KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

17.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Doktora son dakika gitme alışkanlığımız ve ani ölümler

Ülkemizde genç yaşta insanların ani ölümleri oldukça arttı.

Başta kalp krizi olmak üzere bazı sinsi hastalıklar geriye dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor.

Kişiler fark etmediği ya da vücudu sinyal verdiği halde bunu ciddiye almadığı için yaşamını yitiriyor.

Herkes, “Daha çok gençti nasıl oldu da hayatını kaybetti?” diye söylenip duruyor.

Dıştan bakıldığında hiçbir şeyi yokmuş gibi görünen insanlar pat diye ölüp gidiyor.

Tabii ki birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bilinç eksikliğimiz var.

Hasta olmadan doktora gitmiyoruz.

Hatta hasta olduğumuzda da doktora gitmemekte diretiyoruz.

Kendi kendimize ilaç içiyoruz, ya da eczaneye gidip eczacıya sorup ilaç satın alıyoruz.

Doktora gitmemek, kendi başımıza ilaç almak, ya da eczacılara sorarak ilaç almak çok tehlikeli seçeneklerdir.

Hekime muayene olmadan, kendi başımıza çareler aramak, telafisi zor sıkıntılar yaratabilir.

“Nasıl olsa geçecek” demek çok saçma, çok çağdışı bir düşünce.

Hastalık bizi iyice yıkmadan, dayanacak halimiz kalmadan doktora gitmiyoruz.

Adeta ölmek üzereyken hekimi düşünüyoruz.

“Doktora gidersem beni hastaneye yatıracak”, “Doktora gidersem iğne salacak” gibi akıl almaz gerekçeler ortaya koyuyoruz. Buna korku da diyebiliriz.

Hastaneye yatmaktan niye korksun ki insan?

Hastanede şifa bulunur, esas gitmemekten korkmanız gerekir, çünkü gitmezseniz sonuçları kötü olabilir.

Hekime erken gitmezseniz, ilerleyen hastalık çok daha kötü şeyler yaşamınıza neden olabilir.

Kendi kendinize hekime sormadan aldığınız ilaçlar, şifa bulmaya çalışırken size daha farklı sıkıntılar yaşatabilir.

Eczacılar da hasta bakmak için eğitim almaz, onların işi hekimin yazdığı ilaçları hastaya vermektir.

Eczacıların size yanlış ilaç verme ihtimali vardır, muayene olmadan alınan her ilaç risktir.

Artık koskocaman insanların bu yanlışlara düşmemesi gerekir.

En önemli konu ise “belirli dönemlerde doktor tarafından kontrol edilme alışkanlığı” yani “check up” dediğimiz olay.

Evet önemli olan, hiçbir şeyimiz yokken ya da biz olmadığını düşündüğümüz zamanlarda doktora kontrol olmaktır.

Belirli dönemlerde doktora gitme alışkanlığı edinmeliyiz.

Rutin kontrollerde hekimler bize musallat olan sinsi bir hastalığı fark edip, erken teşhisle üstesinden gelebilir.

Erken teşhis için rutin kontroller çok önemlidir.

O nedenle devletin kampanya başlatıp, insanları sağlık kontrollerine özendirmesi, bu konuda bilinçlendirmesi gerekmektedir.

Hatta okullarda çocuklara okutulmalı, daha küçüklükten doktor sevdirilmeli, rutin kontroller özendirilmeli.

Bir süre önce gazetemize konuşan uzmanlar, bu konuda yapılan araştırmalara dikkat çekmişti. Araştırmaya göre, vatandaşlar “ekonomik sorunlar”, “utangaçlık”, “aşırı iyimserlik” ve “korku” nedeniyle rutin kontrollerini yaptırmıyor.

Uzmanlar, ülkede hantal bir devlet yapısı bulunduğuna da dikkat çekerek, sağlıktaki sistemsizliğin doktora gitme durumunu etkilediğini söylüyor.

Evet, sağlıktaki sistemsizlik genel bir sorun, “rutin sağlık kontrollerinin yapılmaması” ve “ani ölümler” de sağlıktaki sorunlardan bağımsız düşünülemez. Maddi sorunlar da önemlidir ama şartlarımızı zorlamalıyız.

Sistem ne kadar kötü olursa olsun, kişiler olarak vatandaşlarımız sağlık kontrollerini ihmal etmemeli, özellikle de “kanser” ve “kalp hastalıkları” olmak üzere kişinin önceden fark etmesi zor hastalıklardan korunması, hekimlere erken teşhis fırsatı vermesi çok önemlidir.

Sağlık her şeyden önce ele alacağımız, öncelik vereceğimiz bir konudur, sağlığımızla ilgili sorunlarımızı ertelememeliyiz. Sonradan üzülmek ya da yakınlarımızı, sevdiklerimizi üzmemek için önce sağlığımız...

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.