• 13 Aralık 2017, Çarşamba 8:57
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

İki cambaz bir ipte oynar mı?

Bu makalede Erdoğan’ın Atina ziyaretinden sonra gerek Yunan gerekse Kıbrıs basınında yer alan başlıca tartışma konularının analizini yapacağım. Öncelikle, bu tartışmaya katılanların kim oldukları ile ilgili olarak tartışmanın içeriğinin değiştiğini belirteyim: Kendi takıntılarından ötürü iki devlet lideri arasındaki görüşmelerin başarısızlığa uğramasını isteyenler; Yunan dış politikasında ulusal olarak içe dönüşte ısrar edenler; Türkiye’yi Yunan Ulusunun ebedi düşmanı olarak görenler bir noktada buluştular. Yunanistan Cumhurbaşkanı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı sarayında kabul ederken yaptığı konuşmayı desteklediler. Bunlara göre, Yunanistan Cumhurbaşkanı antlaşmaların “ne güncellenebileceğini, ne yenilenebileceğini ne de iptal edilebileceğini”, yalnızca maddeleri çerçevesinde yorumlanabileceğini söylerken çok onurlu bir duruş sergilemiş ve ‘lafı gediğine oturtmuştu’! Sayın Pavlopulos, Türk Cumhurbaşkanı’na uluslararası hukuk ilkelerini öğretmek isteyen bir üniversite öğretim görevlisi gibi davrandı. Ayrıca konu ile ilgili pek de uzman sayılmayan Dışişleri Bakanı Sayın N. Kocas’ın da onayını istedi. Öte yandan, Yunan Cumhurbaşkanı diplomatik çerçeve içerisinde kalsaydı kendisinin yetkili olmadığı konular hususunda, hem de kameralar önünde tartışmak zorunda kalmaktan kurtulacaktı. Tüm sahne iki cumhurbaşkanı arasında bir ‘debate’i’ andırıyordu. Yapılan bu tartışmayı televizyondan milyonlarca kişi izledi. Sanki de seçim öncesinde iki partinin temsilcisi olarak tartışıyorlardı. Yunanca ve Türkçe’de ortak bir atasözü vardır:          “İki cambaz bir ipte oynamaz”. İki cumhurbaşkanı bir diğerinin söylediğinin aksini ortaya koymaya çalıştı. Ne biri başarabildi ne diğeri!

Yunan Cumhurbaşkanı Türk Cumhurbaşkanı’nı güzel bir şekilde konuk ederek iyi dileklerle yetinmeli ve yaptığı karşılama konuşmasında iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin gelişmesine odaklanmalıydı. Ayrıca, iki ülke açısından ileriki dönemin tüm sorunları çözmek için sınırsız imkânlarla dolu olduğunu ifade etmeliydi. İki ülke arasındaki sorunlar görünmeyen bir alanda kalmalı ve Başbakan ile yapılan görüşmede tartışılmalıydı. Sonuçta bu konuları tartışmaya yetkili olan kişi başbakandır. Ayrıca, çıkış yolları bulma veya iki devletin ilişkilerine zarar veren sorunların çözüme kavuşturulabilmesi amacıyla Türk Cumhurbaşkanı ile ortak bir zemin bulma hususunda yetkili olan kişi de başbakandır.

Kıbrıs sorununa bakalım: Yunan Cumhurbaşkanı Kıbrıs sorununa değindi. Esas olarak yaptığı, Kıbrıs sorununun BM kararları, AB müktesebatı ve Antonio Guiterres’in ortaya koyduğu parametreler çerçevesinde çözümü hakkında Lefkoşa’nın görüşlerini ifade etmekti. Sayın Erdoğan ise, bunu yanıtlayarak Crans Montana’daki konferanstan kimin kaçtığının belli olduğunu ifade etti. “Dışişleri bakanlarımız oradaydı, kimin kaçtığını ve ne olduğunu biliyorlar”. Bu yanıt Sayın Pavlopulos’u zor durumda bıraktı ve Türk Cumhurbaşkanı’nın bu yanıtına karşı yanıt vermedi. Maalesef her iki taraf da Kıbrıs sorununda sabit tezlerini ifade etmekle yetindi. Oysa iki cemaati sorunun nihai halli için masaya getirecek hamlelerden bahsetmeleri, hatta üretebilirlerse bu konuda bir karar üretmeleri gerekirdi. Bizzat kendilerinin ifade ettikleri üzere iki ülke de hem  “anavatan” hem de garantör güç olduğuna göre Kıbrıs sorununda bir sonuca varmaları ve bu şekilde kendi aralarındaki sorunların da halledilmesinin yolunu açmaları gerekirdi. Bu konuda Yunan Cumhurbaşkanı kendisin daha önce ifade ettiği tezlerini çiğneyerek antlaşmaların “ne güncellenebileceğini, ne yenilenebileceğini ne de iptal edilebileceğini” ifade etti. Aslında daha önce Lozan Antlaşması ve Kıbrıs Rum cemaatinin Türkiye’den talep ettikleri ile ilgili olarak ne söylediğini unutmuş görünüyor.   Sayın Erdoğan, İskeçe’deki Müslüman cemaat ile ilgili olarak Yunan Hükümeti’ne yönelik iki “yakıcı” hususu belirtti: Yaşam seviyeleri ile ilgili olarak Müslüman azınlığın ihmal edilmesi, etnik kimliklerini ilan etme hakları ve kendi müftülerini kendi cemaatlerinin seçmesi. Müftünün seçilmesi hususu Lozan Antlaşması’nın bir maddesidir ve Yunan Devleti bu maddeyi hiç bir zaman uygulamış değildir. Tam aksine her zaman için Yunan Hükümeti’nin atanmasına karar verdiği kişiler Müftü olarak atanıyor. Düşük yaşam düzeyi ile ilgili olarak, rakamlar merkezi hükümetin Müslüman azınlığa uyguladığı baskıyı gözler önüne seriyor. Azınlığa karşı uygulanan bu vizyonsuz ve düşmanca politika böyle devam edemez. Yunan Devleti Lozan Antlaşması’nı ağzına almadan ve bu antlaşmayı savunmadan önce tüm maddelerini uygulamalıdır. Antlaşmalar katılımcı devletler tarafından alakart bir biçimde uygulanmaz. Eğer Müslüman cemaat kendi kendisini “Türk azınlık” olarak konumlandırmak istiyorsa, bu talep Yunan Hükümeti ile Müslüman azınlığı temsil eden yetkililer arasında tartışılmalıdır. Kanımca Yunan Hükümeti ne Uluslararası Lozan Antlaşması’nın hükümlerini ne de AB müktesebatının azınlıklara ilişkin hükümlerini gereğince uyguluyor. Etnik kimlik sorunu büyüyüp ilerde bilinmeyen olumsuz sonuçlara sebebiyet verebilir. Kıbrıs örneği ve Makarios Hükümeti’nin Kıbrıs Türk cemaatine yönelik izlediği yol Yunanistan açısından ders çıkarılacak bir örnek olabilir. 

Sonuç olarak, Yunan Hükümeti'nin yüzeysel hareket ettiğini ve iki ülkenin karşılaştığı sorunlara mümkün olduğunca hızlı çözüm önermek veya bu konularda komiteler kurmak yerine, iki ülkeyi karşı karşıya getiren ve ayıran tüm konulara cevap yetiştirmeye çalıştığı yönündeki görüşümü belirtebilirim. Geleceği belirleme fırsatları varken geçmişe takılıp kaldılar. En azından akşam yemeğinde havadan sudan konuştular ve iki ülke arasında baş gösteren krizi yeniden alevlendirmediler.

Çeviri: Çağdaş Polili


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup