Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

22.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Eti senin, kemiği benim!

Yaşı 50'nin üzerinde olan nesiller, 1974 öncesinde özellikle ilkokul öğretmenlerinin aynı zamanda toplum lideri olduklarını da çok iyi hatırlar...

Kıbrıslı Türkler, 1963 ile 1974 arasındaki dönemde, kendi köylerinden çıkıp da şehirlere gidip gelmekte o kadar rahat değildi...

Bugünkü gibi özel otomobil yoktu... Toplu taşımacılık sabah gidip akşamüzeri dönen köy otobüsünden ibaretti... Bunların ötesinde, o yıllar, malum yıllardı... Rum baskısı ve tabii ki korkusu vardı...

Köylerde daha dayanışma içerisinde, daha sevgi dolu ve ortak bir hedefi de kapsayan "köy savunması" anlayışıyla, öğretmenler çok değerliydi...

Tahsilli, bilgili, lider insanlardı...

Komutan onlardı... TMT'nin bel kemiğini de öğretmenler oluşturuyordu... Köy örgütlenmelerinde öğretmenlere ciddi görev düşüyordu.

Haliyle eğitimde de öğretmen, adeta anne - babaydı; bir veli çocuğunu okula teslim ettiğinde gönlü rahattı... Öğretmene güven o kadar fazlaydı ki, "eti senin kemiği benim" deyişi, bunun başlı başına ispatıydı...

Evet, çok şey değişti...

Eski köy yapısı, kapalı ve küçük ölçekli ekonomik yaşam; 1974 sonrası çok acıdır ama ganimet furyası ve paylaşım çılgınlığı ile adeta kirlendi...

Öğretmenlerin eski değeri kalmadı.

Kimisi eski ve yeni öğretmenleri kıyaslamaya başladı; yeniler küçümsendi...

Belki eskiye göre daha donanımlı, daha teknolojiye yatkın ve daha bilgili öğretmenler vardı ama ne yazık ki, öğretmenin eski konumu yitirilmişti...

Birçok ülkede tartışılan "gelenekselci eğitim yapısı" ile "modern eğitim yapısı" bizde de tartışıldı ancak sonuçta, tüm medeni ülkelerdeki gibi, "eti senin kemiği benim" anlayışının, günümüzde çok ilkel bir davranış olacağı haliyle kabul gördü.

Döverek eğitmek, dövmek doğru değildir.

Eski günler, güzel anılarda kaldı.

Değil öğretmen, anne - babalar dahil, kimsenin çocuklarını dövmesi, onlara fiziki veya farklı şiddet uygulaması kabul edilemez bir şeydir.

Birçok okuldan hâlâ "dayak" veya "şiddet" haberleri gelmektedir.

Karpaz'daki bir ilkokulumuzda, "... Çocukların güvenliği için okulun fiziki koşullarının yeterli olmadığı" şikayetinden tutun, öğretmenlerin ilgisizliğinden dolayı yaralanmalar olduğu iddialarına kadar, her gün çok sayıda şikayet almaktayız.

Okullarda sağlık ve güvenlik tedbirlerinin tam anlamıyla yeterli olmadığı bilinen ve açıkça kabul edilmesi gereken bir gerçektir.

Çocuklarımıza en sağlıklı ve en güvenli eğitimi vermek için maksimum çaba harcanması da, olmazsa olmazların en başında gelmelidir.

Bu konuda okul müdürleri, köy veya belediye yetkilileri, Eğitim Bakanlığı ilgilileri bir araya gelmeli; sağlık ve güvenlik açısından alınması gereken tüm tedbirler belirlenmeli ve en kısa sürede bunların giderilmesine çalışılmalıdır.

İngiltere'de, öğretmenlerin çocuklara karşı fiziki duruşlarında, örneğin kavga eden iki öğrenciyi ayrıma esnasında ne yapmaları gerektiğiyle ilgili hizmet içi eğitimleri vardır.

Bizde de, ders aralarında, sınıflarda, okul giriş ve çıkış saatlerinde her türlü kazaları - dolayısıyla aile şikayetlerini en aza indirmek hedeflenmelidir.

Yapılmadığını söylüyor değiliz.

Ama daha derli toplu, daha modern ve daha etkin tedbirler yaşama geçirilmelidir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.