Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

05.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çevreye duyarlılığımız takıntı, saplantı değil, sorumluluktur

Çevreye, çevre sorunlarına, doğanın katledilmesine gösterdiğimiz duyarlılığın obsesyona dönüştüğünü sanmayın.

Yani bizimkisi takıntı ya da saplantı değildir.

Etkisinden kendini kurtaramadığımız, hastalığa dönüştürdüğümüz, yersiz, saçma bir ısrar değil bu...

Sabit fikirli değiliz çevre konusunda...

Çevreye karşı duyduğumuz sorumluluktur yapmaya çalıştığımız.

Her adımımızı attığımızda karşımıza çıkıyor çevre sorunları, çevre katliamı, doğal güzelliklerimize yönelik acımasızlık...

Üzerimizde sorumluluk hissediyoruz,  ülkemiz “çöp ülkeye” dönüşürken, kimsenin kılını kıpırdatmaması bizi derinden üzüyor...

Vatandaşlarımızın bu cennet vatana karşı aidiyetini kaybetmesi, süratle ülkesini kirletmesi bizi düşündürüyor.

İnanılmaz bir sorumsuzluk var...

Her gün yeni bir bölgemiz çöplüğe dönüştürülüyor.

Adamlar gidiyor Güzelyurt Barajı’nı çöplüğe çevirebiliyor.

Gidiyorlar, Lefkoşa Organize Sanayi Bölgesi’ni sanki de Güngür Çöplüğü ya da şimdi kullanmadığımız eski Dikmen Çöplüğü gibi kullanıyorlar.

Lefkoşa Organize Sanayi Bölgesi gibi önemli ekonomik bölge, iğrenç bir alana dönüştürüldü.

İnsan Organize Sanayi Bölgesi’ne girmeye çekiniyor, yolları yol halinden çıkmış, düzensiz, plansız ve çok kirli...

Bunu bile halledemedik.

Yollar, sokaklar pislik içinde...

Nerede boş bir arsa, bir tarla varsa hemen orası çöplüğe dönüştürülüyor.

Parklar, bahçeler, yürüyüş alanları, deniz kenarları, dereler, yol kenarları çöplerle kaplı.

Ovalara acımasız hellim altı suları (noro suyu) dökülüyor...

Dağlar, taşlar inşaatlara malzeme sağlamak için oyuluyor, yok ediliyor.

Dereler temizlenecek diye içindeki tüm canlılar öldürülüyor, yok ediliyor.

Av hayvanı var mı yok mu, yeterli inceleme, araştırma yapmadan av açılıyor.

Piknik alanlarının hali içler acısı...

Boğaz Piknik Alanı’ndan 18 ton çöp toplanması akıl alır gibi değildir.

Daha önce de kampanyalarla temizlendi, yine aynı felaket duruma döndü.

İnsan eğlendiği, zaman geçirdiği, yediği içtiği bir bölgeyi nasıl böyle kirletir, neden böyle kirletir?

Deniz kenarlarına giden insanlar, örneğin Alagadi Plajı’nda çöplerini bırakıp kaçıyor.

Kaç kez bu bölgede temizlik kampanyası düzenlendi, yine kirletildi.

Şimdi otellerin deniz kenarlarına halkı sokmaması konusunda, yasaların da emrettiği gibi vatandaşların sokulmasından yanayız, “Denize beleşe girilsin” diye destek veriyoruz ama lütfen beleşe girilen yerlere de bir bakın bakayım.

Tamam beleşe gireceksiniz ama beleşe girerken de etrafı çöplüğe çeviriyorsunuz...

Halkın deniz kenarlarını kirletmesi, felaket bir duruma dönüştürmesi otel işletmelerini haklı çıkarıyor maalesef.

Duruma bir de bu pencereden bakın.

Biz korumuyoruz ki hiçbir zenginliğimizi, çöplüğe dönüştürüyoruz,  o zaman da yüzümüz olmuyor, “Paralı sahiller beleş olsun” demeye.

Amacımız otelleri savunmak değil ama toplum olarak, vatandaş olarak sorumlu olmalıyız, tüm çevremizi olduğu gibi deniz kenarlarını da korumalıyız.

Hükümetin de hem bilinçlendirme çalışmalarına hız vermesi, hem de çevreyi kirletenlere ciddi cezalar getirmesi gerekiyor.

Okullarda “çevre eğitimi,” diğer derslerin içine dağıtılarak ya da seçmeli olarak değil, zorunlu yapılmalıdır.

Onlara bir şey kalacak mı bilmiyoruz ama gelecek nesiller hiç olmazsa ülkesini korusun.

Takıntı ya da saplantı değil çevreye verdiğimiz önem, sorumluluktur, “çöpland” olmayı kabullenememektir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.