Akacan Holding
KIBRIS Başyazı

KIBRIS Başyazı

10.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Zor bir hafta olacak

İngiliz haber ajansı Reuters’e göre, müzakerelerde en kritik konu toprak ve mülkiyet...

Reuters dünkü buluşmadan bol bol fotoğraf yayınladı...

Rum Lider NikosAnastasiadis’in unvanı konusunda da dikkatliydi... Her iki liderden bahsedilen bir haberde, “Kıbrıslı Türk lider” ve “Kıbrıslı Rum lider” unvanlarının tercih edilmesi belki de bir ilkti...

Çünkü Reuters ya da başka uluslararası ajanslara göre daha önce “Anastasiadis ‘Başkan’”, Akıncı “lider”di...

Reuters, Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın da dün başlayan müzakere sürecine 12’sinde katılacağından söz ederken,

Bölgesel sınırların nasıl belirleneceği, güç paylaşımı ve güvenliğin, geçmişte benzer müzakerelerin kopmasına sebep olan başlıklar olduğunu da hatırlattı...

“Konuların çözümü zor” yorumunu da eklemeyi ihmal etmedi.

Birilerinin, özellikle de yabancı gazetecilerin “çözümün zor olduğunu” söylemesine gerek yok.

Herkes çok iyi biliyor ki, Cenevre’de bir mucize olmayacak.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün açılış seremonisine girerken gazetecilere, “Pesimist değiliz ama her şey bir anda olacakmış havasına da girmemek gerek... Zor bir hafta olacak” dedi...

Herkesin ortak öngörüsü de bu: Zor bir hafta olacak...

Reuters’in “yorum – haberinde”, zorluklar arasında, tazminat konusu da sıralanıyor...

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası uzmanlarının da Cenevre’de bu konuyu taraflarla tartışabileceğinden söz eden Reuters, Kuzey Kıbrıs’ta 30 bin Türk askeri konuşlandığını öne sürerken, “bu konu da kritik konular arasında” değerlendirmesini yapıyor...

Rum tarafının, tüm askerlerin çekilmesini talep ettiğini, Türk tarafının ise “bir miktar kesinlikle kalmalı” dediğini kaydeden ünlü haber ajansı,

Reuters’in dünkü yorum haberinde dikkat çeken bir saptama daha var... Britanya’nın Ada’da, 98 mil karelik iki stratejik öneme sahip egemen askeri üssünün bulunması...

Reuters, İngiliz uçaklarının buradan havalanıp, Irak ve Suriye’deki IŞİD hedeflerini vurduğunu hatırlatıyor...

Ve haber ajansı, bizim günlerdir bu satırlarda vurguladığımız konuya da parmak basıyor... Referandum...

Cenevre’de varılacak olası bir anlaşma, iki halkın onayına sunulacak...

Bazı diplomatik kaynaklara göre, haziranda referandum olabilir...

Ancak, içinde bulunduğumuz gün ve önümüzdeki üç – beş gün bu olası referandumun yapılıp yapılamayacağı konusunda belirleyici olacak...

Reuters’in yorum – haberinde, DAÜ’den Profesör Ahmet Sözen’in şu sözleri de yer alıyor:

“... Eğer iki çözüm yanlısı lidere rağmen bu kez de başarısızlık olursa, çok büyük bir motivasyon yitirilmiş olacak...”

Bekliyoruz...

Olası bir anlaşma taslağını beklemeye devam edeceğiz...

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın dediği gibi, “zor bir hafta olacak”...

Güç paylaşımı, güvenlik ve garantiler, toprak ve mülkiyet, tazminatların nasıl ödeneceği...

Bu tazminatları kimin ödeyeceği...

Türk askerinin varlığı...

Taraflar çok farklı bakıyor bu konulara... İki lider aynı noktada buluşsa bile, kendi ülkelerinde konuya çok farklı bakanlar söz konusu... Mahalle baskısı büyük... Ve karar alıp, bir anlaşma taslağına ulaşmak, mahalle baskısından çok daha büyük liderlik gerektiriyor...

Gerçekten çok zor bir durum ve aynı şekilde çok zor çözülecek başlıklar hâlâ duruyor...

Yıllardır, belki de bu başlıklarda kaydedilmiş tek bir başarı adımı da yok...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Tamer AŞUT
    10.01.2017

