Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

23.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Müzakere masasına dönüşle ilgili olumlu gelişmeler var

Kıbrıs sorununa çözüm müzakereleri, Güney'deki Meclis'in, "1950 ENOSİS Plebisiti'nin orta dereceli okullarda anılması" kararına Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın sert tepki göstermesi ve sonrasında oluşan gergin ortam nedeniyle durmuştu.

Müzakereler durmuştu ancak, yeniden başlaması için ülkenin her iki tarafındaki çözüm yanlılarının çabaları hiç durmadı...

Bunlar arasında en önde gelenler, iki tarafın da iş insanlarının örgütlü olduğu ticaret ve sanayi odalarının başkanlarıydı...

2004 Annan Planı Referandumu'na "evet" diyen Güney'deki en büyük parti DİSİ'nin Genel Başkanı Averof Neofitou da, masanın yeniden toparlanması adına, çok ciddi bir risk alarak, KKTC'ye geçmiş, Cumhurbaşkanı Akıncı ve iki tarafın ticaret odaları başkanları ile akşam yemeği yemişti...

DİSİ lideri Nefitou, bu nedenle kendi ülkesindeki çözüm karşıtı beş siyasi parti tarafından çok şiddetli şekilde eleştirilirken, çözüm yanlıları tarafından alkışlanıyordu...

İngilizce Cyprus Mail gazetesi, başyazısında, Neofitou'nun doğruyu yaptığını yazarak, açık destek verirken, ENOSİS Plebisiti kararının okullarda anılmasını da destekleyenlerin tamamı, bu siyasetçiyi ciddi saldırıya tutmayı sürdürüyordu...

Neofitou'nun lideri olduğu DİSİ, müzakere masasının yeniden inşaası ya da daha doğru ifadeyle, Akıncı'yı masaya döndürebilmek adına dün de Meclis'te bir girişim yaptı.

Milli kutlamaların yetkisinin Meclis'ten alınarak, Eğitim Bakanlığı'na verilmesini önerdi. Öneri Eğitim Komitesi'nde AKEL'in tam desteği ile kabul edildi. Her zaman olduğu gibi, çözüm karşıtı DİKO, Vatandaşlar İttifakı, Dayanışma Hareketi ve Yeşiller öneriye karşı oy kullandı. Vatandaşlar İttifakı temsilcisi milletvekili Pavlos Mylonas, protesto etmek amacıyla toplantıyı terk etti.

Bu yasa önerisi, mart ayı sonunda Rum Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'na getirilecek. Yasa önerisi, hükümete veya Hükümet adına Eğitim Bakanlığı'na, milli kutlamalarla ilgili Meclis'in yetkisini devretmeyi öngörüyor... Eğitim Bakanlığı yetkiyi alınca, Akıncı'nın ve Türk tarafının tepki gösterdiği anma meselesini kaldıracak... İki tarafın arasındaki tansiyon da düşmüş olacak.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide da bu konuda girişimlerini hiç kesmedi.

Birçok ülkenin Ada'daki diplomatik misyonları da, iki taraf arasındaki tansiyonu azaltmak için çaba harcamayı sürdürdü.

Şimdi görülen o ki, nisan ayının başı itibarıyla tansiyon düşecek...

Rum lider Nikos Anastasiadis, "masaya dönmeye hazırım" açıklamasını defalarca yapmıştı; Sayın Akıncı da çok yüksek bir olasılıkla masaya geri dönecek...

İki lider arasındaki tansiyonun düşmesi, iki toplum arasındaki tansiyonun düşürülmesine göre daha kolay olabilir... Liderlere ciddi görevler düşüyor.

Güven artırıcı önlemler ortaya çıkmaz ve gerginlik başka sahalara da kayarsa, toparlamak kolay olmayacak. Bu da ayrı bir gerçek.

İki liderin masaya geri dönmelerinin gerek Güney’de, gerekse Kuzey’de çözüm karşıtlarını mutlu etmeyeceği ve olası yıkıcı eleştiri hatta saldırıların da mutlaka ortaya konacağı iyi bilinmeli.

Tarafların masaya dönmesi ile birlikte, çözmek zorunda oldukları "güvenlik ve garantiler", "toprak ve mülkiyet" ve "dönüşümlü başkanlığı da içeren siyasi eşitlik" gibi temel başlıklar yanında, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına dört özgürlük verilmesi" gibi "gergin" konular, Ada civarındaki askeri tatbikatlar da var...

Ve zaman çok daralmış durumda...

Eğer ortada dolaşan iddialar doğruysa, iki liderin temmuz ayında bir anlaşmaya varması; bu anlaşmanın da sonbahar başında referanduma sunulması planlanıyor...

BM yetkililerinin, bu konuda iki taraf yanında, Türkiye ve Yunanistan'ı ikna etmeye çalıştığı öne sürülüyor.

Liderlerin masaya dönmesi; çok ciddi ilerlemelerin heba edilmemesi ve bir anlaşmaya varılması, Kıbrıs Türk tarafının çok ciddi çoğunlukla beklediği ve istediği bir şeydir...

Bu anlaşmanın mutlaka "can acıtacak" ve bazı çevrelerce "kabul edilemez" diye nitelenebilecek yanları olacaktır.

Her iki tarafta, mevcut aşılmış sıkıntılarla ilgili dahi önemli itirazları bulunanlar vardır ve olacaktır.

Ancak şu hiç unutulmamalıdır: Çözüm, Kıbrıs'ın çıkarınadır.

Elbette olası bir çözümde, iki toplumu da incitebilecek birçok unsur olabilir. Ancak çözüm, daha huzurlu bir ülke anlamına gelmektedir. Çözümsüzlük, sürekli gerginlik, sürekli didişme ve huzursuzluktur...

Artık bir sona varılması, iki halkın anlaşma taslağını iyice tartışıp referanduma gitmesi, en doğru; iki tarafın "evet" demesi de "en güzel" olandır... Ancak, her iki halkın ayrı ayrı iradelerine saygı göstermek, demokrasinin de gereğidir. Günü geldiğinde, birlikte karar vereceğiz...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.