Cyprus Today sol
  • 28 Mart 2018, Çarşamba 9:04
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

İki Anahtar Kelime: “Kurtuluş” ve “Yeniden Birleşme”

Hiç olmazsa tersten yaşasaydık her şeyi doğru görür müydük?
   OdisseasElitis, Maria Nefeli*
   Siyasi liderlerin konuşmalarında, gazetecilerin kaleme aldığı makalelerde ve siyasi analizcilerin sözlerinde çok sık bir şekilde aynı metin içerisinde iki anahtar kelime duyuyorum ve okuyorum. Bu iki kelime, “kurtuluş/yeniden birleşme” kelimeleridir. Bu kelimeleri kullananlar bu kelimelerin mantığını, içeriğini ve oluşturabilecekleri etkiyi ve rolü önemsemeksizin kullanıyorlar. Ancak, diyalektik olarak birbirine bağlıymış gibi arka arkaya sıralanmaları doğru mudur? “Kurtuluş” ve “Yeniden Birleşme” ne gibi algılara yol açıyor? Biz Kıbrıslı Rumlar “kurtuluş” dediğimizde hangi anlamlara gönderme yapıyoruz? Veya "yeniden birleşme dediğimizde" ne demek istiyoruz?
   “Kurtuluş”, esirlerin veya kölelerin bağımsızlaşması ve etnik bir devlet kurmaları anlamına gelir. Öte yandan, “Yeniden Birleşme” ise, geçmişte bir bütünü teşkil eden iki nesnenin veya sistemin veya toplumların yada ailelerin bazı spesifik durumlar ve etkenlerden ötürü ayrılmış olmaları ve yeniden birleştirme için çaba harcanması anlamına gelir. Her bir kavramın içerdiği dinamiklerin anlaşılması adına burada ortaya konulması gereken soru şudur: “neyden kurtulmak” ve “ne ile yeniden birleşmek”. Bu iki kavramın/terimin aralarında bir ilişki var mıdır, yoksa Kıbrıslı etkileşim düşüncesinde yer bulmaları sadece bir tesadüften mi ibarettir? Sömürge altında olan halklara “kurtuluş” dendiğinde sömürenden kurtuluşu kastediyorlardı. 1821 Yunan devrimcileri de bunu kastetmişlerdi. Nazi işgaline karşı duran Avrupa devletlerindeki milli direnişçiler de aynı şeyi kastediyorlardı. EOKA mücadelesi, Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşmesi doğrultusunda sömürgeden “kurtulma” sorunsalını ortaya koymuyordu. Verdikleri mücadele esaret altındaki halkların verdiği sömürge karşıtı mücadelelerle pek örtüşmüyordu. Bir terim diğeri ile tam olarak iç içe olmadığından  “kurtuluş” bağlamında bir mantık yoktur. Öte yandan, “kurtuluş” şiarı bağımsızlık ile sonlandırıldı. Esasında bağımsızlık ve kurtuluş birbiri ile tam anlamıyla iç içe olsa da, paralel olarak bağımsızlık ENOSİS mücadelesinin çökmesine götürdü. Esasında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu “kurtuluş/bağımsızlık” arasındaki diyalektik ilişkiyi ileriye götüren bir uzlaşıydı. Kıbrıslı Rumlar “bağımsızlığı” ne istemişler ne de kabullenmişlerdi. Kısa bir süre sonra da bağımsızlığı ortadan kaldırmaya çalıştılar. Bunu yaparken de “self determinasyon/ENOSİS” şeklindeki anti diyalektik politikayı ortaya koydular. Diyalektik analiz, bağımsızlığın hali hazırda Kıbrıs halkının self determinasyonunu teşkil ettiği, öte yandan ENOSİS’in ise Kıbrıs halkının bağımsızlığının lağvedilmesi anlamına geldiği yönündeki mantıklı sonucu teyit etmektedir. Bağımsızlık kazanımının ardından “Self determinasyon/ENOSİS” ve bağımsızlık arasındaki karşıtlık ülkenin 1974 yılı olaylarına götürülmesine katkı koymuştur. “Self determinasyon/ENOSİS” milliyetçiliğin ezeli algısını temsil edip, milliyetçi imgelemleri sürekli canlı tutarken; bağımsızlık ise rasyonaliteyi, uzlaşıyı, tahammülü, toplumdaki çok kültürlülüğü ve toplumların barış içerisinde bir arada yaşamalarını temsil ediyordu. Dr. GrigorisYoannu, Atina’da gerçekleştirilen ırkçılık karşıtı konferansta (2/7/2017) yaptığı konuşmada bazı noktaların altını çizmişti. Kanaatimce Dr Yoannu’nun belirttiği bu görüşler iki toplumun liderleri arasındaki karşıtlığın boyutunu, içeriğini ve şeklini net olarak ortaya koymaktadır. Dr Yoannu şunları söylemişti: “Kıbrıs sorunu istila ve işgal sorunu değildir. İstila ve işgal Kıbrıs sorununun yalnızca bir boyutudur ve merkezi değildir. Kıbrıs sorunu, adadaki iki ana toplumun iktidarı paylaşma sorunudur. Bu iki toplum 20. Yüzyılın ortalarında ülkenin geleceğinin belirlenmesi doğrultusunda çatışmıştı”.**Bu tespit ile savunulan nokta, mücadelenin “kurtuluş” mücadelesi değil, ülkenin “yeniden birleşmesi” özelliği taşıdığıdır.
   “Yeniden birleşmenin” “Kurtuluş” ile aynı sıraya konulması mantıksızlıktır. Çünkü bu herhangi bir mana taşımaz. Fakat bu kelimelerin siyasi yelpazenin her tarafından siyasiler tarafından söylendiklerini her gün duyuyoruz. Hatta bu siyasilerin hepsi “Kurtuluş” ve “Yeniden Birleşme” stratejisinde hemfikir de değiller. Sorun ise, her politikacının bu kelimeleri ardı ardında kullanırken, kendisinin önem verdiği kavramı/kelimeyi, amaçladığı hedefe göre ilk olarak söylemesidir. Örneğin ilk olarak “Yeniden Birleşme” kelimesini kullanıyorsa bunun anlamı Kıbrıslıların ilk olarak kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmeleri gerektiği ve bunun sonucunda da bunu başarırlarsa ülkenin bağımsızlığını sağlamaları gerektiğidir. Örneğin EDEK’in 1974 yılından bugüne kadar kullandığı terminolojide “kurtuluş” bir stereotip olarak sürekli baskın unsurdur, oysa “yeniden birleşme” çok seyrek hatırlanır.
   “Yeniden Birleşme”, iki toplumun ilişkilerinin yeniden kurulmasını, Federatif Hükümet kurulmasına ilişkin uzlaşıyı ve toplumların siyasi eşitliğinin tanınmasını ön plana çıkarmaktadır. “Kurtuluş” kavramının ise farklı bir anlayışı vardır. “Kurtuluşta”, Türk birliklerinin çekilmesi mücadelesi taviz verilmez bir şart olarak ön plana koyulur. Ve “yeniden birleşme” de Türk ordusundan “kurtuluşun” bir sonucu olarak ele alınır. Öteki toplum ise tam olarak kadrajın dışında. N. Papadopulos, bu düşünce yapısını ortaya koyarak seçim sürecini yürütmüştü. Programında Kıbrıs sorununu yeniden “kurtuluş” ve “yeniden birleşme” mantığı üzerine oturtma hedefini ortaya koymuştu. Ana sloganı ise “Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yeni strateji” şeklindeydi. “Yeniden Birleşme”,programda Kıbrıs Devletinin tüm seviyelerinde Kıbrıs Rum hâkimiyetinin olması ve Kıbrıslı Türklerin buna boyun eğip tamamen Kıbrıs Rum çoğunluğa bağımlı olması olarak düşünülüyordu. 1963 olayları sonrasında oluşturulan mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti ile bütünleştirmek doğrultusunda böyle bir düşünce vardı.
   Sayın Anastasiadis’in davranışları da bu doğrultuya götürse de onun bu politikayı izleyip izlemeyeceğini bilmiyorum. “Kurtuluş” sözcüğünü, kullandığı terminolojiye sıkça katmaya başladı. Ve “kurtuluş” sözcüğünü “yeninden birleşme” kavramı ise artık konuşmalarında duyulmaz olmaya başladı, neredeyse kaybolup gidecek. Aynı anda Kıbrıs’ın içinde ve etrafında gerginlik artıyor. Sayın Anastasiadis’in Arap televizyon kanalı Al Jazeera’ya verdiği mülakatta (19/2/2018) Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönmelerini kabul etmeye hazır olduğunu söylemesi tesadüf değildir. Bunu söylerken, Kıbrıslı Rum olan ve Kıbrıs Rum toplumunun egemenliğinde olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kastediyor. Çünkü şu anda var olan tek Kıbrıs Cumhuriyeti budur. İki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti çatışmalar ve Kıbrıslı Türklerin 1963-1974 yılları arasında gettolara kapatılmaları ile “infaz edildi”. Bu bağlamda, kelimeler asla masum değildirler. Siyasi düşünselde çok önemli etkendirler. İşte bu yüzden siyasi liderler kelimeleri saygıyla ve bilerek kullanmalıdırlar. Ülkemizin tarihi gidişatı bunu göstermektedir. Gerçekten yeniden birleşmesini istiyorlarsa ve bu yönde mücadele ediyorlarsa tarih bunu gösterecektir.
   Elli yıllık kısır çekişmenin ardından, her iki toplumun siyasi liderleri bugünkü gibi anılmak istemiyorlarsa ve gerçekten tüm halkın liderleri olmak ve ileride adlarından bahsettirmek istiyorlarsa; normal durumu sağlamalarının, anayasal düzen üzerinde uzlaşmalarının ve Kıbrıs’taki toplumlar için ortak bir barış vizyonu oluşturmalarının vaktinin geldiği kanısındayım. Bu zor, güzel ve kutsal bir görevdir. Toplumların değil, ülkenin liderleri olarak anılmak isteyenler bu görevi üstlenmelidirler. Ve bu bugün olmalıdır. Yarın değil.
   * Maria Nefeli Nobel ödüllü Yunan şairin en önemli eserlerinden biridir. İkaros Yayınları, 1999 .
   ** Dr. GrigorisYoannu “Federasyon İsterik Sol Hareketi” üyesidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek