HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

16.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Cennet vatanımızı yaşanmaz hale çevirmeyelim

Küçücük ülkemiz cennetten bir parçadır...

Bunu övgü olsun diye söylemiyoruz, herkesin kabul ettiği bir gerçektir.

Ülkemize gelen birçok yabancı da bunu söylüyor...

Ancak bu cenneti elbirliğiyle cehenneme çeviriyoruz.

Çevremizi, doğal güzelliklerimizi, ovamızı, dağımızı, taşımızı, denizimizi, tarihi eserlerimizi korumuyoruz, mahvediyoruz.

Güzel vatanımızın el değmemiş, bakir neyi varsa bozuyoruz.

Ülkemize cennet payesi verilmesinde ne kadar özel tarafımız varsa yok ediyoruz.

Neredeyse güzelliklerimiz artık kartpostallarda kaldı.

Eski fotoğraflarımızı çıkarıp bakıyoruz ve “Bu çiçeklerle, yeşilliklerle dolu ovada apartmanlar yoktu”, “Şu araziyi henüz binalarla donatmamışlardı”, “Bu derenin akışını binalarla kesmemişlerdi”, “Bu tarihi eser bu kadar bakımsız değildi” deyip duruyoruz...

Engel olamadığımız hırslarımız, daha fazla kazanma isteğimizle ne doğayı ne çevreyi ne de tarihi değerlerimizi düşünüyoruz...

Çevreyle, doğayla imtihanımızdan kırık not alıyoruz da güvenliğimizle, asayişle ilgili durumumuz nedir?

Bu konuda da durumumuz pek parlak değil...

Mahkemelerimiz kriminal olaylara bakmaktan bunalmış durumda.

Gazetelerde mahkeme haberleri artık birkaç sayfa değil, bazı günler 8- 10 sayfaya çıkıyor.

Her gün yeni suçlar işleniyor, suçların ardı arkası kesilmiyor.

Bazı bölgelerde geceleri sokakta yürümek artık güvenli değil.

Bazı bölgelerde ne kilit ne kamera ne de kalın kapılar hırsızları, soyguncuları engelleyebiliyor.

Bazı bölgelerde güpegündüz hırsızlık, soygun yapılıyor.

Hani klasik söz var ya, “Eskiden kapı penceremizi kapamazdık” diye, artık kapı pencereyi kapamak, kilit takmak, sürgü çekmek de yetmiyor.

Yukarıda bozduğumuz birçok güzellikten söz ettik, aslında bu güzelliklerin hepsi olsa da kendimizi güvende hissetmesek yine kötüydü.

Ancak hem güzelliklerimizi yok ediyoruz hem de ülkemizde kendimizi güvende hissedemiyoruz, evimiz, arabamız, malımız, paramız güvende değil.

Beş gün içerisinde iki kuyumcu soyuldu.

Her iki kuyumcunun soyulma yöntemi de aynı...

Tüm tedbirlere ve kamera donatılmasına rağmen dalga geçercesine soygun gerçekleştiriyor bu azılı kişiler.

Kim bilir ertesi gün gazetelere bakarak kıs kıs gülüyorlardır...

Suçları işleyenlerin çoğunluğu yabancı...

Bu ırkçı bir yaklaşım değildir, rakamlar ortadadır.

Ülkemize okumaya veya çalışmaya gelen birçok kişi suç işliyor, istenmedik olaylara karışıyor.

Yabancılar hiçbir şey yapmasa birbirlerini yaralıyor, öldürüyor.

Tabii ki bunlar da halkta korkuya yol açıyor.

Ülkeye öğrenci kabul ederken, işgücü sağlarken “kim olursan gel, yeter ki gel” mantığından artık kurtulmalıyız.

Ülkede Uzakdoğu’dan Afrika’dan birçok öğrenci ve çalışan var...

Olsun tabii ki, din, dil, ırk ayrımı yapacak değiliz ama kimi getirdiğimizi de bilelim...

Uyuşturucu ya da benzeri zararlıların trafiğini yapanların, suç odaklarının, sabıkalı kişilerin ülkemize dolmasına izin vermemeliyiz.

Bu küçücük adamızda suçu, suçluyu kontrol altına alabilmeliyiz...

Polis hem personel hem de teçhizat bakımından daha da güçlenmelidir.

Polis kendini her yerde hissettirmeli, sürekli devriye yapmalıdır.

Bu konuda hükümetin Polis Teşkilatı’na her türlü desteği vermesi gerekmektedir.

Cennet vatanımızda rahatça yaşayabilmeliyiz...

Cennette, korkarak, kendini güvende hissetmeden yaşanmaz...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.