Cyprus Today sol
  • 13 Mayıs 2018, Pazar 10:51
KonukYazar

Konuk Yazar

Avrupa Birliği Türkiye raporunun ardından ilişkilerin geleceği

Dr. M. Sadık AKYAR
Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ)
Siyasal Bilimler Fakültesi
Uluslararası İlşkiler Öğretim Görevlisi

Avrupa Birliği (AB) tarafından 1998 yılından itibaren her yıl yayımlanan rapor, 18 Nisan’da yayımlanmıştır.  Rapor bu yıla kadar ilerleme raporu adıyla yayımlanırken, bu yıl “Türkiye 2018 Raporu”  adı altında yayımlanmıştır. Bundan sonra da bu ad ile yayımlanacağı öngörülmektedir. Toplam 104 sayfa olan raporda çeşitli başlıklar altındaki konular okuyucular için üç ana başlık altında toplanarak değerlendirilmiştir. Bunlar;15 Temmuz darbe girişimi ve FETÖ terör örgütü, siyasi ve ekonomik kriterler konularıdır. Bu değerlendirmeler neticesinde; AB’nin terör konusuna bakışı, ilişkilerin mevcut durumu ve geleceği ile ilgili tespitler yapılmaya çalışılacaktır.

Raporda, AB tarafından 15 Temmuz darbe girişiminden “darbe” olarak bahsedilmektedir. FETÖ terör örgütünün, Türkiye tarafından “Terör Örgütü” ve darbe ile bağlantılı olduğu belirtilmekte, ancak FETÖ terör örgütünü “Terör Örgütü” olarak tanımlanmasından imtina edilmekte, söz konusu örgütten yine “Gülen Hareketi” olarak bahsedilmektedir. AB’nin her altı aylık periyotlarda (Ocak-Temmuz) yenilediği bir terörist listesi bulunmaktadır. Bu liste; terör örgütleri, şahısları ve teşekküllerinden oluşmaktadır. Bu listeye ilgili  örgüt ve şahısların alınması teklifi, üye ülkeler veya üçüncü ülkeler tarafından yapılabilmektedir. Yani AB üyesi dışında bir ülkede bu listeye alınması için AB Konseyine teklif yapabilir.  Bu listeye alınma kriteleri de; teklif edilen örgüt veya şahısların bir terör suçuna bulaşması, yardım ve yataklık yapması veya her hangi bir terör suçundan ceza alması veya hakkında bir hüküm bulunması yeterli görülmektedir. Hal böyle olunca, FETÖ terör örgütünün bu listede yer almaması şaşkınlık yaratmakta ve AB tarafından FETÖ terör örgütünün, hukuki bir konudan ziyade siyasi bir konu olarak görülmesinin bir tezahürü olarak algılanmaktadır. Bu konunun; FETÖ terör örgütünün AB terör listesine girinceye kadar, AB nezdindeki ve üye ülkelerdeki Türk Temsilcilikleri tarafından üzerinde durulması gereken bir konu olarak üzerinde durulması gerekmektedir.

Raporun Siyasi Kriterler ile ilgili bölümünde;

Türkiye ile ilgili eleştirilerin ana konularının, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal Kanununun (OHAL) bir an önce kaldırılması gerektiği, yine insan hakları ve özgürlüklerin, hukukun üstünlüğü ve bağımsızlığı konuları eleştirilmektedir. Mahkemelerin işleyişi, özgürlükler ve insan hakları konusundaki tüm eksiklikler ile OHAL arasında bir bağ kurulmakta, bunlardan daha da önemlisi Türkiye’nin AB’den süratle uzaklaştığı belirtilmektedir.

Türkiye’nin PKK ile mücadelesi raporda kısmi de olsa övülmekte ve meşru görülmektedir. Burada PKK’nın AB terör örgütleri listesinde olduğu özellikle belirtilmektedir. Ayrıca burada, terör konusunun Türkiye için şu anda ve gelecekte de en önemli sorunlardan birisi olacağı öngörülmektedir.

Son dönemde Türkiye’nin Yunanistan ile yaşadığı sorunlar da eleştirilmekte. Özellikle; sınırı geçerek Türkiye’de casusluk faaliyeti yaptığı iddiasıyla tutuklanan iki askerle ilgili olarak söz konusu olaya, Türkiye’ye AB üyesi olan bir ülkeye iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde yaklaşılmasını ve konunun iki ülkenin işbrliği çerçevesinde çözümlenmesi yönünde görüş belirtilmektedir. Türkiye’de tutuklu bulunan Yunan askerlerin durumu, Yunanistan’ın da zorlaması ile uzun bir süre gündemde kalacak gibi gözükmektedir. Çünkü raporun hemen akabinde AB tarafından alınan ilave bir kararda, tutuklu Yunan askerlerinin serbest bırakılmasını belirten bir açıklama yapılmıştır. Aslında AB’nin bu kararının, iyi komşuluk ilişkilerinin zedelenmesine etkisinin daha fazla olacağı muhakkaktır. Ancak raporda Türkiye’nin AB ülkelerinde, hatta Yunanistan’da bulunan FETÖ mensupları ile ilgili taleplerine, değinilmemektedir. Yine Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile hem Ege Denizi hem de Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin müteakip kez karşı karşıya kalmasının, yine iyi niyet ve komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözülmesi gerektiği belirtilmektedir. Kanaatimizce, Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşananların bir nedeninin de AB’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne verdiği destek olduğudur. Raporda Kıbrıs ile ilgili genel anlamda dikkat çeken ve yeni bir yaklaşım olabilecek herhangi bir husus göze çarpmamakta, Crans-Montana’daki çözüm süreci toplantıları ve sonucuna değinilmektedir.

Raporda; Türkiye ile ilgili iki ana konuda olumlu görüş belirtilmektedir. Bunlardan siyasi kriterler konusu adı altında, Türkiye’nin yasadışı göç ve mülteciler konusunda yaptığı işbirliği ve koordinasyondan övücü bir şekilde bahsedilmekte, Türkiye’nin bu konudaki uygulamalarının AB ülkeleri için önemi de belirtilmektedir.

Yine ekonomik kriterler başlığı altında Türkiye’nin sürdürülebilir bir ekonomiye sahip olduğu ve 2017 yılındaki ekonomik büyümesinin memnuniyet verici olduğu, ancak aşırı büyümenin meydana getirebileceği risk ve sorunlara da dikkat çekilmektedir.

Daha önceki dönemlerde yayımlanan, AB raporları iç ve dış siyasette geniş yankı uyandırmakta, hatta bazen ekonomik gösterge ve kur politikalarında ciddi değişikliklere neden olmaktaydı. Gelinen aşamada; AB ülkelerinin özellikle terörle mücadele konularında Türkiye’yi yalnız bırakmaları, hatta ülkelerinde bulunan terör örgütleri ve mensuplarına karşı gösterdikleri tavizkar yaklaşım, Türk Hükümetinin AB raporlarını önemsememesini, hatta göz ardı etmesine sebep olmuştur. Her ne kadar Varna’da yapılan liderler toplantısında, Türkiye’nin AB ile ilişkilerini geliştirme niyetini belirtmesine rağmen raporun dilinden de anlaşılabileceği gibi AB-Türkiye ilişkileri şu anda adeta “dondurulmuş” bir şekilde devam etmektedir. Söz konusu raporun yayımlandığı gün, AB Komisyonu Arnavutluk ve Makedonya ile tam üyelik görüşmelerine başlanabileceğini, üye ülkelere bildirmiştir. AB’nin bu açıklamasının, 2005 yılında tam üyelik için başvuran Türkiye’ye,  AB’nin mevcut şartlarda bakışını da tam olarak yansıtması bakımından önemli olduğu değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak; Türkiye AB ilişkilerinin geleceğinin, Türkiye’nin AB politikalarıyla doğru orantılı olduğu,

Türkiye’nin bu konuya önem verdiği sürece konu ile ilgili gelişmeler yaşanabileceği, söz konusu raporların tek

taraflı hazırlandığı, genel olarak AB veya AB üye ülkelerinin Türkiye ile yaşadığı sorunları gündeme getirdiği, Türkiye’nin AB veya AB üyesi ülkeler ile yaşadığı sorunlara hiç değinmediği, tek taraflı bu tür yaklaşımların sorunun çözümüne katkı sağlamaktan çok,  ilişkilerin gelişmesinde hız azaltan bir etki yaratacağı öngörülmektedir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek