Cyprus Today sol
  • 15 Mart 2018, Perşembe 14:33
KonukYazar

Konuk Yazar

“İslam Dünyası” dünyanın neresinde?

KONUK YAZAR / Selçuk GENÇ (Akademisyen)

Küresel dünyada geniş birliktelikleri, aidiyetleri ifade ederken kullanılan bir terim vardır. Bu terim ekonomi çevrelerini ifade ederken ‘ekonomi dünyası’, bilim adına gayret edenleri ifade ederken ‘bilim dünyası’, aynı dini paylaşanları ifade ederken ‘Hristiyan dünyası, İslam dünyası’, gelişmişlik ve az gelişmiş toplumları veya devletleri ifade ederken ‘gelişmiş batı dünyası veya gelişmekte olan doğu dünyası’ gibi ifadeler kullanılır.  İnsanlık ortak paydası üzerinde, insanın mutluluğunu, huzur ve saadetini esas alan evrensel birliktelikleri, bir ‘aidiyet dünyası’ ve ‘ortak amaca yönelmişlerin dünyası’ olarak ifade etmek mümkündür. Bu ortak amacı gerçekleştiremeyen ve insani değerler etrafında bir dünya oluşturamayan toplumların ‘değerler dünyası’ oluşturduğu ifade edilemez. Kendi içinde bile vahdeti, adaleti, güveni temin edememiş, birbirleriyle savaşan ve birbirlerini yok etmeyi hedeflemiş bir coğrafyayı “İslam Dünyası” olarak değil, ancak ‘Müslümanların yoğunluklu yaşadığı yerler’ olarak tanımlayabiliriz. Zira ‘İslam dünyası’ ortak hedefleri olan, acıların ve sevinçlerin paylaşıldığı bir coğrafya olmaktan çok birbirini yok etmeye programlanmış kin ve nefretin kol gezdiği bir coğrafya görüntüsü sergilemektedir. Haliyle birbiriyle entegre olamamış Müslüman toplumların ortak bir anlayışı, ortak bir dünyayı inşa ettiği ve evrensel değerleri paylaştığı ifade edilemez. Bu manada ‘İslam dünyası’ tanımının içi ne kadar boş olduğu ortaya çıkmaktadır. Küreselleşen dünyada insanlık adına yaşanılabilecek en acı dramların yaşandığı, cehaletin, fakirliğin kol gezdiği, Müslümanların kendi ülkesinde yaşayamaz ve dâhili kargaşadan dolayı göç etmeye (mülteci olmaya) mecbur kaldığı bir coğrafyaya ‘İslam Dünyası’ denmesinden ziyade ‘İslam’ın istismar edildiği bir dünya’ olarak değerlendirilmesi daha doğru olacaktır.  Bugün adına ‘İslam Dünyası’ veya ‘İslam Âlemi’ denilen bir dünya ve âlem şayet varsa, 57 ülke ve 1,5 milyarı aşkın nüfusuyla, perişan görünürlüğü ile ilimde, sanatta, marifette gelişen dünyanın gerisinde ve ancak âleme ibret olabilecek nitelikteki bir sefaletle karşı karşıyadır. ‘İslam Dünyası’ bugün maalesef geri kalmışlık, sosyal adaletsizliklere bağlı yoksulluk, yokluk, yolsuzluk, cehalet ve cehalete bağlı bağnazlık, fanatizm, mezhepçilik, radikalizm, hukuksuzluk, dikta, baskı, zulüm, zorbalık, savaş, iç çatışma ve kör şiddete dönüşmüş terör vs ile özdeşleşmiş bir coğrafya konumundadır.

‘İslam Dünyası’ sadece ekonomik ve sosyal gelişmişlik alanında değil, maalesef insani, ahlaki ve siyasi gelişmişlik alanlarında da sınıfta kalmıştır. Temel insan hak ve özgürlüklerine saygı, adalet, hukukun üstünlüğü, hesap verebilirlik, şeffaflık, sosyal adalet, çoğulculuk, empati, hoşgörü gibi evrensel demokratik insani değerler açısından tam anlamıyla dökülen ‘İslam Dünyası’nın İslami değerler açısından sefaletini ise bundan birkaç yıl önce yapılan bir bilimsel endeksleme gözler önüne sermişti.Müslümanlar, İslam’a uygun bir hayat yaşarlarsa hem ahirette hem de dünyada mutlu, huzurlu ve müreffeh olacaklarını düşünürler. Bu kadim düşünceyle ‘İslam Dünyası’ndaki hazin gerçekler arasındaki geniş uçurum aslında Müslümanlarla İslam arasındaki uçurumun da net bir göstergesi niteliğindedir.

 

S. Rehman Ve H. Askari-“Ülkelerin İslamilik Endeksi”

 

George Washington Üniversitesi akademisyenlerinden İran kökenli araştırmacı Scheherazade S. Rehman ve HosseinAskari 2013 yılında “Ülkelerin İslamilik Endeksi” adında bir çalışma yaptı. Global EconomyJournal dergisinde “İslam ülkeleri ne kadar İslamî?” başlığıyla yayınlanan çalışma müteakip yıllarda da devam etti. Çalışmada hem İslam ülkelerinin hem de diğer ülkelerin ekonomi, hukuk, insani ve siyasi haklar ile uluslararası ilişkiler alanlarındaki politika ve uygulamaları İslam'ın temel hükümlerine göre ele alınıyor.

S. Rehman ve H. Askari isimli iki sosyal bilimci, teori ile pratik arasındaki bu yaman çelişkinin peşine düşmüş ve 2010 yılında oldukça kapsamlı bir çalışma yapmışlardı. Birincil kaynaklardan yola çıkarak öncelikle temel İslami prensipleri belirlemişler, daha sonra da eldeki verileri kullanarak dünyadaki 208 ülkenin bu prensiplere ne kadar uygun hareket ettiklerini incelemişlerdi. Bu incelemeden elde ettikleri verileri dört başlıkta (ekonomi-yasa-yönetim, insan hakları ve uluslararası ilişkiler) kategorilerine göre endekslemişler ve bu endekslerin ortalamasını alarak ülkelerin ne kadar “İslami” olduklarını belirlemişlerdi.

Rehman ve Askeri, iktisadi endeks için faizli enstrümanların yaygınlığı, rüşvetli işlemlerin sıklığı gibi değişkenlerin yanısıra vergilerin adilliği, sosyal adalet, özel mülkiyetin korunması gibi faktörlere bakmışlardı. Hukuk ve yönetişim endeksinde kanun hâkimiyeti, yargının bağımsızlığı, yönetim etkinliği vs. gibi faktörleri incelemişlerdi. İnsani ve politik haklar endeksinde sivil ve politik haklar, kadın hakları gibi konuları değerlendirmişlerdi. Uluslararası ilişkiler endeksinde ise çevresel faktörlerden askeri harcamalara kadar değişik konuları irdelemişlerdi.

Neticede, ülkeler için temel ‘İslamilik’ sıralaması yapmışlar ve son derece şaşırtıcı sonuçlara ulaşmışlardı. İran, Suudi Arabistan gibi güya Şeriat’la yönetilen ülkeler sıralamada ilk 50’ye hatta ilk 100’e bile girememişlerdi. İslamilik endeksinde ilk 3 sırayı Yeni Zelanda, Lüksemburg ve İrlanda almış bunları Danimarka, İngiltere, Norveç gibi ülkeler takip etmişti. Hatta İsrail, iki ülke hariç İslamilikte tüm Müslüman ülkelerin önünde yeralmıştı. İslam ülkeleri arasında en üst sırayı 38. sırada Malezya almış, Kuveyt ise ilk 50’ye 48. sırada görebilmişti. Türkiye ise 2013 endeksinde en İslami 103. ülke olarak değerlendirilmiş, 2015’te 65. Sıraya çıkmış, 2017’de nerde olduğu henüz meçhul. Suudi Arabistan 131, İran 163 ve Afganistan 169. sırada yer almıştı. Raporda KKTC’ye yer verilmemiştir. Kendimizi Türkiye endeksi ile değerlendirecek olursak 103. sıradayız. Raporda Kıbrıs (Avrupa ülkesi olan Güney Kıbrıs) 30. Sırada yer almaktadır. Raporun detayları için (Yeni Söz Haber, İslam Ülkeleri Müslüman Çıkmadı)/(RehmanandAskari: An EconomicIslamicityIndex-Global EconomyJournal) bakılabilir. Bu rapordan anlaşılacağı üzere İslam’ın önemle üzerinde durduğu en temel esasların bireysel ve toplumsal hakların korunmasıdır. Eşitlik, özgürlük ve adalet gibi temel insani hakların hayatımızdan ne kadar uzaklaşmış olduğu ve düştüğümüz durumla İslam’ı dünyada ne hale düşürdüğümüzün resmedilmesi açısından manidardır. Dinin kişiye yüklediği ferdi mükellefiyetlerin indirgemeci bir mantıkla sadece ibadetlere indirgenemeyeceği, birey ve yaratıcı arasındaki bu mesuliyetin topluma karşı sorumluluklarımızın görmezden gelinmesi manasına gelinemeyeceğini unutmamak gerekmektedir. İslam Dünyası’nın en temel yanılgısı ibadetler nev’inden ferdi mükellefiyetleri öncelerken, bireysel ve toplumsal hakların garanti altına alınacağı adalet mekanizması, evrensel insani değerler ölçüsünde iş görmemektedir. Dâhili kavgaların, şiddet ve terörün sebebi bu olsa gerektir. Hz Aliye sormuşlar; “Devletin dini nedir?”, Hz Ali’de cevap vermiş; “Devletin dini adalettir, adaletin olmadığı devlet dinsizdir” demiştir. Hz Ali’ye isnad edilen bu sözü önemsemek gerekmektedir. Bir devletin çatısı altında yaşayan vatandaşların birçok ideolojilere, ırklara, renklere (laik-antilaik, kürt-türk, alevi-sünni) bağlı olarak birbirini düşman gibi görüp ayrışacağı yerde adaleti tesis etmeye çalışan bir irade ortaya konulmamaktadır. Devletin dini olurdu yok olmazdı gibi bir takım ayrışmalara girileceği yerde adaleti hâkim kılan anlayışın ihya edilmesi ile sonu gelmeyen bu boş tartışmalar son bulurdu.

 

N. Topçu’nun İslam Dünyasına Bakışı

 

Nurettin Topçu Türkiye’nin çok önemli içtimaiyatçılarından (sosyologlarından) biri olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Ön yargılarımızı bir kenara bırakıp Topçu’nun İslam dünyasının bu hazin durumunu resmettiği 1970 yıllardan bugüne kadar maalesef çok bir şey değişmediği ortadadır. Nurettin Topçu Fransa’da felsefe dalında doktora eğitimi gören, Bergson’dan etkilenmiş bir şahsiyettir. Akademik kariyeri alabildiğine parlak olmasına rağmen üniversitelerde görev yapma imkânı bulamamış, öğretmenliği de dönemin siyasi havasında yazdığı muhalif yazılar dolayısıyla sürgünle geçmiştir. Ancak her şeye rağmen aksiyoner bir ruha sahip olması onu yazmaktan ve eleştirmekten alıkoymamıştır. Yaşadığı dönemde kitaplar yazan, dergilerde sesini duyurmaya çalışan mücadeleci bir ruha sahiptir.

Topçu, Akif’ten etkilenmiş olup ‘teorik’ altyapısını oluşturan ana dinamiğinin Sorbon Üniversitesinde hocası olan ünlü filozof HenriBergson olduğunu ifade edelim. Batı’daki ‘gerçekçi’ felsefeyi metafizik yönünden eleştiren, din ve ahlak gibi konuları çalışan Bergson, bilhassa Türkiye’deki muhafazakâr düşünürlerin hayli ilgisini çekmiştir. Çünkü Batılı’dır ve Batı’daki kuvvetli sekülerizm karşısında ‘sezgiciliği’ dolayısıyla da ‘metafiziği’ savunan bir düşünürdür.

Nurettin Topçu, ‘aksiyon-hareket’ fikrini benimsemiş bir sosyal bilimci olmakla birlikte ‘İslam sosyalizmi’ fikrinin de savunucuları arasında yer almıştır. Cumhuriyet öncesinde de bu fikri ortaya atanlar mevcuttu, ancak Topçu bilhassa Bergson’dan etkilenerek bunları kitaplarına da döktü. ‘Hareket’ fikrine karşı ilgi duymuştur. Hemen her konuda kitaplar dolusu yazmış olması ve sürekli toplantılar, konferanslar tertip edip insanlara ulaşmayı arzulaması, ‘hareket’ azminin bir neticesiydi. Fakat N. Topçu’da kalabalıklar içinde sesini duyuramamış birçok fikir adamı gibi kıymet görmemiş ve hayatının son dönemlerinde inkisarlarını dile getirmiştir. Çeşitli mecralarda dolaşan, İslam Dünyasının içler acısı halini resmeden, inkisar ve sitem dolu mektubundan alınma meşhur yazısına temas etmek gerekmektedir.

‘Hizmetine ömrümü harcadığım memlekette dostlarım kalmadı gibi bir şey. Adeta yapayalnızım, boşlukta ve adeta etrafımdakilerden başka bir dünyadayım. İnsanın düşkünlüğünü, sefaletini bilirdim ama ruh sefaletinin bu kadar karanlığını görmemiştim. İnsan diyerek emek verdiklerimin hemen hepsi de ruh ve mana mefhumuna yabancı, menfaat kölesi bir takım haşerelermiş. Ahlaksızlığın ummanı olan bu Şark’ı (doğuyu) yaşadıkça tanıyorum. Burada insanı fenerle arayanlar yanılmamışlar. ‘Müslümanız diyen insan yığını’ yok mu? Onlar Şark’ın en aşağı tabakasını teşkil ediyor. Müslümanlık, yaşanan şekliyle Müslümanlık Şark’ı bitirmiş. Buraya artık ne ilim girer, ne ahlak; ne de Allah uzanır bunlara. Bunların önce her şeyi bırakıp insanlık devrine girmeleri lazım.’ Topçu’nunda ifade ettiği gibi, İslam dünyası ayağa kalkacaksa öncelikli olarak tekrar insanlık devrine girmesi gerekmektedir. Evrensel insani değerleri, adaleti, herkesi kendi konumunda kabul ederek, farklılıklarımızı birer zenginlik olarak görerek, dürüstlüğüne inanıp kendimizi ona emanet edeceğimiz ‘adalet anlayışını’ hâkim kılarak tekrar dirilmemiz gerekmektedir. Şayet bunu başaramazsak iç sürtüşmelerden, kaostan, hak ihlallerinden ve hatta dış devletlerin maskarası olmaktan ve kapılarında merhamet dilenmekten kurtulamayacağız ve “İslam Dünyası” diye ifade edilen dünyayı kendi ilimizle yok edeceğiz. İfade edilenler çerçevesinde ‘İslam Dünyası’nın dünyanın neresinde olduğuna siz karar verin.

 

 

Müslümanlık nerde, bizden geçmiş insanlık bile…
Âlem aldatmaksa maksat, aldanan yok, nafile!
Kaç hakiki Müslüman gördümse: Hep makberdedir;
Müslümanlık, bilmem ama, galiba göklerdedir!

M. AKİ


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek