Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

03.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Daha geç olmadan...

Kıbrıs'ın kültürel mirası, tüm Kıbrıslılara aittir...

Kültürel mirasa sahip çıkmanın dini, dili, ırkı, milliyeti olmaz...

Tarihi eserler, tarihi değeri olan evler ve yerler, Dünya'nın neresine giderseniz gidin, yönetenlerin korumak için ciddi çaba harcadığı "başlıkların" birincisidir.

Bu arada belirtmekte fayda vardır; tarihi mekânlar, Dünya'da bir çok kurumun, en başta da BM bünyesindeki UNESCO'nun büyük değer verdiği bir konudur...

Suriye'de Palmira, antik zamanların en değerli, en önemli ticari ve sanat merkezlerinden biriydi ve 1980'de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştı...

Geçtiğimiz iki yıl içerisinde IŞİD tarafından yerle bir edildiğinde, Dünya'da birçok insan, en az masum çocuk ölümleri kadar büyük önem vermişti...

KIBRIS Gazetesi, dün manşetine Lefkoşa'daki bazı eski evleri getirdi...

Elbette korunmayan, sahip çıkılmayan evler kendiliğinden yıkılacak...

Kesinlikle tehlike yarattıkları da apaçık ortada…

Ancak bize düşen görev, kültürel mirasımızın en değerlilerinden olan tarihi yapılara sahip çıkmaktır... Tehlikelidir diye yıkmak değildir...

Bu satırları dün yazarken, çok önemli iki gelişme yaşadık...

Birinci gelişme, aldığımız bir mektupla ilgiliydi.

Lefkoşa Surlariçi Koruma Derneği'nden Asım Dedezade, bölgeye duyarlılığını dile getiren bir mektup yazdı...

Surlariçi'nin, yönetenler tarafından bitirildiğini, bazı sanayici ve esnafın bölgeden taşınmaması gerektiğini anlattı... Surlariçi'ni sadece turizm amaçlı kullanmak yerine, "yaşayabilmesi" için, yaşam maksatlı da kullanmanın şart olduğunu öne sürdü...

İkinci önemli gelişme ise; KIBRIS Yazı İşleri'ne hediye edilen bir kitaptı...

"Metruk Tarihler Ülkesi - MS. 2016" adlı bu kitapta, "tarihi eserler bir toplumun kimliğidir" deniliyor ama ülkemizde bu eserlere sahip çıkılmadığı, net bir şekilde belgeleniyordu...

Oya Kutsal ve bir grup arkadaşının iki yılda hazırladığı kitapta, "metruk" kelimesinin anlamı da açıklanıyor... Metruk, "terk edilmiş, bırakılmış, kullanılmayan" anlamlarını içeren bir kelime...

Lefkoşa'da Tanti'nin Hamamı ile başlayan bir "terk edilmişlik, bakımsızlık" belgeseli görebilirsiniz bu kitabın sayfalarında...

Lüzinyan Dönemi'nden, Venediklilerden, Osmanlılardan, İngilizlerden kalan onlarca tarihi eser, onlarca mirasımızın nasıl "metruk" halde bulunduğu, çok çarpıcı bir şekilde resmediliyor...

İnsan kitaba katıkça ve Lefkoşa'yı düşündükçe, hatta Lefke'yi ve onlarca köyümüzde sahip çıkmadığımız geçmişimize ait mirası hayal ettikçe, gerçekten üzülüyor...

Ve çok ilginçtir, bu binaların büyük çoğunluğunun "Taşınmaz Mal Komisyonu'na asla konu olmayacak Türklere ait yerler" olması da çok ilginç...

Oya Kutsal, "Metruk Tarihler Ülkesi - MS. 2016" adlı çalışmanın önsözünün giriş bölümünde, "Aidiyet duygumuzu kaybettik. Ne bu ülkeye ait hissediyoruz kendimizi ne de bu ülkenin bize ait olduğuna..." diyor.

Çok acı; ama gerçek...

Oysa öyle olmamalı...

Bu ülkeye, bu ülkenin tarihine, kültürüne, toprağına, taşına sahip çıkılmalıdır.

Dünya'nın kıskanacağı kadar çok tarihi mekân; kalelerden çeşmelere kadar bir çok "marka değeri" olabilecek eser, resmen dökülmektedir... Yavaş yavaş yıkılmaktadır... Bu dökülen, bu yıkılan eserler, Kıbrıslılığın ta kendisidir aslında... Yazıktır...

Kimisi hatalı restore edilmiştir.

Kimisi kapısında paslı kilitlerle kapalı tutulmaktadır.

Kimisi her an çökecek haldedir...

Sadece Lefkoşa, Lefke, Gazimağusa, Girne değil; Akıncılar' daki (Luricina) beyaz taş evler, Yeşilırmak'ın köklerinin geldiği Kurutepe' deki (Xerovouno) siyah taş evler; (çoğu yıkılmış olsa da) hâlâ ayakta kalmayı başaran kerpiç evlerimiz, bizim geçmişimizdir.

Geçmişe sadece lafla sahip çıkmaksa mesele; anlayışla karşılarız...

Ama öyle olmamalıdır.

2017'de tarihi değerlerimize daha sevgi dolu, daha koruyucu, daha ciddi bakmak için her çaba harcanmalıdır...

Ve bu eserleri korumak için gerekli yasal, finansal engellerin kaldırılması için de meclis derhal harekete geçmelidir.

Daha geç olmadan, hepsini yitirmeden, her yer betona gömülmeden bir şeyler yapmalıyız...

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.