HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

27.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Akıllı telefonlar

Akıllı telefonlar yaşantımızın en önemli parçası oldu...

Birçok kişi, "en ayrılmaz eşyanız nedir?" sorusuna "kesinlikle telefonum" diye yanıt veriyor...

Sadece telefon görüşmeleri ya da mesajlar değil, Dünya ile iletişimin de en ayrılmaz aracısı görevini onlar üstlendi...

Ancak, abartılı kullanım, insan ilişkilerini zedeledi...

Restorana giden dört kişilik bir ailenin, yemeklerini beklerken birbirleri ile hiç konuşmadıklarını, eşler veya çocukların arasında iletişimin sıfır olduğunu, herkesin başı önde eğik, ya telefonda oyun oynadığını, ya sanal ortamda gezindiğini gözlemlemek, günlük yaşamın en çok rastlanan olayı oldu.

Oysa mesajlaşmanın, telefonla ilgilenmenin bir adabı ve zamanı olmalı...

İngiliz The Times gazetesi geçenlerde bu konuda çok ilginç bir makale yayınladı...

"Mesajlaşmanın bir zamanı vardır. Tiyatro perdesi kalkarken mesajlaşılmaz" diyen gazetede şöyle bir olay anlatıldı:

Aileden gelme Lord olan "Viscount Falkland", yaklaşık iki yıl önce, o zaman 21 yaşında olan (vaftiz) torunu ile Fransa'nın başkenti Paris'te bir tiyatro oyununa gitmiş...

Viscount Falkland başından geçen olayı geçtiğimiz hafta Lordlar Kamarası'nda büyük bir heyecanla anlatmış...

Tiyatro etiketi, tiyatro adabı denen bir olay var elbette...

Kız, telefonuyla mesajlaşıyor...

Lord, telefonu torununun elinden kaptığı gibi fırlatıyor...

Kız utanıyor ama aldığı dersi de asla unutmuyor...

1900'lerde, Alman filozof Walter Benjamin, evine telefon konduğu zaman, hayatının nasıl değiştiğini aktarırken, "öğle uykum mahvolmuştu" diye açıklar ve bu aletin taaa o yıllarda bir "alarm" görevi gördüğüne dikkat çeker...

Evet, "alarm"...

İnsanların her türlü sosyal ilişkilerini bitirmeye aday bir aletin alarmı...

Telefon, elbette bir evin veya insanın, bir iş yeri ya da her hangi bir mekanın Dünya ile bağlantısıdır ve faydalı bir alettir.

Artık çok portatiftir, çok kolay taşınır haldedir ve her yerde bulunmaktadır...

Ancak gerçekten sosyal ilişkileri, etkinlikleri, mesela tiyatro oyununu, karanlıkta izlenen bir sinema filmini, hatta bir akşam yemeğini mahvedebilmektedir.

Yemeğe gidiyorsunuz, sohbet edeceksiniz, ya herkes elindeki telefondadır, ya rahatsız edici bir şekilde fotoğraf çekmektedir, ya da o telefon, durduğu yerde, ışıkları sürekli yanar halde, mesaj almaktadır...

Times, sürekli telefonla uğraşılması durumunu veya davranışlarını "solipsizm" olarak tanımlıyor...

Türkçe'de "solipsizm" veya "Tekbencilik" diye açıklanır...

"Bir tek ben varım"cılık...

"Ben"...

Evet, paylaşılan bir haber, bir mesaj, bir fotoğraf vardır... Ama her ortamda değil... Öyle anlar vardır ki, bir ışık veya bir ses çok rahatsız edicidir...

Loş bir akşam yemeğinde, romantik bir ortamda ya da sohbet amacıyla gidilmiş bir mekanda, masada yanan bir ışık ve onun da ötesinde "dinnn" diye bir "ses"...

Lord Falkland çok haklıydı...

Bazen, birçoğumuz, Lord gibi düşünürüz... Tutup fırlatmak geçer içimizden ama aletler çok da pahalı... Yapamayız...

Ülkemizde, namaz öncesi imamlar bile, artık "lütfen telefonunuzu kapatın" diye uyarıyor...

Tam secdeye varılacak, "dinnn" veya "diri tin din tin"...

Dikkatli olmak lazım...

Dikkatli kullanmak lazım...

Kimseyi rahatsız etmemek lazım...

Bazen bir küçük ışık, bazen bir küçük ses, aylarca çalışılmış bir muhteşem tiyatro akşamında ciddi rahatsızlığa yol açabilir...

Ancak ondan da öteye, saygısızlıktır, utanç vericidir...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.