• 04 Ocak 2018, Perşembe 10:23
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Mutlu Yıllar!

“İyi ve mutlu yıllar” dilekleriartık banal bir ifade haline geldi. Binlerce yıl gelip geçti, bizse yalnızca 2017’yi sayıyoruz. Ezelden beridir insanoğlu geçen zamanı farklı şekillerde hesapladı. Bazıları kralın ilanına göre hesaplarken bazıları olimpiyat oyunları ve diğerleri birçok değişik yöntemle zamanı ölçmüştür. Bu bağlamda, bırakalım zaman akıp gitsin. Belli bir zaman artık geçmiş haline geldiğinde “mutlu yıllar” diyene kadar yeni bir yıla girmiş oluruz. Sonraki saniyelerde yaşamımızda yeni bir zaman dilimine girmiş olmayı bekleriz. Esasında yaşamımıza bakmalı, yaşamımızı iyileştirmenin yollarını aramalıyız. Bu noktada da dolu bir bilinç gerekir. Bu bilinç ise bilimsel bilgilerin dönüştürdüğü deneyimlere dayanır. Öte yandan, yaşam yolundaki pusulamız kendi kendimize ilişkin bilincimizdir.

Bu makalede memleketteki siyasi yaşama değinmeyeceğim. Birey olarak tüm vatandaşlara hitap edeceğim. Herkes ile iletişim kurmaya ve kendimize dair olan meselelerle ilgili fikir jimnastiği yapmaya çalışacağım. Toplumdaki pozisyonumuzun ne olduğunu ve toplumdan ne istediğimizi tartışmaya çalışacağım. Antik Yunan filozofları, “kendini bil” derlerdi. Her şeyden önce kendini tanımazsan, bilmezsen topluma yönelik bir adım atamaz; her zaman için yalpalarsın, başkalarına bağımlı olursun. Her ne kadar Psikolog Hans Eysenck’in (1962) yazdığı üzere antik Yunan düşünürleri ve çağdaş düşünürlerin düşündükleri gibi “bu bilinç her zaman için faydalı ve makul olmayabilirse de” birçok kişinin kendi kişiliklerine, mizacına, algısına, karakterine, yeteneklerine, komplekslerine ve diğer özelliklerine dair çok yoğun bir merak taşıdıklarına şüphe yoktur.

Atmamız gereken ilk adım, aklımızı ve bilincimizi kendi varlığına ilişkin sorgulamaya sevk etmektir. Bu kolay bir mesele değildir, ancak düşünen varlıklar olarak yol almak için gereklidir. Beyin kendisini inceleyebilen, düşünme biçimini yargılayabilen ve eyleme geçme üzerinde karar verebilen tek ve yegâne organdır. Bu iki unsur diyalektik olarak birbirine bağlıdır. Düşünmek beynin içsel işlevidir, düşüncenin dışa taşınması ve uygulanmak suretiyle eyleme geçilmesi kişinin çevreye yönelik dışa dönük eylemidir. Eleştirel düşünme, öznenin içsel düşünme ile incelenmesinin ve eyleme geçmesinin unsurudurKişinin toplumsal bir bütün içerisinde işlev gösterebilmesi açısından bu olmazsa olmaz bir unsurdur.

Eleştirel düşünme, öznenin eylem ve harekete geçmesine ilişkin tarz ve yöntemlere ilişkin kafa yormasıdır. Eyleme geçme ve harekete geçme sürecine varan bu sürecin eğer sonuç getirici olmadığı veya mevcut çevreye uyumsuz olacak biçimde stereotiplere ve ussal yapılara uymadığı anlaşılırsa yeni tarz ve yöntemler doğurma yoluna gidilir. Öte yandan, “yeterli açıklama verileceğinde herhangi bir düzen için tutarlılık gerekliliği her daim mutlaktır ” (A. Schopenhauer: İnsan İradesinin Hürriyeti Üstüne). Yeterli açıklama ancak diyalektik mantık koşullarına dayanan eleştirel düşünme temelinde verilebilir.

Bir soru: Peki bunları neden yazıyorum? Sık, çok sık bir şekilde yurdumun vatandaşlarından; Kıbrıs sorununun çözülmeyeceği, yurdumuzun nihai bölünmeye gittiği, Kıbrıslıların Kuzeyliler ve Güneyliler olarak adlandırılacakları ve böyle bir gelişme karşısında çaresiz ve kayıtsız kalacakları ve olayların akışını değişmek yönünde gayret göstermeyecekleri şeklinde görüşler duyuyorum. Gerek BM eski Kıbrıs özel temsilcisi E. Eide gerekse bizzat BM Genel Sekreteri Sayın A. Guiterrez Kıbrıslılara hitap ederek adada yaşayan kişilerin ortak eylemlerde bulunmaları gerektiği yönündeki görüşlerini ifade ettiler. Ancak adada yaşayan kişiler tepki vermiyorlar, eyleme geçmiyorlar. Siyasi oluşumu ve siyasileri etkileyebilecek bir eylem ortaya koymuş değildirler. Kıbrıslılar devlet yapısını öğrenmeye ilişkin meraklı değildirler, konuyla ilgilenmiyorlar. Bilgilendirilmeyi liderliklerinden bekliyorlar. Sade seyirci olarak, kendi kendini eleştirmek hiç aklına gelmedi Kıbrıslıların. Siyasilerin stereotip önerilerini eleştirel olarak inceleme niyetleri olmadı. Bu şekilde, siyasilerin sorunu tekellerine geçirmek suretiyle ele almalarına izin vermiş oluyorlar. Kıbrıslılar, Kıbrıs sorununun “sefilliğine” ilişkin hep ötekini eleştiriyorlar. Oysa inatla kendi tutumlarını, kendi sorumluluklarını eleştirel bir gözle incelemeyi reddediyorlar. Eleştirel düşünme dış çevre bağlamında çalışmıyor, özeleştiri ise siyasi olarak kendi kendini cezalandırmayla eşdeğer görülüyor. İşte bu sebeple gelecek karanlık ve değişmesi olanaksız şekilde tahayyül ediliyor. Çünkü değişim eylem demektir ve eylem de karşı eylem ve kafa yormayı getirir. Kant, apriorietik kural duygusu ile özgürlük arasındaki bağlantıyı şu ünlü argümanı ile göstermişti: "yapabilirsin, çünkü yapman gerekir". Kıbrıslılar yapabilirler ve yapmaları gerekir!

Çeviri: Çağdaş Polili


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup