HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

18.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Üniversitelerimiz ve rakamlar

Haber müdür yardımcılarımızdan Ergül Ernur dün bir haber hazırladı...

Haberde, "Ülkemiz yükseköğretiminde 1988 yılında bir olan üniversite sayısı bugün 14’e yükseldi… Yükseköğretimdeki 29 yılda ise öğrenci sayımız yüzde 3 bin 993 oranında arttı" deniliyor...

Dile kolay... 29 yılda 14 üniversite...

Bu, "Ortalama olarak her iki yılda bir üniversite açıldı" anlamına geliyor.

Evet, belki "güneş gözlükleri" ile ekonomik açıdan bakıldığında, "vay be, amma ciddi artış, ne güzel artış, ne iyi artış" gibi yorumlar yapıyor olabiliriz.

"İlk üniversitenin açıldığı Mağusa, bu üniversite açılmasaydı, şimdi cansızdı" değerlendirmesini yaparsak da yanlış olmayız...

Üniversiteler olmasaydı, Girne, Lefkoşa'da belki de ev kiraları aylık 50 sterlin falan olacaktı ki şimdilerde 400 Sterline bulursanız, şanslısınız...

Hatta Lefke, belki de "ölecekti"...

Elbette "rakamsal" gelişme, bu "sayısal" ya da "nicel" artış önemlidir.

Keşke sayısal artışı, "üniversite" alanında değil de başka alanlarda da yaşasaydık.

Ancak, başka alanlarda sağlayamayıp, özellikle yüksek öğretim sektöründe sağladığımız bu artış, çok iyi bilinmelidir ki, beraberinde "çöküşü" de getirebilir.

Birçok uzman, "üniversite çöplüğüne dönüşme riskimiz var" uyarısında bulunuyor.

Evet, para kazanılıyor ama somut bir noktaya gidildiğini söylemek, kazanılan para ile aynı oranda değil diye düşünmekteyiz.

Nicel gelişme iyi de "nitel" gelişme nerede?

Ülkemizdeki ilk yükseköğretim kurumu 1988-1989 döneminde sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi iken bugün rakam 14’e yükseldi. Üniversite sayısına bağlı olarak 29 yılda artan öğrenci sayısı ise çok yüksek; yüzde 3 bin 993 oranında artış var...

Ergül Ernur'un haberine göre, 1988'de ülkemizde toplam 2 bin 279 öğrenci öğrenim görürken rakam, üniversite sayısının 14’e çıkmasıyla, 93 bin 292’ye yükseldi.

1989 ile 2016 dönemi kıyaslandığında ise 29 yılda toplam öğrenci sayısı yüzde 3 bin 993 artarken; KKTC’li öğrenci sayısı yüzde bin 794; Türkiyeli öğrenci sayısı yüzde 4 bin 546; üçüncü ülkeden gelen öğrenci sayımız ise yüzde 6 bin 187 oranında arttı.

Peki kalite?

Üniversitelerimizdeki öğrenci sayısı artmış olabilir. Ancak kalitenin de yukarı çekilmesi için pek çaba harcandığını söylemek doğru olmaz.

Bazı üniversiteler arasında ticari tartışmalar yaşandı ve yaşanıyor.

Oysa üniversiteler arasında asıl rekabet, bilimle bağlantılı olmalıydı.

İntihal söylentileri çok aşağılayıcı noktadadır ve üniversiteler bu konuda da çok daha etkili, çok daha şeffaf olmak zorundadır.

Araştırma, geliştirme ve uluslararası yayınla ilgili rekabeti görmek istiyoruz...

Ve en acısı, son yıllarda en çok tartıştığımız kurum haline gelen YÖDAK!

Evet, üniversiteler bizim için gerçekten çok değerlidir.

Vatandaşlar olarak da bu üniversitelere göz bebeğimiz gibi bakmaktayız.

Kesinlikle ekonomik anlamda yaşantımıza ciddi artı değer kattığı gerçeğini küçümsemiyoruz.

Ancak, gerek üniversite yönetimleri gerekse hükümet ve YÖDAK'ı kontrol edebilme şansı olan Meclis ile Cumhurbaşkanı'na çok daha ciddi görevler düşmektedir.

Yapılabilecek çok şey vardır.

Ve yapılmalıdır.

Halkın beklentisi budur.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.