Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

20.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ekonomik şahlanış

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramınız kutlu olsun...

Bu anlamlı günde, tüm KIBRIS okurlarına, huzur ve güvenli bir gelecek diliyoruz.

Kıbrıs sorununa çözüm bulma amaçlı müzakerelerin resmen başladığı tarihin üzerinden henüz 6 yıl bile geçmeden, 15 Temmuz 1974 tarihinde, Yunan Faşist Cuntası ile birlikte Makarios başkanlığındaki Kıbrıs Cumhuriyeti devletini darbeyle yıkıp, Ada’yı Yunanistan’a bağlamayı hedefleyen Kıbrıslı Rum faşistler, 20 Temmuz 1974’te, pek fazla tahmin etmedikleri şiddetli bir tokadı yüzlerinde buldu...

Kıbrıslı Türklere, dev hoparlörlerden, “Bekledim de gelmedin” şarkısını çalıp dalga geçenler; “Bir gece ansızın gelebilirim” in nasıl “bir sabah” gerçekleştiğini, 20 Temmuz 1974’te çok iyi anladı...

Kıbrıs Adası üzerinde 1955’ten itibaren Türkleri tehdit eden, bir kaç yıl sonra öldürmeye başlayan, 21 Aralık 1963’te de topluca imha etmek için harekete geçen ırkçı ve faşist Rumlar, Dünya’da yakın tarihin en ciddi askeri yenilgisini, 1974 yılının 20 Temmuz’u ile 16 Ağustos’u arasında geçen sürede yaşadı.

Bugün aklı başında tüm Rumlar, Kıbrıs sorununun 1974’te başlamadığını çok iyi analiz eder durumda olmanın ötesinde, 1963 – 1974 yılları arasında; Kıbrıslı Türklere yapılanları da kabul eder durumdadır.

Yine aklı başında birçok Rum, Türkiye’nin Ada’ya, işgal veya istila maksatlı çıkmadığından da emindir.

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü ile ilgili olarak sabah – akşam tüm güçleriyle Türkiye’yi suçlayanlar; çözüm için Crans Montana’da neredeyse sıfır asker noktasına kadar gelen bu ülkeye ciddi haksızlık yapmaktadır.

Elbette Kıbrıslı Rumların olduğu gibi; Kıbrıslı Türklerin de duyguları, korkuları, sabırları vardır...

Kıbrıslı Türklerin korkusu; Kıbrıslı Rumlarla ilgili gerek 15 Temmuz darbesi, gerek 1963 ile özellikle 1968 yılları arasındaki dönemde yaşanmış olan barbarca saldırılardır.

Bu satırlarda, o barbarlıkları unutmadığımızı defalarca yazdık; ama kesinlikle affedip, çözüme hazır olduğumuzu da beyan ettik.

Her seferinde, “biz çözüme hazırız” diye bu satırları doldurduk...

KIBRIS Medya Grubu ve amiral gemisi KIBRIS Gazetesi, 2004 referandum sürecinde, çözüm yanlısı Kıbrıslı Türklerin duygularına bayraktarlık etmiştir... Bu doğrultudaki yayınlarını hep sürdürmüştür.

20 Temmuz 1974’ün 43’üncü yılındayız...

Bizler, her zaman olduğu gibi Kıbrıslı Rumlarla barış içerisinde, her türlü ekonomik, sosyal, kültürel ve sportif işbirliğini de geliştirerek yaşamaya hazırız...

Ancak, 1977 – 1979 doruk anlaşmalarıyla şekillenip, BM parametresi olarak karşımıza çıkan “çözüm modeli”nin ne kadar kabul edilebilir olduğu, tartışma kaldırır noktadadır.

Ülkemiz, şu anda ne yazık ki bu konuyla ilgili olarak ikiye bölünmüştür ve bu bölünmenin, huzurlu bir halk olmamızın engeli olduğu inancındayız...

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC ile istişarelerin sürdüğünü ve yeni bir yol haritası üzerinde çalışıldığını açıklamıştır...

Lefkoşa’da, Salı akşamı gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin net tavrının zaten Crans Montana’da da dile getirildiği gibi, “bu konferans, mevcut parametrelerle yapılacak son konferanstır” şeklinde ifade edildiğini iyi biliyoruz...

Yeni yol haritası belirlenmesi konusunda ciddi anlamda ikiye bölünmüş Kıbrıs Türk halkının, gelecekteki olası yeni yoldaki yürüyüşünde, sıkıntı yaşaması ihtimali çok yüksektir.

Elbette demokrasilerde farklı görüşler olacaktır. Hatta olmalıdır da... Ancak bu konuda ortak bir tavır belirlenmesi, çok da zor değildir... Meclis içi ve dışı siyasi partilerle sivil toplum kuruluşlarını; saldırgan tavır takınmak yerine, uzlaşıcı bir tutumla hareket edip, ortak bir hedef belirlemeye davet ediyoruz... En azından halkın çok büyük bir bölümünü temsil eden oluşumların, bu konuda titiz davranması gerektiği inancındayız...

Bunun da ötesinde, derhal yapılması gereken, çok etkili ekonomik adımların atılmasıdır. Hatta adım atmaya çalışmanın ötesinde, ekonomik şahlanış gerekmektedir.

Elbette ülkeyi yönetenlere çok büyük görev düşmekle birlikte, bu konuda Türkiye’nin dün değişen yeni bakanlar kuruluna da sorumluluk yüklemek, yanlış olmaz...

Kıbrıs Türk üreticisi ve sanayicisi, Mersin Gümrüğü’nü aşamaz haldedir.

Türkiye’den Ada’ya gelenler arasında, ciddi sayıda kriminal karakterler vardır ve bunların önüne geçilemediği için, ülkedeki huzur, kaçmış durumdadır...

Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili tartışmalar tabii ki sürecektir... Ancak bu arada, bu çözümü ekonomik kurtuluşun olmazsa olmazı olarak gören Kıbrıslı Türklere, “hayır çözüme gerek yok, işte ekonomik şahlanış buradadır” diyebilmek gerekmektedir...

 

-*-*-*

Şunu da eklemek istiyoruz...

Türkiye’de dün kabinede değişiklik yapılırken, uzun süreden beri Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Bakan olarak görev yapan Sayın Tuğrul Türkeş, nöbeti devretmiştir.

Hemşerimiz, Kıbrıslı kardeşimiz Türkeş’e, görevi süresince KKTC’ye gösterdiği ilgi ve verdiği destek için yürekten teşekkürü borç biliyoruz...

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.