Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

05.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Trafikte ölüm, ısınırken ölüm, çalışırken ölüm

Gazetelerde sıkça aynı haberler…

Ölümlü trafik kazaları...

Ölümlü ya da yaralanmalı iş kazaları…

Son zamanlarda ısınma yönteminden dolayı hayatını kaybetme olayları...

21’inci Yüzyıl’da ülkemizde halen ısınırken hayatını kaybeden insanların olması gerçekten üzüntü vericidir.

İnsanlar ısınmak için elektrik kullanmaktan kaçınıyor ve alternatif yöntemler arıyor, ancak bu yöntemlerin çoğu tehlikeli.

Önceki hafta kömürle ısınmak isteyen kişi yaşamını yitirdi, önceki gün de derme çatma bir gaz sobasından sızan gazla...

70’li yıllar ve öncesinde bu tür ölümlere sıkça rastlanırken, yeni bir yüzyıla girdik, bugün 2017 ama halen mangalda kömürle, tüp gazdan bozma sözde sobalarla, derme çatma odun sobalarıyla ısınmaya çalışan insanlar yaşamını yitiriyor.

Elektriğin bu kadar fahiş fiyata olduğu ülkemizde bu gibi olayların tekrarlanması olasıdır.

Bunca yıl sonra “bilinçlendirme” çalışması, insanlara çağrı yapmak ne kadar fayda eder bilemiyoruz ama sanırız insanlar zaten yaptıkları işin tehlikeli olduğunun farkında.

Şartlar insanları bu tehlikeli ısınma yöntemine başvurmaya zorluyor.

Hayatı ucuzlatmak, elektriği halka ve işletmelere daha makul fiyata satmak gerekmektedir.

Artık ısınmaya çalışırken hayatını kaybeden insanlar olduğunu duymak, haber yapmak istemiyoruz.

Ya trafik kazaları?

Gün geçmiyor ki trafik kazası olmasın.

Hafta geçmiyor ki trafik kazalarında ölüm olmasın.

Trafik kazaları ülkemizin kanayan yarası olmaya devam ediyor.

Bu konuda bugüne kadar ciddi sonuç verecek hiçbir tedbir göremedik.

Bozuk yollardan, bilinçsiz araç kullanımına, kurallara uymamaya, trafikteki denetim eksikliğine, cezaların caydırıcı olamamasına, sigorta sisteminden, araçların trafiğe uygunluğunun denetimine kadar birçok konuda halen bir yere gelemedik.

Sürekli olarak bu konular konuşuluyor, bu konularda daha iyi olmamız gerektiği söyleniyor ama hiçbirinde ciddi bir adım atılmıyor.

Sürekli olarak hayali bir canavardan, “trafik canavarından” söz ediyoruz ama o canavarın bizler, halk, devlet, yöneticiler olduğunun bile farkında değiliz.

O canavarı yenmek aslında kendimizi yenmek, yöneticilerimizi yenmek, tedbirsizliğimizi, kuralsızlığımızı, hayatımızı ve başkalarının hayatını ciddiye almama sorumluluğumuzu yenmek olduğunu bir fark edebilsek, her şey çok daha iyi olacak.

Hayali canavara lanet okumak, “vah vah” demek, cenaze törenlerinde gözyaşı dökmekle sorunları çözemeyiz, çözemediğimiz de apaçık ortada...

Ve iş kazaları…

Gün geçmiyor ki iş kazası olmasın.

Siz zannetmeyin ki yalnızca gazetede okuduklarınızla sınırlıdır iş kazaları.

Birçok iş kazası meydana gelmekte ama gizli kalmaktadır.

Kaza geçiren, yaralanan insanlar işini kaybetme endişesiyle kazaları gizli tutuyor.

Ancak ölümlerde ve ciddi yaralanmalarda haberimiz oluyor iş kazalarından.

Çoğu saklanıyor olmasına rağmen, yine de birkaç günde bir gazetelerde iş kazası haberleri okuyorsunuz.

Her göreve gelen Çalışma Bakanı bu konuya büyük ehemmiyet gösterdiğini söylemesine rağmen, hiçbiri de ciddi bir tedbir alamamıştır.

Hatta hepsi de ciddi bir olaydan sonra aynı şeyi söylemiş, “yeterli müfettişimiz yoktur” demiştir.

Yani iş yerlerini denetleyemediklerini itiraf ediyorlar.

Her yere para bulunurken, birkaç müfettiş daha istihdam etmek için para bulamamak, aslında iş kazalarını ciddiye almamak demektir.

Korkunç iş kazaları oluyor, bu kazalar sonucunda sorumlular cezalandırılıyor mu, bu kazaların sonucunda caydırıcı cezalar veriliyor mu?

Caydırıcı cezalar verilmiyor, önemsenmiyor, önemsenseydi iş kazaları bu süratte devam etmezdi.

Bu ülkede artık trafikte ölüm, ısınırken ölüm, iş yaşamında ölüm haberleri duymak ve haberini yapmak istemiyoruz...

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.