Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

06.06.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Balıkçı tekneleri ve son çözüm şansı

Gırgır gemileri ile yapılan balıkçılık veya trol balıkçılığı, Dünya'nın en zararlı, en doğa düşmanı, en balık düşmanı avlama yöntemlerindendir.

Bırakın, yasal olarak ortada bir hırsızlık olmasını; yabancı ülkelerden gelen bu gıgır gemileri, bizim denizlerimize ciddi tahribat yapmaktadır.

Dünya'daki tüm uzmanların dikkat çektiği, "üremeye hazır, üremek üzere olan" balıkları da yakalamakta ama bunun da ötesinde, gerek deniz tabanında, gerekse balıkların her türlü yaşam alanlarında da ciddi tahribata sebep olmaktadır.

Trol balıkçılığı, ülkemizin ve insanlığın en önemli değerleri olan örneğin Caretta Caretta kaplumbağaları gibi, onlarca, hatta yüzlerce deniz canlısı için de çok ciddi bir tehdittir, tehlikedir.

Troller, bize ait, bizim balıkçılarımızın yakalayabileceği çok sayıda balığı çalıp gitmekte ama bunun da ötesinde, belki de onlarca yıl denizlerimizde zengin balık nesillerinin yaşama şansını da katletmektedir.

Kendi balıkçılık tekniklerimiz, balıkların ve deniz canlılarının varlığı adına ciddi tehdit oluşturmaktan çok uzaktır.

Devlet yetkililerimiz, "aman Anavatanlı balıkçılarımızı kırmayalım" duygusundan uzak davranmayı becerebilmeli; devletimizin varlığı ve kimliği adına, dik durmayı başarmalıdır.

Denizlerimizde resmen katliam yapan ve dalga geçermişçesine, "fırtına vardı, sığındık" diyen kaçakçı, korsan balıkçılara en sert cezaların verilmesi, gemilerine el konulması gerekmektedir.

Bunun, hiç bir şekilde spekülatif yorumlara sebep olmasına da gerek yoktur.

Balıklarımız, balıkçılığımız tehlikededir; oysa geleceği olması gereken bir sektör söz konusudur.

Bu sektörden ekmek yiyen çok sayıda ailemiz bulunmaktadır.

Ve tekrar ediyoruz, gırgır tekneleri, hem balıklarımıza, hem deniz canlılarına, hem denize, hem de ülke ekonomimize ciddi zarar vermektedir.

Yasadışıdır. En etkili şekilde tedbir alınması kaçınılmazdır.

***

New York'ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile liderlerin akşam yemeğinden, yeni bir "Cenevre zirvesi" çıktı...

İki lider, BM, Türkiye, Yunanistan ve AB yetkilileri önümüzdeki günlerde yeniden Cenevre'ye tartışacak... II. Kıbrıs Konferansı gerçekleştirilecek.

Geçtiğimiz gün bu sütunlarda "bir daha aynı şeyleri yazmak istemiyoruz" demiştik ve "son umut", "bir umut daha", "yine çözüm şansı" gibi ya da benzeri başlıklar atmaktan sıkıldığımızı belirtmiştik.

Ancak belki de müzakereler tarihinde ilk kez bu kadar ciddi anlamda sona yaklaşıldığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Artık gerçekten sona gelinmiştir.

Bundan sonrası, Kıbrıslı Türkler açısından, yeni belirsizlikleri kaldırabilecek bir dönem olmayacaktır.

Bu arada, tüm taraflar, sıkışıklığın ya da tıkanıklığın nerelerde olduğunu artık gayet net bir şekilde biliyor.

Cenevre'de eğer "istek" varsa ve bu sorunlu noktalarda tavizler verilirse, ortaya bir anlaşma çıkabilir. Bu anlaşma da iki halkın onayına sunulur.

İki taraf onaylarsa, ne alâ...

Değilse, herkes kendi yoluna...

Şunu eklemekte de fayda görüyoruz...

Kıbrıs Türk halkı, her zaman çözümü isteyen ve bunu ispatlamış bir halktır.

Ancak ne yazık ki buna rağmen hep kaybeden olmuştur.

Olası bir başarısız çözüm denemesi sonrası yaşanacak süreçte, artık "kaybeden" olmayacaktır.

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.