Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

16.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Darbe girişimini kınıyoruz

Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde demokrasiye karşı işlenen büyük suçun dün yıldönümüydü...

Görkemli kutlamalar yapıldı. Türk halkının, demokrasiye karşı kalkışılan darbeyi, çıplak elle nasıl önlediği dün bir kez daha anlatıldı.

Ülkemizde de dün anma programları düzenlendi. Bu programlarda, birlik ve beraberlik en üst seviyedeydi. Bunu da selamlarken, hain darbe girişimini şiddetle kınıyor; şehit düşen kardeşlerimizi saygıyla anıyoruz...

Bu arada, Kıbrıs sorununda, yine gündemde hareketlilik var...

Crans- Montana'daki Kıbrıs Konferansı'nın başarısızlıkla sonuçlanması sonrası, gözler Birleşmiş Milletler'e (BM) çevrildi.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, önümüzdeki günlerde BM Güvenlik Konseyi’ni bilgilendirecek.

Bu bilgilendirme ne kadar etkili olacak; ne kadar "gerçek" kayda geçecek, bunu birlikte izleyeceğiz.

Akabinde, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Kıbrıs sorunuyla ilgili iyi niyet misyonu raporunu" yazacak...

Gerek Eide'nın bilgilendirmesinde, gerekse Guterres'in raporunda "kullanacağı ifadeler" mutlaka çok önemlidir.

Her ikisinin de, iki taraftan birini "haklı" veya "doğrucu" noktalara taşıma olasılığının yüksek olduğu inancında değiliz.

Ancak, yine de Eide ve Guterres'in "ifadeleri", önümüzdeki sürecin şekillenmesinde etkili olabilecek.

Şu anda gerek Güney, gerekse Kuzey Kıbrıs'ta, müzakerelerin başarısızlıkla, daha doğru ifadeyle "anlaşmazlıkla" sonuçlandığı gayet iyi biliniyor.

Nerelerde anlaşılmadığı da, nerelerde anlaşmaya varıldığı da artık net olsa gerek...

Bu "başarısızlık" sonrası ne olacağı, nasıl bir yol izleneceği, hangi zeminde olası görüşmelerin sürdürüleceği tam bir karmaşaya dönüşmüş durumda.

Güney’de ve Kuzey’de, müzakerelerin "başarısızlıkla" sonuçlandığının gayet net bir şekilde biliniyor olmasının yanında, bundan sonra ne olacağının hiç bir şekilde "tasarlanamıyor" olması da ayrı bir gerçek.

Gerek Güney’de, gerekse Kuzey’de birçok siyasi parti, önümüzdeki süreçle ilgili net tavır sergileyemiyor.

Büyük bir belirsizlik ve kararsızlık söz konusu.

Güney’de, önümüzdeki yıl Şubat ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, aslında müzakere sürecini başarısızlığa sürükleyen çok önemli bir etken olduğu iddia edilse de; yıllardır benzer iddialar hep savunula geliyor.

Artık, "net ayrılık noktalarının" belirlenmesi; kapsamlı çözüme ulaşma hedefinden sapmaksızın; uzlaşılan noktalarda, bazı uzmanların da önerdiği gibi, "paket anlaşmalar", "güven artırıcı önlemler", "iki halkı daha da yakınlaştırıcı projeler" üretilebilir.

Doğal gazla ilgili olarak gerginlik yaratılması en büyük dileğimizdir.

Gerginlik, ne Güney’in, ne de Kuzey’in işine yarayacaktır.

Her iki ülkenin turizm otoriteleri, birer hafta arayla, bu sektördeki yükselişlerden, gelir artışlarından söz ederken, olası bir siyasi - askeri gerginliğin; bu gelişmeye vereceği zarar herkesin bilincinde olmalıdır.

Bu arada, "bekleme süresi" olarak da kabul edebileceğimiz önümüzdeki bir, hatta bir kaç yıllık süreçte, Kuzey Kıbrıs'ın "oturup etrafı seyretmesi" de kabul edilebilir bir tavır olmaz...

KKTC'yi yönetenler, projeler hazırlamalı, mevcut projeler varsa tamamlanmalı, yatırımlar en hızlı şekilde sonlandırılmalı, "şunu yapacağız, bunu inşa edeceğiz" gibi basın açıklamaları ve şovlardan kaçınılmalı; "şunu yaptık, bunu inşa ettik" denmelidir.

Güzelyurt - Lefke yolu; Gönyeli Kavşağı, Lefkoşa Çevre Yolu, Değirmenlik - Girne Dağ Yolu "söz verilen", "inşaatları süren ya da gariptir ama duraksayan" pozisyondadır... "Şu tarihte bitecek" denmesi de, olası "hayal kırıklıkları" açısından, doğru değildir.

Doğru olan, buralarda sonuca ulaşılması; sonuca ulaşılması için yoğun çaba harcanmasıdır.

Ülkeye istihdam ve gelir açısından ciddi katkı yapabilecek olan projelerin hızlandırılması, teşviklendirilmesi, çevreye çok titiz bir şekilde önem verilmesi; yapılması zor olmayan şeylerdir.

Artan suç oranlarına karşı, Anavatan Türkiye yetkilileri ile özellikle ülkemize giriş konusunda titiz projelerin yapılması da elzemdir.

Müzakerelerin, Kıbrıs sorununun belirsizliğine kapılıp, gökten mutluluk ve moral yağmasını beklemeyelim.

Yağmayacak.

Halka moral ve mutluluğu verecek olan hükümetlerdir.

Mevcut hükümetin en az 10 ayı daha vardır ve bu 10 ay, iş yapılması için az bir süre değildir.

Güveniyoruz; bekliyoruz; izliyoruz...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.