Cyprus Today sol
  • 29 Kasım 2017, Çarşamba 8:57
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Köyüm–Afanya–Ne hallere düşürdüler seni…

Mesarya, ağustos ayında altın bir halı gibidir. Güneş cayır cayır yakar ve insanlar öğle saatlerinde oraya yanaşmıyorlar. Arazisi kurak, su ya buharlaşmıştır ya da içine hapsolmuştur. Yüzeyi susuzluktan çatlamış dudaklara benzer, her su damlası veya ter damlası bir an için serinletir ve yitip gider. Kışın geleceği anı ve gökyüzünden düşen suyun kendisini doyuracağı, daha verimli olması için çukurlarının içini dolduracağı zamanı bekler. Kış geldikten sonra da verimliliğini sonuna kadar dayar ve yazda susuz karpuzlar, kavunlar, fasulye ve börülcelerini bahşeder.  Dayı diye çağırdığımız Fitas, yaz günlerinde evimizin avlusundan geçer, bize çağırır, pek tatlı karpuz ve kavunlarından ikram ederdi. Babamla aralarında hem Rumca hem Türkçe konuşurlardı. Ama biz küçükler anlamayalım diye daha çok Türkçe konuşurlardı. Bağımsızlıktan önceki karanlık dönemlerdi. Bu dönemde kin dostluğun ve asırlardır süren bir arada var olmanın yerini almaya başlıyordu. Zor zamanlar geçiriyorduk. Daha sonra bize aniden bağımsızlıktan bahsettiler ve biz çocuklar yeniden karışma kaynaşma yolu bulmuş olduk. Fitas, Erdal ve Hasan’ın çocukları ile birlikte akşamüstleri diğer çocuklarla toplanıp futbol oynardık. O zaman altı yaşında olan Niyazi’nin oğlu İbrahim’i kimse takımına almazdı ve İbrahim ağlardı. O da futbol oynamak isterdi. Onu elinden tutup yanıma alırdım, o da topun peşinde koşardı. Çok mutlu olur, mutluluğu yüzüne yansırdı. Elimi dostlukla tutar ve sevgisini göstermek isterdi. Nergisleri kaça satacağımızı anlaştıktan sonra müşterilere cambazlıkla üzerine yarım şilin koyup nergis sattığımız arkadaşım Mehmet de orada… Daha sonra satışlardan topladığımız geliri eşit olarak bölüşürdük. Gamsız çocukluk dönemleri… O dönem etnisite nedir bilmezdik. Sadece biri Rumca, öteki Türkçe konuşurdu. Herkes kendi dilini konuşurdu ama herkes onun ne dediğini anlardı. 

Daha sonra hepimiz için kara günler geldi. Mesarya yağmur suyunu içmiyor, küçük-büyük çocuklarının,  gençlerinin, yaşlılarının al kanını içiyordu artık. İstisna yoktu. Çukurları insanlarla dolduruyorlardı. Mesarya’nın kalbine ise Atlılar ve Sandallar’ın çocuk ve anneleri gömülüyordu. Bugün bu kişiler aranıyor Afanya ise tıpkı adı gibi bilgisizliğin, meçhullüğün merkezi durumundadır. Adını ne hallere düşürdüler. Maalesef, burada kazı yapılmıyor, Afanya’nın tarihini yüzeye çıkarmak üzere arkeolojik kazılar yapılmıyor. Böyle bir kazı ile yarım asırdır içinde sakladığı acı, keder de yüzeye çıkarılabilir. Büyük şirolar koca kepçeleri ile kaybolan kişilerin kemiklerini bulmak adına toprağı deşerler… Savaş arkasında kayıplar bıraktı… Çukurlara atılmış kayıplar… Kıbrıslı Rumlar kahramanlarını gömüyorlar. Peki, Kıbrıslı Türklerin gömdükleri kahraman değil mi? Güney Kıbrıs’taki haberler ve basın sadece kendi kahramanlarına değinmektedir. 1963 yılındaki Türk kahramanlar ile ilgili olarak hiçbir gazete herhangi bir şey yazmış değildir. Bu kahramanlar TV haberlerinde de yer bulmadılar. Kuzey de de güneyde olan şeyin aynısı oluyor. Fakat acı birdir, ortaktır. Her cemaat kendi acısını yaşar.

Ne bir tarafta, ne de öbür tarafta gömülenler kahramanlardır. Gömülenler, uygulanan çığırından çıkmış şizofrenik politikaların kurbanlarıdır. Hükümet edenlerin bu kişilere kahraman sıfatını vermelerinin sebebi kendi sorumluluklarından arınıp bunları ölen kişilere yüklemektir. Ancak, tüm bu kişiler kısır milliyetçiliğin kurbanlarıdırlar. Kısır milliyetçilik, milliyetçilerin ve özellikle kendi ulusundaki kişilerin egemenliğini üste çıkarıp “ötekini” küçümseyenlerin kafalarında o dönem de hüküm sürüyordu bu dönem de hüküm sürüyor. Yine bu kısır milliyetçilik, enosis ve taksim uğruna cemaatleri karşı karşıya getirmiştir. Kahramanlar, o dönem akıntıya karşı duranlar ve çığırından çıkmış milliyetçiliğe prim vermeyenlerdir. Hayatlarını Kıbrıslıların barış içerisinde bir arada yaşaması için kaybetmiş kişilerdir kahramanlar. Kıbrıs Rum cemaatinde bir tane olsun kahraman bulmaya çalıştım. Aklıma sadece Kıbrıs Türk cemaatinden isimler geldi. Mesela iki avukat Ayhan Hikmet ve Ahmet Gürkan. Mesela Derviş Kavazoğlu. Bu kişiler gibi bağımsızlıktan önce yaşamlarını cemaatlerin bir arada yaşaması için harcayan kahramanlar vardır. Bu kişilerin hayallerine ulaşamadan harcanması Kıbrıs insanı açısından oldukça acı verici olmuştur. Bu kişiler, bu toprakta yaşayacak önümüzdeki nesiller için aydınlık örneklerdir. Etnik kökenlerinden bağımsız olarak tüm kurbanların önünde saygıyla eğilirim.

Çeviri: Çağdaş Polili


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 27 16 4 7 15 52
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 27 11 10 6 8 43
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık