Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

30.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Başkanlık sistemi

Korkulan oldu. Yargıdan, yürütmenin çok önemli bazı kararlarına "ara emri" alındı...

Seyrüsefer uygulaması ile muhaceret affı gibi çok önemli "yürütme kararları", yargı tarafından "şimdilik" askıya alındı... Aftan yararlananlar, "yararlandı"... Yararlanmayanlar, yargının sonucunu bekleyecek.

Bir karmaşa var...

Bu karmaşanın temelinde de çökmüş sistem yatıyor.

Sistem, çalışmaz haldedir.

Parlamenter sistem çürümüştür.

Sadece "müşavirler sorunu" dahi, bu sistemin bir şekilde bertaraf edilmesinin zamanının geldiğinin göstergesidir.

Düşünün; siz özellikle bordrolu çalışanlardan çatır çatır vergi alacaksınız ve bu vergilerden maaş verdiğiniz insanları, "bizim partiden değil" diyerek, boş oturtacaksınız...

Meclis'ten 10 vekili bakan yapacaksınız, yasama ile yürütme birbirine girecek.

Elbette parlamenter sistemin faydalı yanları vardır.

Bundan şüphe etmiyoruz.

Ancak KKTC'de artık parlamenter sistemin değişikliğinin ciddi şekilde ele alınması gerekmektedir.

Sorumluluk, "başkana" verilmelidir.

Güney Kıbrıs benzeri bir sistem tartışılmalıdır.

Başkan seçilen kişi, tüm sorumluluğu alabilmelidir.

Bürokratların ısrarla siyasi kimlikle bir görevden ötekine aktarılması yerine, uzmanlaştıkları işlerde ilerlemelerinin sağlanması kaçınılmaz olmalıdır.

Yasama, yürütme ve yargı arasındaki "kaotik" görüntü, daha çalışır bir hale sokulmalıdır.

Evet, geçmişte merhum Rauf Denktaş'ın karizmatik pozisyonundan endişeye kapılıp, "diktatörleşebilir" endişesine kapılmış olabiliriz.

Ancak, artık zamanı gelmiştir.

Başkanlık sistemine geçişi konuşmaya başlamalıyız.

Bu geçiş, yeni bir heyecan, yeni bir ivme anlamına da gelecektir.

Şu sakıncası vardı, bu avantajı bulunuyordu...

Evet, herkesin bu konuda kesinlikle söyleyecek çok şeyi vardır.

Hükümet ortakları ve muhalefet, meclis dışındaki siyasi partilerle sivil toplum örgütleri bu değişikliği konuşmaya, tartışmaya başlamalıdır.

İçinde bulunduğumuz sistem çekilmez ve yürümez bir haldedir.

İstanbul Üniversitesi Anayasa Hukuku Profesörü Abdurrahman Eren, bir Türkiye gazetesine verdiği röportajda, "başkanlık sistemi ile ilgili olarak şunları söylemişti:

"... Halk adına egemenlik yetkisini kullanan organlar; parlamentolar, devlet başkanları, hükümetler ve mahkemelerdir. Geniş anlamda hükümet sistemleri, egemenlik yetkisini kullanan devlet organları arasındaki işbirliği ve işbölümü anlamına gelmektedir. Dar anlamda hükümet sistemi, yürütme yetkisini hangi organın nasıl kullandığı ile ilgilidir. Başkanlık sisteminde, yürütme yetkisini halkın seçtiği "başkan" tek başına kullanır. Parlamenter sistemde ise devlet başkanı ve başbakan yer alırken, yürütmede "başbakan" etkindir. Yarı başkanlık sisteminde ise halkın seçtiği cumhurbaşkanı ve başbakan yer alırken, yürütmede "Cumhurbaşkanı" etkindir..."

Teorik olarak parlamenter sistem ya da başkanlık sisteminin birbirilerine üstünlüklerini tartışmanın pek fazla anlamı olmayacağını da eklemek istiyoruz.

Şu anda ülkemizde elle tutulur en önemli gerçek, mevcut parlamenter sistemin çökmüş olduğu gerçeğidir. Çalışmamaktadır.

Başkanlık sisteminin yararları veya faydaları noktasında birbirimize teorik dersler ya da nasihatler vermemize de gerek yoktur.

Asıl ele alınması gereken, değişikliğin kazandıracağı ivme ve heyecandır.

Silkiniştir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.