Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

26.08.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İzolasyonlar için ne yaptık?

Müzakerelerin çökmesinin ardından Kıbrıs sorunu da konuşulmaz oldu.

Arada yapılan cılız açıklamalar da pek ilgi görmüyor artık.

Çok ciddi bir gelişme olmazsa, halkın Kıbrıs sorununa yönelik ilgisizliği devam edecek.

Müzakerelerle ilgili büyük bir moral bozukluğu ve hayal kırıklığı var.

Bu günlerde biraz Rum yönetiminin doğalgaz sondaj çalışmalarıyla ilgili gelişmeler ve buna karşılık Türk tarafının yaptığı çalışmalar dikkat çekiyor.

Aslında sondaj çalışmaları önemli bir konu olmasına rağmen, halkın bunlarla da çok fazla ilgilendiği yok.

Tarafların bu konuda birbirlerine yönelik sert açıklamaları da kimsenin umurunda değil.

Ülkedeki birçok sorun aslında insanlara Kıbrıs sorununu hatırlatmıyor değil, birçok insan halen ülkedeki sorunlardan çıkış yolu olarak Kıbrıs sorununa bulunacak çözümü görüyor.

Ancak bunun nasıl gerçekleşeceği konusundaki bilinmezlik herkesi mutsuz ediyor.

Türk tarafı BM’siz, BM parametresiz bir çözümden söz ediyor ama henüz “B” planının ne olduğunu da hiç kimse bilmiyor.

Rum gazeteleri her zaman olduğu gibi bazı senaryolar ortaya koyuyor, ya da suçlama oyununa zemin hazırlıyor.

Mecburen Kıbrıs Türk tarafı da bu iddialara cevap vermek durumunda kalıyor.

Tabii bunlar çok fazla değer gören şeyler değil, bitmiş meselenin kavgasının ne önemi olabilir ki?

Bu tür haberler, gazetelerin sayfalarını doldurmaktan öte bir önem taşımıyor.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, geçtiğimiz gün İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye devletlerin başkanlarına mektup göndererek, ambargoların kaldırılması için destek istedi.

Cumhurbaşkanının mektup göndermesi iyi niyetli bir girişim ama bize göre hiçbir fayda getirmeyecek.

KKTC’nin gözlemci olarak yer aldığı İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, Kıbrıslı Türkleri hiç umursadığı yok.

İslam dünyasına ne biz derdimizi anlatabildik ne de onlar bizi anlamaya çalıştı.

Akıncı mektubunda haksız izolasyonların kaldırılması çabalarına destek istedi.

Başka siyasilerimiz de benzer taleplerde bulunmuştu.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın toplantılarına gözlemci olarak katılan siyasilerimiz hep aynı şeyleri söyleyip durdu ama nafile.

İzolasyonlar için gerçek anlamda bir devlet politikası belirleyip, yıllar içinde sabırlı ama inançlı bir politika yapmayı beceremedik.

Becermekten öte düşünmedik bile, bunu dert edinmedik.

Türkiye’nin de katkılarıyla, izolasyonların başladığı günden, bıkmadan usanmadan çalışmalıydık.

Yapmadık, çözüme inanan kesimler, “Nasıl olsa çözümle birlikte izolasyonlar kalkacak” dedi ilgilenmedi, çözüme inanmayanlar ve mevcut düzenin devamını savunanlar ise hiç umursamadı izolasyonları.

Halbuki, mevcut düzeni savunanların izolasyonlar için kafa patlatması, bir plan dahilinde çalışma yürütmesi, bıkmadan usanmadan, sabırla kapı kapı dolaşarak izolasyonlar için mücadele vermesi gerekmez miydi?

Hiç kimse izolasyonları dert edinip, çaba göstermedi.

Yalnızca ağlayıp sızlıyoruz, izolasyonlar da izolasyonlar…

Kendi kendimize söylenmekle, arada bir rast geldiğimiz yabancılara anlatmakla izolasyonların üstesinden gelemeyiz.

Birisinin bizi duyup da izolasyonları kaldırmasını bekliyoruz ama bu hiç olmayacak bir şeydir.

Hele İslam dünyası bizi hiç anlamadı, bazı Arap ülkeleri Kıbrıslı Rumlara daha yakın oldu.

Acı ama gerçek bu... Bu işler keşke mektup göndermekle olabilseydi ama kesinlikle olmaz, olmayacak.

Biz ülke olarak maalesef ne yapacağımızı bilmez bir durumdayız, hem iç konularda inanılmaz bir başarısızlık, beceriksizlik hakim, hem de Kıbrıs sorununda tıkanıklık var.

En azından içte halkı rahatlatacak, refahını artıracak bir şeyler yapabilsek, vatandaşın hissedebileceği şekilde iyileştirmeler yapabilsek ama şu anda onu da becerebildiğimiz söylenemez.

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.