    Dilleri, ırkları aynı olan Timor ve Sudan'ı bölmekte tereddüt etmeyen BM neden ''Kıbrıs birleşmeli'' diyor? Kıbrıs'ta dil de, din de, ırk da farklıdır ve binlerce yıllık düşmanlık vardır, 1974'te yaptıklarını tekrar etmek isteklerini de saklamamaktadırlar. D.Timor'un bayrağını Kofi Annan göndere çekmişti, ama aynı Annan ''Kıbrıs birleşsin'' diyordu. D.Timor ve G.Sudan'da petrol vardı, ve BM petrolü müslümanlarla paylaşmak istemiyordu, petrol hristiyan kesimde kaldı. İlk Annan anlaşmasında Rumlar tüm tarım arazilerini ve su kaynaklarını istiyorlardı, birden K.Annan çıkıp ''Karpaz'ın ucundaki kiliseyi verirseniz, Rumlar sudan da, tarım arazilerinden de vazgeçecekler'' diye şirinlik yapmıştı. Uluslararası hukuk ''denizdeki zenginlikler en yakın yerleşim yeri kime aitse onundur'' der, yani oturt kiliseye bir papaz, Karpaz-İskenderun arasındaki petrollere el koy (temiz iş), Allah'tan Rahmetli Denktaş bu tezgahı bozmuştu. Bugünki KKTC'nin yok edilmeye çalışılmasında da ama konu petroldür ama başka konular da var. Mesela KKTC son iki yüzyılda Türklerin kazandığı tek topraktır. Kıbrıs'a el koyabilirlerse Çin'den gelen dev konteyner gemilerinin dağıtım üssü olacak, Anadolu, Avrupa, Doğu Akdeniz'in kontrolü ellerine geçecek. ABD elindeki hurda uçak gemilerini TC'ne satacak, bu TC'nin ekonomisini bitirecek ama KKTC düşmanı lobinin derdi bu değil onların derdi bu ihalelerden alınacak avantadır. Karpaz-İskenderun arasında neden petrol var: Kıbrıs Anadolu'dan kopan bir parçadır ve Anadolu'da kalan sınırlarında petrol keşifleri/üretim yapılmıştır (Bulgurdağ/Mobil, Reyhanlı/TPAO vs), adanın kopuş tarihi bu petrollerin oluşumundan çok sonradır, yani Karpaz-İskenderun arasında petrol olmak zorundadır. 30 sene önce TPAO İskenderun körfezindeki deniz sondajını neden terk etmiştir (yüksek basınç olmasın-PİGM'ne sormak lazım). Sözün özü KKTC peşkeş çekilirse sadece KKTC peşkeş çekilmiş olmayacak, petroller de peşkeş çekilecek, bu sayede biti kanlanacak Rumlar 1974 öncesinden çok daha fazlasını yaparak soykırıma devam edecektir, uçak gemileri almak zorunda kalan TC ekonomisi bunun maliyeti yüzünden kısa sürede çökecektir.

  • Tamer AŞUT
    10.01.2017

    Dilleri, ırkları aynı olan Timor ve Sudan'ı bölmekte tereddüt etmeyen BM neden ''Kıbrıs birleşmeli'' diyor? Kıbrıs'ta dil de, din de, ırk da farklıdır ve binlerce yıllık düşmanlık vardır, 1974'te yaptıklarını tekrar etmek isteklerini de saklamamaktadırlar. D.Timor'un bayrağını Kofi Annan göndere çekmişti, ama aynı Annan ''Kıbrıs birleşsin'' diyordu. D.Timor ve G.Sudan'da petrol vardı, ve BM petrolü müslümanlarla paylaşmak istemiyordu, petrol hristiyan kesimde kaldı. İlk Annan anlaşmasında Rumlar tüm tarım arazilerini ve su kaynaklarını istiyorlardı, birden K.Annan çıkıp ''Karpaz'ın ucundaki kiliseyi verirseniz, Rumlar sudan da, tarım arazilerinden de vazgeçecekler'' diye şirinlik yapmıştı. Uluslararası hukuk ''denizdeki zenginlikler en yakın yerleşim yeri kime aitse onundur'' der, yani oturt kiliseye bir papaz, Karpaz-İskenderun arasındaki petrollere el koy (temiz iş), Allah'tan Rahmetli Denktaş bu tezgahı bozmuştu. Bugünki KKTC'nin yok edilmeye çalışılmasında da ama konu petroldür ama başka konular da var. Mesela KKTC son iki yüzyılda Türklerin kazandığı tek topraktır. Kıbrıs'a el koyabilirlerse Çin'den gelen dev konteyner gemilerinin dağıtım üssü olacak, Anadolu, Avrupa, Doğu Akdeniz'in kontrolü ellerine geçecek. ABD elindeki hurda uçak gemilerini TC'ne satacak, bu TC'nin ekonomisini bitirecek ama KKTC düşmanı lobinin derdi bu değil onların derdi bu ihalelerden alınacak avantadır. Karpaz-İskenderun arasında neden petrol var: Kıbrıs Anadolu'dan kopan bir parçadır ve Anadolu'da kalan sınırlarında petrol keşifleri/üretim yapılmıştır (Bulgurdağ/Mobil, Reyhanlı/TPAO vs), adanın kopuş tarihi bu petrollerin oluşumundan çok sonradır, yani Karpaz-İskenderun arasında petrol olmak zorundadır. 30 sene önce TPAO İskenderun körfezindeki deniz sondajını neden terk etmiştir (yüksek basınç olmasın-PİGM'ne sormak lazım). Sözün özü KKTC peşkeş çekilirse sadece KKTC peşkeş çekilmiş olmayacak, petroller de peşkeş çekilecek, bu sayede biti kanlanacak Rumlar 1974 öncesinden çok daha fazlasını yaparak soykırıma devam edecektir, uçak gemileri almak zorunda kalan TC ekonomisi bunun maliyeti yüzünden kısa sürede çökecektir.

  • mete
    10.01.2017

    Müzakerelerin aklı selametle sonuçlanması için vermeyi ve almayı becermek gerekir.Bunca sıkıntılar bu adaya artık yakışmıyor.Halk beraber yaşamasını tekrar görmeli ve devire medeni olarak hakkını vermeli.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.