HUNKAR SAG GIYDIRME
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

19.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Ne yapalım?” mantığı bizi bitiriyor

Bu ülkenin en büyük sorunlarından birisi de “Ne yapalım?” mantığıdır.

Yani kabullenilmişlik.

Herhalde bir toplum için en büyük tehlike; “kaderine razı olmak”, “mevcut düzeni kabullenmek”, “kanıksamak” halleridir.

Hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünmek, çok kötü, çok tembel bir inan hali.

“Ne yapalım, böyle gelmiş böyle gider” dedi mi birisi korkacaksınız, ondan hiçbir fayda gelmez demektir.

Dünkü KIBRIS Gazetesi’nin ön sayfasında Boğazköy’deki bir kaldırımda yer alan mezarı gördünüz değil mi?

Bölgede yaşayanlara ve muhtara sorunca, muhtar; “Ne yapalım 15 yıldır bu mezar bu kaldırımın üstünde? Çok fazla prosedürü olduğu için kaldıramadık” diyor.

15 senedir orada ve bir Allah’ın kulu, bir yetkili, bir belediye başkanı, bir çevre bakanı, bir içişleri bakanı, bir turizm bakanı, bir ulaştırma bakanı, bir başbakan hiç kimse görmemiş onu.

Bırakmışlar “İlginç olaylar kitabına” girelim diye.

15 yıllık olayı haber yaptık diye neredeyse suçlu olacağız… Tam bir kabullenilmişlik, tam bir kanıksama…

Birkaç tane kabullenilmişlik sayalım sizlere isterseniz...

-Dağlarımızı oyuyorlar, Beşparmak Dağları’nın kartpostallarda görmeye alıştığımız şekli değişti?

Cevap: E ne yapalım, ülkeye taş lazım, taşı da mı yurt dışından getirelim?

-Kumarhaneler, bet ofisler ülkenin kanayan yarası oldu, yerli halk da kumarhanelere giriyor. Çocuklar bet ofislerden çıkmıyor... Her şeyini buralarda yitirenler intihar ediyor…

Cevap: E ne yapalım, devlet bütçesine en büyük vergiyi onlar ödüyor. Böyle gelir getirici kumarhaneleri kapatalım mı yani? Bakın Türkiye’de de kumarhane yok, bize geliyorlar. Bu kapıyı kapatalım mı yani?

-Memleket gece kulüpleri ile doldu. Buralarda kadın ticareti yapılıyor. Gece kulüpleri nedeniyle evlilikler bitiyor, yuvalar yıkılıyor, bir hayli hastalık oralardan çıkıyor.

Cevap: E ne yapalım, ülkemizde genelev yok. İhtiyacı olan erkekler, geçmişte bir bakanımızın dediği 40 bin asker ihtiyacını nasıl gidersin? Hem buraları da iyi vergi veriyor. Bu paradan mahrum mu kalsın devler bütçesi?

-İktidar partileri kendi yakınlarını, partililerini devlete sokuyor. Partizanlık yapıyorlar…

Cevap: E ne yapalım, her gelen parti bunu yapar, normaldir. Bu kadar zaman gelenler yaptı, bunlar yapmayacak mı? Bal tutan parmağını yalar…

-Hastanelerden vatandaşlar memnun değil. Bir türlü sağlık istenen seviyeye gelemedi.

Cevap: E ne yapalım, hastane çok eski, hemşire sayısı az, hekim yetersiz. Onlar da haklı bize kötü davranmakta, iş yükü altında bunaldılar. İdare edeceğiz, hastaneler böyledir. Çok sıkışırsak özel hastanelere gideriz, sistem böyle…

-Devlet okullarından vatandaşlar her geçen yıl uzaklaşıyor. Binalar eski, masa sandalye eski, camlar kırık, malzeme eksik, soğutma- ısıtma sistemi yetersiz, öğretmen eksik…

Cevap: E ne yapalım, devletin imkanları bu kadar. Bütçe yetersiz, beğenmeyen özel okula gitsin. Zaten sıkılıp bükülüp herkes özele gidiyor artık…

-Ne olacak bu trafik kazaları, ölümler? Bu bozuk yollar, kötü kavşaklar, tehlike yaratan yarım çemberler, çukurlar, anayollara çıkan tehlikeli tali yollar, kurallara uymayan sürücüler ne olacak?

Cevap: Birçok şey yanlış gitti, şimdi bunları düzeltmek kolay değil. Sistemsiz yapılaşma, imar planı olmaması, birçok yola tali yol çıkmasına neden oluyor ne yapalım? O kadar yolu halletmek için çok para ister, yavaş süreceğiz. Dikkatsiz sürücülere yetecek kadar polisimiz de yok. Dua edeceğiz, başımıza bir şey gelmesin.

- Her taraf çöp içinde, temizleniyor yeniden kirletiliyor. Çöp ülkeye dönüştük.

Cevap: Ne yapalım, çağdaş ülkelerdeki gibi bize küçüklükten öğretmedikleri için kültürümüzde temizlik yok. Yapacak bir şey yok, okullarda eğitime başlıyoruz belki 15 yıl sonra ülkemizi temiz tutma kültürüne kavuşuruz…

Gördünüz değil mi? Burada size onlarcasını daha sayabiliriz, bu sayfa değil, gazete yetmez bunları yazmaya…

Tabii ki, ülkeyi yönetenler bu kanıksama, bu duyarsızlıktan kurtulmalı ama ondan önce halkımız kabullenmemeli...

Halklımız “Ne yapalım?” mantığından kurtulmalı, sorgulamalı, hesap sormalı, ısrar etmeli, yetkililere rahat vermemeli.

Her birey kendisi önce sorumluluğu yerine getirmeli, bıkmadan, usanmadan, korkmadan...

“Ne yapalım?” değil, yapalım, düzeltelim, sorundan kurtulalım, sorunlar, dertler kaderimiz olmasın…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.