Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

07.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bugün 07.07...

Bugün, bazı kişilere göre, önemli bir “tarih”...

07.07...

2007 yılında, yani 10 yıl önce, 07.07.07 yazılabilirdi... Bugün, o bazı kişilerin ilginç kabul ettiği tarih rakamlarının yazıldığı günden bu yana 10 yıl geçti...

Bugün, yine “07.07” ama yıl “17”...

2004 yılındaki referandumların üzerinden ise 13 yılı aşkın bir süre geçmiş durumda...

2004 yılı, Kıbrıs sorunu açısından, çok önemli bir dönüm noktası olabilirdi.

Rum halkı da, tıpkı bizim gibi “evet” demiş olsaydı, bugün, hâlâ çözmek için uğraş verilen Kıbrıs sorunu diye bir sorun olmayacaktı ve yine bugün, “Ada’dan çekilmesi gerekir” diye Rum tarafının direttiği Türk askeri de belki 600 civarında bir sayıya düşecekti...

Ve 2004’te Rumlar “evet” demiş olsaydı, bugün toprak, mülkiyet, dönüşümlü başkanlık ya da siyasi eşitlik tartışılıyor olmayacaktı...

Zaman ne çabuk geçiyor...

-*-*-

KIBRIS’ın başyazısının satırları dün akşam toplantısında şekillenirken, Cenevre’nin Crans – Montana kasabasında Kıbrıs sorununa çözüm amaçlı sürdürülen konferansta dokuzuncu gün çalışmaları devam ediyordu.

“Bir çerçeve anlaşması beklentisi”, hatta onun ötesinde bazı beklentiler işaret edenler oldu...

Akşam haber toplantısı biterken, arkadaşlarımız, tüm kaynakları en iyi şekilde izleyip, son dakikaya kadar en taze gelişmeleri bugünkü gazeteye koymayı hedefliyordu...

-*-*-

Sabırla beklemeye devam ediyoruz... Bugün Crans Montana’da önemli gelişmeler yaşanabilir... Pazartesi gününe de aynı önemli gelişmeler sarkabilir.

07.07 tarihinin, müzakerelere uğur getirmesini diliyoruz...

-*-*-

Bizler sabırla beklerken, KIBRIS Gazetesi’nin dün ön sayfasına yansıyan iki haber üzerinde durmak istiyoruz.

Birincisi, Sayıştay Başkanlığı’nın, Telekomünikasyon İdaresi’nde saptadığı binlerce TL’lik açık...

Bu konuda Başsavcılığın ve Polis Genel Müdürlüğü’nün ciddi şekilde ayakları yere basan bir çaba sergilemesini bekliyoruz.

Halkımız, devletin zarara uğratıldığı her konuda artık çok keskin adımlar ve tavırlar görmek istiyor.

Kamu sektörü olsun, özel sektör olsun, siyaset olsun; daha temiz ilişkiler görmek, Kıbrıs sorunu çözülsün veya çözülmesin, halkımızın hak ettiği bir şeydir.

Kamu sektörü, halkın hizmetçisi olduğunu iyice benimsemelidir.

İkinci haber ise kıyıların ve denizlerin kirliliğidir.

Çevre Koruma Dairesi Müdürü’nün “deniz kirliliği” konusunda bazı otelleri de sorumlu tutması, bunu resmi ağızla açıklaması çok etkileyicidir.

Bu konuda da, tıpkı yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üzerine gidilmesi gerektiği gibi gidilmelidir.

Hiçbir yatırımın, devlet ya da özel sektöre bağlı hiçbir kurum veya kuruluşun, çevreyi; en başta da denizleri kirletme hakkı yoktur.

Büyük turizm tesisleri ya da yerel yönetimlerin, yasaların belirttiği; arıtma sistemlerini bulunduruyor olması kaçınılmazdır.

Denize atık bırakılmasının hiçbir mazereti olamaz.

Yolsuzluklar, usulsüzlükler konusunda adli makamlarımızı – polisimizi; çevre kirliliği konusunda da Çevre Koruma Dairesi’ni “başrollerde” görmek istiyoruz...

Bu istek, bizim değil, halkın isteğidir.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.