HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

26.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çernobil faciası, kayıplar konusu ve mafya hesaplaşması

Muhabirimiz İsmail Volkan bir haber hazırladı... Bu haberde, Devlet Laboratuvarı’ndaki yangının boyutunun tahmin edilenin üzerinde olduğu belirtiliyor...

Daire çalışanlarının tümünün çeşitli alerjik reaksiyonlar gösterdiği, hatta sağlığı ciddi anlamda endişeye sebep olacak derecede kötüleşen Laboratuvar müdürünün ise ileri tetkik için Türkiye’ye gönderilmiş olması dikkat çekiyor...

Lefkoşa’daki Devlet Laboratuvarı 22 Aralık 2016’da çıkan yangının ardından kapatıldı... Açıldıydı, açılıyordu derken, kuşkulu bir şekilde ve tabiri caizse "tamamen" kapatıldı...

Şimdi, bu Laboratuvarda yanan maddelerin insan sağlığına sanılanın çok üzerine ciddi etkiler yaptığı iddia ediliyor... Bu iddia, ülkenin tüm doktorlarının üye olmak zorunda bulunduğu Tabipler Birliği'nden geldi.

Birlik Asbaşkanı ve Çevre sorumlusu Teksen Köroğlu, Laboratuvarda çalışan 34 kişinin tümünde alerjik reaksiyonlar görüldüğünü ve bunun yapılan sağlık kontrollerinde ortaya çıktığını söyledi. Köroğlu, Laboratuvar müdürünün hasta olduğunu ve ileri tetkik için Türkiye’ye gönderildiğini de açıkladı.

Çok ciddi bir olay...

Bir yandan yargıyı etkileyen uyuşturucu tahlilleri, öte yandan dün de bu köşede dile getirdiğimiz gıda analizleri yapılamıyor...

Toplumun sağlığı tehdit altında...

Ama tüm bunların ötesinde, "... küçük çapta bir Çernobil tehlikesi" nden söz ediliyor...

Yangında zarar gören 800 ile bin arasındaki radyoaktif ve kimyasal maddenin ne olduğu açıklanmadı. Köroğlu, "Bu bizi tedirgin ediyor. Bunun hemen açıklanmasını istiyoruz” diye de ekliyor...

Biz de sağlıklı bir açıklama bekliyoruz...

-*-*-

Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK), kendi internet sitesinde, amacını şu şekilde açıklar:

"... Bu projenin amacı, 1963-1964 ve 1974’te meydana gelen trajik olayların sonucunda listelenen şahısların gömü yerlerinden çıkarılması, kimliklerinin belirlenmesi ve iade edilmeleri..."

KŞK, kayıpların akrabalarının, sevdiklerinin kalıntılarını almalarını, uygun cenaze törenleri düzenlemelerini ve uzun süren keder ve belirsizlik halinin sonlandırılmasına olanak sağlamayı da hedefliyor...

1974'ten hemen sonra kayıp şahıslarla ilgili çalışmaların başladığı biliniyor... Ancak KŞK, 1981'de resmen yaşama geçirildi. Kayıp arama faaliyetleri ise 2006'da doğru dürüst bir noktaya gelebildi.

Resmi olarak bin 508 Kıbrıslı Rum ve 493 Kıbrıslı Türk kayıp olduğu kabul ediliyor.

Bugüne kadar kimliklendirilip ailesine teslim edilen Kıbrıslı Rum sayısı bin 508... Aynı şekilde ailesine teslim edilen Kıbrıslı Türk kayıp sayısı ise 493...

Bin 129 kazı yapan KŞK, şimdiye kadar bin 201 kayıp kalıntısına ulaştı...

Kısacası 2001 toplam kaybın bin 201'ine ulaşıldı. 742'sinin kimliği tespit edildi.

Hala hiç ulaşılamayan 800 kayıp var... Kalıntılarına ulaşılan 459 kayıp ise kimliklendirmeyi bekliyor.

Kayıplar konusu, ülkemizin hala varlığını sürdüren en trajik konusudur. Bu konuda, olası gömü yerlerini bilenlerin KŞK'ya başvurması, insanlık görevidir, kutsal bir ödevdir. Kıbrıs'ın yakın geçmişinin çok büyük bir dram yaşadığının en önemli kanıtlarından biri olan kayıplar konusunda şimdi de "hatalı kimlik tespiti" gerçeği ortaya çıktı. KŞK, bu hatayı basın bildirisi ile duyurdu.

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Politis gazetesi, olayı dün manşetine taşıdı.

Bu dramın, bu acının artık bitmesi gerekmektedir.

Olası gömü yerlerini bildirenlerin artması, bunların ihbarlarının mümkün olan en hızlı şekilde değerlendirilmesi şarttır. Ayrıca, hata varsa, hataların ortaya çıkarılması, bu hataların da Türk veya Rum tüm ailelere en kısa zamanda aktarılması gerekmektedir.

Kıbrıs Adası'nın bu acısı artık dindirilmelidir.

Her iki topluma bu konuda insanlık görevi düştüğünü bir kez daha hatırlatıyoruz...

-*-*-

Silahlı bıçaklı çeteler, "işadamı koruması" adı altında terör estiriyorsa, bu tür olayların sayısında artış varsa,

uyuşturucu artmışsa, hırsızlık çoğalmışsa, trafik kazaları azaltılamıyorsa, dolandırıcılık ve rüşvet iddiaları gazete manşetlerinde yer alıyorsa, ülkede turizm adı altında kadın ticareti ve kumardan gelir elde etmek başarı sayılıyorsa ve yüksek öğretimde sayı artarken kalite yerlerde sürünüyorsa, birilerinin buna dur demesi gerekmez mi?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.