Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

13.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Halk, masaya dönülmesini istiyor

Müzakerelerin kesintiye uğraması vatandaşlarımızı üzüyor.

Halkımızın büyük çoğunluğu Kıbrıslı Türklerin daha iyi noktalara gelmesi için çözüm olması gerektiğine inanıyor.

Adamızda, Rumlarla eşit bir şekilde hak ettiklerimizi almak, dünyaya “bu adada biz de varız” demek, legal bir statüye kavuşmak, gerçek anlamda dünyalı olmak için halımız bir anlaşma olmasını istiyor.

Yıllarca ambargolar altında yaşayan vatandaşlarımız, artık spordan, ekonomiye, kültürel faaliyetlere kadar dünyadaki birçok organizasyonda yer alamamak, yurt dışına çıkışlarda bile çeşitli zorluklarla karşılaşmak istemiyor.

Bazı yetkililerimiz “çözüme daha çok ihtiyacı olan biziz” sözüne kızmaktadır ama kim ne derse desin çözüme Kıbrıslı Türklerin daha fazla ihtiyacı olduğu gerçeğini kimse değiştiremez.

Çözüme daha fazla ihtiyacı olan tarafın Kıbrıslı Türkler olduğunu inkâr etmek aslında gerçekleri inkâr etmek demektir.

Yetkililer ne derse desin halkımız zaten gerçekleri bilmektedir.

Elbette ki “çözüm olsun da nasıl olursa olsun” anlayışında değiliz.

Yaşayabilir, kabul edilebilir bir çözüm olması gerekmektedir.

1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ömrünün kısa sürmesi bize yaşayabilir çözümü hedeflememiz gerektiği yönünde bir rehber olmalıdır.

Rum tarafının çözüm için ortaya katı şartlar sunduğunun da farkındayız ancak bu şartlar, “zaten olmaz” deyip, arkamızı dönerek kaçmamıza gerekçe olmamalıdır.

Bazı kesimler her sorun ortaya çıktığında “İşte Rumlar, bunlarla olmaz, masaya dönmeyelim” deyip durmaktadır.

Rumların zaten bize yaptırmak istediği de budur, “yeter” deyip masayı terk etmemiz ve istemeyen taraf bizim görünmemiz…

Rumlar, Kıbrıs adasında tüm nimetlerden yararlanmaktadır.

Kıbrıslı Türklerin de haklarını yıllardır kullanıyorlar ve bundan sonra da kullanmak istiyorlar.

Çözümsüzlük Rumlara yaramaktadır, onlar da bunun farkındadır ve Kıbrıslı Türkleri ürkütüp kaçıracak, çözüm masasına döndürmeyecek her yolu demektedirler.

Rum Temsilciler Meclisi’nden geçen “1950 ENOSİS Referandumunu okullarda anma ve okutma” kararı da bu planların bir parçasıdır.

Rum Lider Nikos Anastasiadis’in çelişkili açıklamaları, Kıbrıslı Türkleri kızdıracak, “azınlık” yakıştırması, kışkırtma ve masadan kaçırma planlarındandır.

Evet, bazı şeylere kayıtsız kalmak mümkün değildir, “ENOSİS” kararı ve “azınlık” yakıştırmasında biz de kızdık, halen de öfkeliyiz, hem Rum parlamentosuna hem de Rum Lider Anastasiadis’e kızıyoruz ancak biraz gerçekçi baktığımız zaman geçen zamanın bizim aleyhimize işlediğini de görmekteyiz.

Çözümsüzlük Rumlara değil bize dezavantaj olarak dönmektedir.

KIBRIS muhabirleri sokağa çıkıp halkla konuştu, vatandaşlarımız, her iki lideri de masaya dönmeye çağırdı.

İleride çözüm olur veya olmaz onu bilemeyiz ama Kıbrıslı Türkler olarak masada olmalıyız.

Öfkelendik, canımız sıkıldı, sabrımızla oynandı ama artık bir orta yolla masaya dönmeliyiz.

Halkımızın faydasına olduğu için konuyu artık uzatmamamız lazım.

İnat etmek bize değil, Rumlara fayda ediyor, oyunlarına gelmeyelim.

Biz masada olalım, çözüm olur olmaz bilemeyiz ama en azından “denedik, çaba sarf ettik, masada direttik” diyebilelim.

Özet olarak halkın istediği bu, parlamentodaki ve dışarıdaki siyasi partilerin çoğunluğu da böyle düşünüyor, masaya dönmeliyiz.

Rumların oyununa gelip halkımızın geleceğiyle oynamayalım.

Halkımız her şeyin farkındadır, buna rağmen cumhurbaşkanımızın masaya dönmesini istemektedir.

Yönetenleri halk seçtiğine göre, yönetenler de halkın isteklerini yerine getirmekle yükümlüdür.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • mete
    13.03.2017

    Zibidikle zübüdükle düşüncelerle görüs birliğine varamayız.Masa olmasada olur demokrasi kavramında samimi olursak .Son söz genede HALKINDIR.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.