Cyprus Today sol
  • 24 Kasım 2017, Cuma 9:40
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Kıbrıs sorunu: Tu baştan mı?

Yıldönümü kutlamaları bitti. Her iki cemaatte de. Şimdi ise seçim öncesi kampanyası şenliği başlıyor. Adaylar yapacaklar… Edecekler… Vaatler egemen unsur olacak ve vatandaşlar da buna maruz kalacaklar. Bazıları onlara inanacak, ama Kıbrıs Rum toplumu artık vaatlerden bıkmış durumdadır. İşsizlik oranı yüksek seviyelerdeyken ekonomik kalkınma yeterli düzeyde değildir. Gençler adayı terk ediyorlar. Geriye kalanlarsa seçim listelerine kaydolmaya bile tenezzül etmiyorlar. Onlar için, hepsi aynıdır. Aralarında bir fark görmüyorlar. Fikir mücadelesi yoktur, siyasi veya başka söylev mücadelesi vardır.

Kıbrıs sorunu başlangıç noktasında olduğu gibi duruyor ve liderler bu pozisyondan kımıldanılması adına herhangi bir çaba sergilemiyorlar. Bırakıyorlar ve zaman akıp gidiyor. Onlara mendil sallıyor ama onlar başka tarafa bakıyorlar. BM Genel Sekreteri özel temsilcileri gelip gidiyorlar, bir sonuç çıkmıyor. Hepsi kendilerine karşı politikacılar tarafından yapılan karalamalardan bıkmış usanmış şekilde ülkeden ayrılıyorlar. Nikos Anastasiadis, Guiterrez’e bir mektup gönderip kendisine iki liderin görüşlerini alarak bir temsilci atamasını salık veriyor. Kendisinin inisiyatif üstlenmemesini söylüyor. Yani Anastasidis’in istediği bir BM temsilcisi değil, skuteri ile iki tarafa gidip gelen, kendi mesajlarını taşıyacak olan bir paket servisçidir. Eve pizza veya karışık kebap çağırdığınızda siparişinizi getiren biri gibi birini istiyor. Peki uluslararası birikimi olan ve müzakere tecrübesi taşıyan hangi politikacı böyle bir rol üstlenecek? Bu şekilde bir “delivery boy” bulunana dek epey zaman geçecek. Öte yandan, en iyi “delivery boy”un kim olacağı hususunda iki tarafın uzlaşması da kolay mesele değildir. Yani, her şeye tu baştan başlayacaklar. Yıllar akıp gidiyor. Kişiler yaşama veda ediyorlar. Yerlerine yeni nesiller geliyor, sorunun nerede başlayıp nereye varabileceğini bilmiyorlar.

BM Genel Sekreteri liderlere açık açık şunu söylemişti: Ne istediğiniz hususunda anlaştığınız zaman bana gelin ve zorlandığınız konularda size yardımcı olayım. Bu söylediğini her ikisi de unuttu. Akıncı da konuya doğru noktadan yaklaşmıyor. Çözüm çerçevesinin imzalanmasını ve daha sonra ayrıntılara ilişkin görüşmelerin yapılmasını öneriyor. Kıbrıslı Rum politikacının böyle bir süreci kabul etmeyeceği bilinen bir durumdur. O halde neden böyle bir öneri yapıyor ki? Tu baştan? Belki Sayın Akıncı daha genç olduğundan bilmiyordur; 1959 yılında o şekilde olmuştu. 1959 yılının Ağustos ayında görüşmeler başlamıştı ve aynı yıl içerisinde görüşmelerin tamamlanıp Kıbrıs’ın bağımsız bir devlet olarak ilan edilmesi planlanmıştı. Makarios bir sonraki yılın ağustos ayına kadar görüşmüştü. En sonunda Yunanistan Dışişleri Bakanı Averof kendisini zamanın bittiği yönünde uyarmış ve görüşmeler sonlanmıştı. Yoksa ölene kadar görüşürdü.

Kıbrıs’ta anayasal düzenin bozulduğu 1963 yılının Aralık ayından buyana; garantör güçler o zamandan masaya oturup sorunu halledeceklerine, ortak bir eylem planı ile anayasal düzeni yeniden sağlayacaklarına bu durumu sınırlarını genişletmek adına bir fırsat olarak gördüler. 1974 yılına kadar her şey altüst oldu. Bir milliyetçi bir diğer milliyetçiyi yendi. Yeni bir düzen yaratıldı ve garantör güçler gerçek güçlerinden çok uzak kaldılar. Soğuk savaşın askıda duran sorunun sürdürülmesini sağlamasından ötürü konuyu halletmek üzere ele alamıyorlardı. Bir yanda NATO’nun esas derdi ittifakın sürmesiyken, öte yandan Sovyetler Birliği her zaman için NATO’nun güneydoğu kanadının çökmesi ihtimalinin olması adına sorunun çözülmemesi politikasını güdüyordu. Yeni asırdaki koşullar tam olarak değişmiş durumdadır. Garantör güçlerin Kıbrıs sorunundaki rollerini köklü bir biçimde yeniden değerlendirmelidirler. Ortak olarak “ada ulusunun” geleceği adına yeni bir anlaşma üzerinde çalışmalıdırlar. “Ada ulusu”, 1960 yılında BM tarafından kullanılan bir terimdir. BM Genel Sekreterliği, Güvenlik Konseyi’ne Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üye olarak kabul edilmesi adına sunduğu belgede Kıbrıs için bu terimi kullanmıştı. Yalnızca o şekilde üretken ve verimli olurdu.

Daha önce yazdığım makalelerde de bu noktaya değinmiştim. Kıbrıs’ın liderlerinin bir çözüme gitme yönünde gerekli irade taşımadıkları apaçık ortadadır. Garantör güçlerin ada devletindeki anayasal düzeni sağlamak doğrultusunda 1960 Anayasası’ndan doğan hakları ve yükümlülükleri vardır. Anayasa, kendilerine ortak hareket etme ve ortak olarak eyleme geçme hakkı tanıyor. Anayasal düzen 1963 yılından beridir bozulmuş durumdadır. O zamandan beridir kaç yıl geçti? Yıllar geçti. Hem kendi ülkeleri, hem kendi halkları, hem de “ada ulusunun” çıkarlarına hizmet edecek şekilde faaliyet göstersinler. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 27 16 4 7 15 52
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 27 11 10 6 8 43
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık