sürem içinde, sürüler halinde dolaşan vahşi hayvanları görebilmeyi düşlüyorum. Yabani kuşları ve kelebeklerle dolu yağmur ormanlarını… Fakat şimdi merak ediyorum bunlar benim çocuklarımın görebileceği zamana kadar bile dayanabilecekler mi?

Benim yaşlarımdayken böyle küçük şeyler için endişelenmek zorunda kaldınız mı? Bütün bunlar şimdi gözlerimizin önünde oluyor ve bizler, sanki elimizde sınırsız çözüm olanağı ve sınırsız zaman varmış gibi davranıyoruz. Ben sadece bir çocuğum ve bütün çözümlere tabii ki sahip değilim. Fakat farkına varmanızı istiyorum ki bütün çözümlere siz de sahip değilsiniz:

• Ozon katmanındaki deliği nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz.

• Su akımı öldüğünde Somon balığını nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.

• Şimdi soyu tükenmiş olan hayvanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.

• Şimdi yerlerinde koca çöllerin olduğu ormanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.

Madem nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz, o halde lütfen bozmaktan vazgeçin! Burada hükümetlerinizin temsilcileri olabilirsiniz, iş adamları, organizasyoncular, gazeteciler ya da politikacılar; fakat gerçekte siz annelersiniz ve babalarsınız, teyzelersiniz, amcalarsınız ve hepiniz birilerinin çocuklarısınız.

Ben hâlâ bir çocuğum ama biliyorum ki hepimiz ailenin bir parçasıyız, 5 milyar gücünde daha geniş bakacak olursak 30 milyon tür gücünde ve hepimiz aynı havayı paylaşıyoruz, aynı suyu ve toprakları. Sınırlar ve hükümetler bunu asla değiştiremez.

Ben hâlâ bir çocuğum ama burada aynı şeyin içinde olduğumuzu biliyorum ve tek bir dünya gibi tek bir amaca doğru ilerlememiz gerekir.

Kızgın olsam da kör değilim, korku içinde olsam da dünyaya nasıl hissettiğimi söylemekten korkmuyorum.

Benim ülkemde çok fazla israf var. Satın alıyoruz ve atıyoruz, satın al ve at gitsin ve kuzey ülkeleri henüz yoksul olanlarla paylaşmıyor. İhtiyacımızdan fazlasına sahip olmamıza rağmen, zenginliğimizin bir miktarını kaybetmekten korkuyoruz.

Paylaşmaktan korkuyoruz…

Kanada’da ayrıcalıklı bir yaşam sürüyoruz. Çokça yiyeceğimiz, suyumuz ve barınağımız var. Saatlerimiz, bisikletlerimiz, bilgisayarlarımız ve televizyonlarımız var. Bu listeyi bitirmek iki gün alabilir.

İki gün önce burada Brezilya’da, sokakta yaşayan çocuklarla birlikte vakit geçirdik ve gerçekten şok olduk. Bu çocuklardan bir tanesi şöyle dedi: “Keşke zengin olsaydım. Eğer zengin olsaydım, bu sokaklarda yaşayan bütün çocuklara yiyecek, elbise, ilaç, sığınacak bir çatı, sevgi ve şefkat verebilirdim.”

Sokakta yaşayan ve hiçbir şeyi olmayan benim yaşımdaki bir çocuk paylaşmaya bu denli gönüllüyse, neden biz her şeye sahip olanlar hâlâ bu kadar açgözlüyüz? Benimle aynı yaşta olan bu çocukları düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum, nerede doğmuş olduğunuz nasıl da büyük farklar yaratıyor. Ben de onlardan birisi olabilirdim, Rio’nun Favellas bölgesinde yaşayanlardan. Ya da Somali’de açlıktan ölmek üzere olanlardan birisi olabilirdim. Ortadoğu’da savaş kurbanı olanlardan birisi veya Hindistan’da bir dilenci…

Ben henüz sadece bir çocuğum, ama savaşlar için harcanan onca para, yoksulluğun ve çevresel çözümlerin bulunmasında kullanılsa dünyanın nasıl harika bir yer olabileceğini biliyorum. Okullarda, hatta anaokullarında bile bize nasıl davranacağımızı öğretiyorsunuz:

• Diğerleriyle kavga etmeyin, çalışkan olun, diğerlerine karşı saygılı olun, dağıttığınızı toplayın,

• Diğer canlılara zarar vermeyin, paylaşın, açgözlü olmayın.

Peki madem öyle, bize yapmamamızı söylediğiniz şeyleri neden sizler yapıyorsunuz?

Bu toplantıya katılan sizler sakın unutmayın bunu kimler için yaptığınızı, bizler sizin kendi çocuklarınızız. Nasıl bir dünyada yetişeceğimize sizler karar veriyorsunuz. Ebeveynler çocuklarını rahatlatabilmek için “Her şey güzel olacak” diyebilmeli ve “Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” ve bir de “bu dünyanın sonu değil”… Ama artık bunları söyleyebileceğinizi sanmıyorum. Sizin öncelikler listenizde bile yer alabiliyor muyuz?

Babam her zaman “Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil” der ve sizin yaptıklarınız geceleri beni ağlatıyor. Siz yetişkinler bizleri sevdiğinizi söylüyorsunuz. Size meydan okuyorum, lütfen yaptıklarınız sözlerinizi yansıtsın…

Teşekkürler.”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 16.01.2018 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup