HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

05.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Harcamalar ve tasarruf

Türkiye'de nüfusun neredeyse beşte biri, ayda kişi başına 500 TL gibi bir parayla geçinmek zorunda... Nüfusun yüzde 5'ten az bir kesimi ise yılda 5 milyar TL'lik "lüks" harcama yapıyor...

İçinde yaşadığımız kapitalist ya da daha kibar ifadeyle "liberal" düzende, kimse, kimsenin harcamasına karışamaz...

Hesap sorulacak bir durum varsa, örneğin vergi kaçırılıyorsa, bununla uğraşmak adli makamların, vergi makamlarının görevidir.

Ancak bir ülkede, gelir paylaşımının veya dağılımının adaletli olmaması; o ülkede en ciddi kaos - çatışma sebebidir.

İstanbul'daki lüks yaşamı, sanatçıların abartılarak televizyon ve gazetelerin magazin sayfalarına yansıyan görüntülerini izleyen yoksul insanlar, haliyle her türlü tepkiyi gösterebilir, her türlü isyana da kalkışabilir.

Devlet yönetenlere düşen en önemli görev, gelir dağılımındaki adaletsizliği mümkün olduğunca azaltmaktır.

Örneğin birçok yoksul Türkiyeli kardeşimiz, bir Kıbrıslı Türk’le karşılaştığı zaman, "sizin orada Serdar Ortaç'lar, Bülent Ersoy'lar, Ebru Gündeş'lerle hep keyif içindesiniz" diyor. Tepki gösteriyor. Ancak, bu şatafatlı, lüks casino eğlenceleri, tamamen yine aynı casinoların zengin müşterileri için organize ediliyor. Yoksul veya orta sınıf Kıbrıslı Türklerin bu konserlerde, ya da konserlerin organize edildiği casinolu otellerde işi yoktur.

KKTC'de de gelir dağılımındaki adalet, çok iyi bir "adalet" değildir.

Hükümete bu konuda çok ciddi görev düştüğünü defalarca yazdık.

Yazmaya devam edeceğiz.

Hükümet, kendi harcamaları konusunda da dikkatli olmak, tasarruf tedbirlerini uygulamak veya en azından aşırıya kaçmamak zorundadır.

Çalışanlara, üreticilere, hayvancılara, esnafa, narenciyeciye ödeyecek parası yoksa en başta Bakanlar Kurulu olmak üzere; üst düzey makamlarla ilgili har vurup harman savurur bir görüntüye bürünmek yanlıştır.

Makam araçları konusuna bu açıdan da bakmak zorundayız.

Kimse, devleti yönetenlerin sağlıklı araçlarda işlerini yerine getiriyor olmasına karşı değildir.

Buna karşı çıkmak zaten mantıklı bir duruş olmaz.

Ancak, ülkenin durumu ortadadır.

Bu durumda lüks makam arabası almak yerine, bir süre daha eskilerle ya da gümrük depolarındaki araçlarla idare edebilmek daha akılcı olandır.

Yine de, bu makam araçlarını almaya karar verenlerin; bu alımın tasarruf içerdiği yönündeki bazı açıklamalarına da katılıyoruz... "Eskilerin masrafları çok yüksekti" mazeretini, bir miktar doğru kabul ediyoruz.

Benzer tasarruf tedbirleri, bakan seyahatleri için de geçerlidir.

Bir bakanımızın Amerika'ya yanında müsteşarı ile gitmesi doğaldır. Ancak iki de memur götürmesi, kanımızca biraz fazladır.

Benzer şekilde, bakanlarımızın son günlerdeki Türkiye seyahatlerindeki "kadro"ları, "kalabalık" tır... Bir kişiden, bir fazladan ne çıkar?

Doğrudur, bir kişinin harcırahı ya da otel masrafı nedir ki?

Ancak, dikkatli olmanın yanında "örnek olmanın" da önemli bir durum teşkil edeceği inancındayız.

KKTC'de bu konularla ilgili en ciddi ayıp, müşavir sistemidir.

Onlarca üst düzey maaşlı kişi, her aybaşı maaşını almakta ve halkın deyişiyle, balık tutmaya gitmektedir.

Bu ayıbın, elbette kişilerle alakası olmayabilir.

Ancak, bu ayıbın düzeltilememesi, yönetenlerin, milletvekillerinin utancı olmalıdır.

Meclis'te bu konu tartışılamaz mı?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.