Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

18.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Güven artırıcı önlemler artırılmalı tahrik ve gerginlikten kaçınılmalıdır

Crans – Montana’daki Kıbrıs Konferansı başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra, “Nasıl çözüm bulabiliriz? Nasıl yeniden masaya oturabiliriz? Ne yapabiliriz?” diye soran olmadı.

İki taraf da “birbirini suçlamak” için her fırsatı, her platformu değerlendirmeye başladı.

Özellikle Kıbrıs’ta iki tarafın liderlikleri, suçlama oyunları oynamaya başladı.

Suçlama oyunu oynamak yerine, uzlaşı formülleri üzerinde yoğunlaşmanın, güven artırıcı önlemler yaratmanın daha doğru olduğu inancındayız.

“Federal çözüm öldüydü, konfederal çözüm olmalıydı, şu bittiydi, bu bittiydi” demenin de doğru olmadığı ayrı bir gerçektir.

Şu anda, doğalgaz arama çalışmaları nedeniyle, bölgede ve Ada çevresinde gerginlik yaşanması da doğru değildir; çünkü bu gerginlik, iki tarafta da özellikle bu yıl için yaşanan turizmdeki turist ve gelir artışını olumsuz etkileyebilecektir.

Suçlamaktan, gerginlik yaratmaktan uzaklaşıp; çözüm yolları aramak; doğal gazın paylaşımı ile ilgili görüşmek en doğru olandır.

Bunun için gerekli olan liderlik vasıflarının ve gücünün her iki toplumda da olduğunu düşünüyoruz.

Bu noktada, iki tarafın; anavatanlarını da ikna ederek, uzlaşıcı ve barışçıl olmayı; suçlayıcı ve şahin durup oy kazanma hesaplarının önüne koymaları elzemdir.

İki lider de çözüm için söz vermenin ötesinde; çözüm için seçildiklerini de unutmamalı ve Crans – Montana yarım kaldı diye, kendi halklarını boşlukta, hedefsiz bir halde bırakmamalıdır.

Kıbrıs sorunu mutlaka çözülmelidir.

Elbette çözüm modelleri arasında bunca yıldır peşinden gidilen, “iki bölgeli, iki toplumlu, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı federal çözüm” ideal olandır...

Ancak bu ideal çözüme ulaşamamak; kavga etmeyi, gerginlik yaratmayı, suçlamayı gerektirmemektedir.

Her iki tarafın da bazı kırmızı çizgilerinin olması gayet doğaldır.

Federal çözümde anlaşamamak, belki üzücüdür ama çok doğaldır.

Bunu negatif yöne çekmek, “ebediyen çözüm olmaz” demek, hiç de akıllı bir tavır değildir.

Kıbrıs Adası, hak ettiği huzura kavuşmalıdır.

Kıbrıslıların sonsuza dek birbirleriyle didişmeleri, kırgın kalmaları, birbirilerini suçlamaları gerekmiyor.

İki liderliğin, güven artırıcı önlemleri artırmaları; Aplıç ve Derinya kapılarının en kısa sürede açmaları, kışkırtıcı ve kırıcı açıklamalardan kaçmaları; liderlerin sosyal içerikli de olsa buluşmayı ve konuşmayı sürdürmeleri çok mu zordur?

Yine iki tarafın, BM yetkilileri tarafından yayınlanacak rapor veya belgelerden medet ummak için çaba harcaması; karşı tarafa gol atıp maç kazanmaya çalışırmış gibi haller alması doğru değildir.

BM’nin yapacağı veya bundan önce yaptığı açıklamalar, hazırladığı raporlar veya aldığı kararlar, sonuca etki edebildi mi?

Örneğin Rum tarafının, BM’den, “Türk askeri Ada’dan çıkacak ve güvenlik – garanti anlaşmaları lağvedilecek” gibi bir tavır ya da karar beklemesi, ne kadar mantıklıdır?

Ya da, Türk tarafının, yine BM’den, “Türk askeri mutlaka kalmalı, güvenlik ve garanti anlaşmaları da sonsuza dek devam etmeli” diye bir karar beklemesi ne kadar akıllı bir beklentidir?

BM’nin hiç bir yetkilisi, muğlak sözler, havada asılı ifadeler kullanıp; müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlandığını duyurmanın ötesine gidemez.

Sonuçta, çözüm olacaksa, buna karar verecek olan ilgili taraflardır. Ama en önce de Kıbrıslılardır.

Tekrar ediyoruz; evet, Crans Montana’daki Kıbrıs Konferansı, “mutlu son”la noktalanmadı...

Crans Montana’dan öncesinde de “bu iş oldu” diyebileceğimiz bir işaret yoktu ve müzakereler devam ediyordu...

Belki güneydeki seçimlere kadar konu buzdolabına konabilir; seçimlerin hemen akabinde de yeniden masaya oturulur.

Ama o güne kadar, ekonomik, sosyal, kültürel, sportif yakınlaşmalar adına, yapılabilecek çok şey vardır.

Tekrar ediyoruz; gerginlik, karamsarlık, kesip atmak, kimseye yaramaz.

Uzlaşıcı, kucaklayıcı, tahrikten uzak tavırlara ve güven artırıcı önlemlerin elle tutulur şekilde artırılmasına odaklanılmalıdır.

Kıbrıslıların beklentisi ve arzusu budur.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.