Vakıflar Sağ
Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

20.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Zaman, toplumsal mücadele zamanıdır

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Rumca gazetelere göre Başkanlık seçiminin ilk turu, büyük ihtimalle 18 Şubat 2018’de gerçekleştirilecek...

Partiler seçim hazırlıklarına başladı...

Güneyde iki turlu çoğunluk sistemine göre gerçekleştirilen seçimlerde, sonucu siyasi partilerin birbirileri ile yaptığı "açık" ve "gizli" anlaşmalar belirliyor.

Ancak seçimin asıl galibi her zaman, "milliyetçi oyları" alabilendir...

Örneğin AKEL'in adayı 1960'tan günümüze sadece bir kez seçim kazanabilmiştir... O seçimlerde de, özellikle DİKO ve EDEK'le yapılan açık ve gizli pazarlıklarla işbirliğinin rol oynadığı çok iyi bilinir...

Dolayısıyla, seçim ortamına girildiği anda siyasi atmosfer "hamasete" bürünür... EOKA'nın kahramanlıkları, hatta Enosis'in "muhteşem bir düş" olduğu anlatılır tutucu seçmenlere...

Özellikle EOKA- B'den 1974'te ciddi darbe yemiş olsa da, EDEK ve DİKO gibi üçüncü ve dördüncü büyüklükteki iki parti, bu milliyetçi söylemlerin hep merkezindedir.

Hatta Güneydeki siyaseti, bu taraftan bakıldığı zaman anlamak pek de kolay değildir.

Örneğin en azılı ve en aşırı faşistlerin kurduğu Enosis'i kanla yapma hedefindeki EOKA- B, aslında DİSİ'nin, yani ülkedeki en büyük iki partinden birinin siyasi temellerini teşkil eder.

Nikos Anastasiadis, 1974 yılının 15 Temmuz'unda darbe yapanların siyasi uzantısının liderlerindendir.

O darbe, bugünkü siyasi çıkmazın belki de tek sorumlusudur.

Ancak, ciddi oranda DİSİ'li ve Anastasiadis, EOKA- B geçmişine rağmen, Güney Kıbrıs'ta barışa en yakın duruş sergileyenlerdir ki Kuzeyden bakıldığında garip olan belki de budur.

Çünkü aynı seviyede milliyetçi olan Kuzey'deki TMT uzantısı inanış, hâlâ çok büyük oranda UBP ve DP gibi partilerde toplanmıştır... Son cumhurbaşkanlığı seçiminde bazı milliyetçi örgütlerin topluca Dr. Derviş Eroğlu yerine, bir başka adayı desteklemiş olması, bizim taraftaki en "çarpıcı" değişikliklerden biridir... Ancak bu destek, Mustafa Akıncı'nın belki de dolaylı olarak işine yaramış ve kazanmasını sağlamıştır...

Bu konuda net yorum yapmak doğru değil. Sayın Akıncı, çözüme olan inancı ve bu inancı çok inandırıcı bir şekilde ortaya koyması sonucu önemli oy oranıyla seçilmiştir...

Evet, güneyde seçim havasına girildi...

Nikos Anastasiadis henüz adaylığını açıklamadı ancak açıklayacağına kesin gözle bakılıyor.

Çok ciddi bir sağlık sorunu olmaz, bir mucize gerçekleşmezse, Anastasiadis DİSİ'nin destekleyeceği "bağımsız" aday olacak.

Ancak Anastasiadis'in seçilebilmesi için, yüzde 30 - 33 arasında oy oranı bulunan DİSİ'nin gücü tek başına yeterli değil. Dolayısıyla, Anastasiadis'in seçilebilmesi için, "çözüm karşıtı beşli" olarak da bilinen DİKO, EDEK, Çevreciler Dayanışma, Vatandaşlar ve hatta ELAM'ın oyları lazım...

Kısacası, Anastasiadis, bir sonraki seçimi kazanmak için, ya imkânsızı isteyecek ve AKEL'in desteğini arayacak... Ya da milliyetçilik dozajını artırıp, çözüm karşıtı partilerden oy isteyecek.

Bu noktada mutlaka genel seçimler, yerel seçimler ve bir sonraki başkanlık seçimini de kapsayan, ince anlaşmalar, karanlık hesaplar da mutlaka olacak.

Ve Alithia gazetesi, mevcut durumda müzakereler devam etse de, Kıbrıs sorununun doğrudan çözülmesinin artık oldukça zor olduğunu yazıyor... Bunu yazmasının sebebini de "Başkanlık seçiminin olağan şekilde gerçekleşeceği" noktasına getiriyor...

Başkanlık seçimi olağan şekilde gerçekleşecek.

Akıncı alttan alsa ve Anastasiadis'in dediği gibi, "tepkiyi abarttık, haklısınız, Plebisit okullarda okutulsun canım ne olacak; ELAM da demokratik yaşantınızın güzide bir oluşumudur" dahi dese, müzakerelerden umut beklemek zor.

Çünkü hava puslandı. Müzakerelerden umut bekleyebilmek için, Anastasiadis'in seçimi değil, "Kıbrıs'ın geleceğini" düşünmesi gerekiyor.

Alttan alır gibi yapması, "evet zamansız bir hareketti" demesi, yeterli olmaz...

Konu kapanmış gibi durmaktadır.

Rum Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulidis "müzakereler dondurulmuş değildir" demektedir...

Aslında doğru... Donmadı. Bu soğuk havaya rağmen, "eridi"...

Gereksiz bir şekilde, "1950 Enosis Pelbisiti'nin orta dereceli okullarda anılması" kararı ile bertaraf edildi.

Toparlamak, kalındığı yerden başlamak, o kadar kolay olmaz...

Peki ne yapmak lazım?

Biz işimize bakacağız...

Dümdüz yolda giderken evlatlarımızın yaşamlarını bu kadar ucuz kaybetmemesi için, alt yapıya, yatırımlara asılacağız. Elimizden geldiğince... Esnaf ve Zanaatkârlar Odası'nın dediği gibi, "zaman toplumsal mücadele zamanıdır".

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.