Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

19.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Müzakerelerde güven çok önemlidir

Rum Temsilciler Meclisi’nin “1950 ENOSİS Referandumu”nun okullarda kutlanması ve okutulmasıyla ilgili kararının yankıları sürüyor.

Rumların bu gereksiz, anlamsız girişimi müzakereleri de krize soktu.

Beklendiği gibi liderlerin ilk buluşmasında kriz çıktı.

Rum lider Nikos Anastasiadis’in bu görüşmede hem Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı hem de Kıbrıs Türk halkını rahatlatacak sözler söylemesi gerekirken, tam tersi agresif bir tutum sergilemiştir.

Bırakın Cumhurbaşkanı Akıncı’yı dinlemesini, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’yi bile dinleyecek tahammülü gösteremedi.

Eide’nin ortamı yumuşatma girişimini bile dinlemeden kapıyı çekip giden Anastasiadis, üstüne üstlük kendisinin yaptığı bu saygısızlığı, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yüklemeye çalıştı.

Anastasiadis sürekli olarak yalanlara başvuruyor. Bunları daha önce de yaptı.

Her sıkıştığında kendi yaptıkları, söyledikleriyle ilgili çarpıtma yapıyor.

Rum lider perde gerisinde başka, basına ve halkına yönelik ise başka konuşuyor.

Verdiği sözleri tutmayan Anastasiadis, gerçek dışı konuşmalar da yapıyor.

Anastasiadis, toplum lideri olarak yalana başvurursa, karşısındaki Akıncı’nın ve Kıbrıs Türk toplumunun güvenini nasıl kazanacak?

Sayın Anastasiadis, bir kere karşınızda oturan kişi size güven konusunda şüpheli bakarsa, sağlıklı bir müzakere yürütebilir misiniz?

İki toplum birlikte yaşamak için hazırlık yapıyor, bu aşamada liderlere büyük görevler düşüyor.

Liderler kendi kişisel çıkarları, egoları, sinirleri, parlamaları konusunda kendisini frenleyebilmelidir.

Yaptıkları iş basit bir iş değildir, iki toplumun geleceğini dizayn etmeye çalışıyorlar.

Liderler, önümüzdeki seçimlerden evvel, toplum için ne yapacağını düşünmelidir.

Nikos Anastasiadis, ikinci kez seçilme, seçimde iyi bir sonuç alma kaygısıyla, neredeyse müzakereleri bitirme noktasına getirecek hatalar yapıyor.

İsteseydi, “ENOSİS” kararını engelleyebilirdi, sırf ret cephesinin sempatisini kazansın, desteğini alsın diye Güney Kıbrıs’taki azınlığın desteklediği bir kararın geçmesine fırsat verdi.

Bu karardan sonra ilk görüşmede de kendisinin gösterdiği agresif tutumu Cumhurbaşkanı Akıncı’ya mal etmek istemesi hiç de hoş olmamıştır.

Liderler ne isterse olsun hem bir birlerinin hem de karşı toplumun güvenini sarsmamalıdır.

Güven erozyonu bir an önce durdurulmalıdır.

Sevindirici olan şey; Güney Kıbrıs’ta da yanlış yapıldığını gören kesimler ve kişilerin olmasıdır.

Kararı reddeden tek parti olan AKEL’in eleştirileri sürüyor.

Karar DİKO’yu karıştırdı, sağduyulu DİKO’lular tepkili.

DİSİ’nin içindeki bazı kişilerde de meclisteki oylamada partinin çekimser oy kullanmasıyla söz konusu kararın geçmesine neden olmanın yarattığı suçluluk duygusu var.

DİSİ’nin “ENOSİS” kararına yönelik karşı girişimde bulunup, yeni bir yasa tasarısı hazırlaması, aslında yanlış bir adım attıklarını kabullenmek anlamına geliyor.

Türk tarafı kararın tümden iptal edilmesini istiyor ancak, sanırım Rum tarafı bu keskin dönüşü şu sıralar yapacak güçte değil, bu nedenle başka bir yasa tasarısı hazırlandı.

DİSİ’nin hazırladığı tasarıyla, okullarda okunan genelde, mesaj ve broşür konularının sorumluluğu meclis yerine Eğitim Bakanlığı’na verilecek.

Böylelikle okullarda böyle bir anma ya da kutlama iptal edilecekse, bu kararı Eğitim Bakanı verecek.

Rum lider de kendisinin atadığı bakan aracılığıyla kontrolü eline almış olacak.

İlk etapta tatmin edici bir girişim gibi gelmeyebilir Türk tarafına ancak, bir şeyler yapılmaya çalışılıyor olması bile umut vericidir.

Bu girişim yanlış yaptıklarını kabul ettikleri anlamına geliyor.

Tükürdüklerini yalamamak için direkt kaldırmak yerine tali yollarla çözüm bulmaya çalışıyorlar.

Sanırız, bu girişim Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından da dikkatle izleniyordur.

Güney Kıbrıs’tan agresif ve yalana başvurma davranışları değil de yukarıda sözünü ettiğimiz gibi iyi niyet taşıyan girişimler gelirse müzakerelerin devam etmesine fırsat verilmelidir.

Yapılan çok büyük bir yanlıştır, Kıbrıslı Türkleri rahatsız etmiştir ancak iyi niyetli girişimler ve yapılan yanlışlığın düzeltilmesi çalışmaları olursa tabii ki Türk tarafı da bunu değerlendirecektir.

Tabii bunlar “Dostlar alışverişte görsün”, “Göz boyama”, “Günü geçirme” girişimleri olmamalı.

Tatmin edici kararlar gelirse müzakereler devam etmelidir.

Kıbrıs’ta bir çözüme varılması toplumumuza büyük faydalar getirecektir, bunu da unutmamak gerekir.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.