HUNKAR SAG GIYDIRME
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

05.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İki taraf bazı konularda işbirliği yapabilmeli

Kıbrıs sorununda iki tarafın "tanınma" bakışı veya davranışı nedeniyle, birçok Güven Artırıcı Önlem yaşama geçirilemiyor.

İki tarafın, "siyasi tanınma" olayına bakışı nedeniyle, cinayet zanlıları da yargı huzuruna çıkarılamıyor.

Bu gerçeği dün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de teyit etti...

Mahkeme, 2005 yılı Ocak ayında, Güney Kıbrıs'ta, Larnaka - Lefkoşa yolu üzerinde katledilen Elmas, Zerrin ve Eylül Güzelyurtlu'nun yedi yakının açtığı davada, Türkiye ve Güney Kıbrıs'ı, "katillerin yakalanması için gerekli işbirliğini yapmamaktan" suçlu buldu...

İki taraf arasında "Roaming" konusunda işbirliği yapılamamasının sebebi de aynı "sıkıntı" değil mi?

Rum tarafı, "Sizinle resmi anlaşma yapamam, yasalar engel" diyor...

Yasalar neden engel?

Çünkü, KKTC'deki şirketlerle Güney'deki şirketler anlaşma imzalarsa, "KKTC tanınacak" endişesi ya da "kompleksi" söz konusu.

Güzelyurtlu ailesinin katledildiği olaydan sonra Güney Kıbrıs delilleri ve dosyaları KKTC'ye vermedi.

KKTC ise yakaladığı zanlıları Güney'e iade etmedi...

Bir cinayet davası, "siyasi kompleks" nedeniyle çözülemedi...

Güzelyurtlu ailesinin hayatta kalan çocukları ve bazı yakınları; toplamda yedi kişi; Türk ve Rum taraflarının, "suçluların yakalanıp cezalandırılmaları için yapmaları gereken işbirliği ve yardımlaşmayı yapmadıkları" gerekçesiyle, meseleyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımıştı.

Mahkeme, KKTC yerine, yasal olarak "Türkiye Cumhuriyeti'ni" kabul ettiği için, hem bu ülkeye, hem de "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne, "yapabilirdiniz, yapmadınız" mesajını, hukuki ağırlığıyla birlikte gönderdi. Her iki ülkeyi, yedi davacıya toplam 119 bin Euro ceza ödemeye mahkum etti...

Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti, her bir davacıya, 8 bin 500'er Euro ödeyecek...

Gerek Güven Artırıcı Önlemler, gerekse suçların önlenmesi, engellenmesi veya suçluların yakalanması gibi konularda işbirliği yapılması gerekiyor.

Suçluların, kriminal kişilerin yakalanması ile ilgili konuda dahi, "tanınma sıkıntısı" öne sürülerek, insanların canına kıyan katillerin ellerini kollarını sallayarak rahatça bir o yana bir bu yana gidip gelebilmeleri engellenebilirdi.

Bazı durumlarda, suçlular veya zanlılar, kaşla göz arasında, BM Barış Gücü ile işbirliği yapılarak iade edilebiliyor... Bunu biliyoruz... Neden, kaşla göz arasında yapılan bu gizli iadeler yanında, daha ileri işbirlikleri yapılmasın?

Biz, yapılabileceğine inanıyoruz.

 

-*-*-

 

Bazı okurlarımız, gazetemizi arayarak, bir konuda şikayette bulundu.

Polisin devriyelerini, denetimlerini artırması ve özellikle telefonla konuşurken araç kullananlara ceza yazılması konusundaki ısrarlı yayınlarımızdan şikayetçi olmadıklarını, ancak polisin de daha anlayışlı ve "ceza yazmak" için değil, "suçun işlenmesini önlemek için" çaba göstermesini rica etti.

Bir okurumuz, "geçtiğimiz gün Lefkoşa'da, Gazimağusa - Güzelyurt istikametinde giden ve Alpet Petrol ışıklarından Taşkınköy'e dönülen yerde, polisin, vatandaşa resmen tuzak kurduğundan yakındı.

Bu şikayete katılıyoruz.

Polisin görevi, suçlulara ceza yazmak değildir. Suçun önlenmesidir.

Sürücülere tuzak kurmak değildir. Sürücülerin, hata yapmamalarını sağlayıcı tedbirleri de almaktır.

Bir başka okurumuz, Girne - Lefkoşa yolu üzerinde, sürat kontrolü yapan polislerin de saklanıp, aniden yola fırladıklarını, bunu tehlikeli olabileceğini öne sürdü.

Doğru olan, polisin vatandaşı tuzağa düşürüp ceza yazması değildir.

Doğru olan, vatandaşın suç işlemesinin, süratli araç kullanmasının, telefonla konuşurken direksiyon başında bulunmasının engellenmesidir.

Bunun için de saklanıp, gizlenip aniden vatandaşın önüne fırlamaya gerek yoktur.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.