Cyprus Today sol
  • 06 Haziran 2018, Çarşamba 9:03
KyriacosDJAMBAZIS

Kyriacos DJAMBAZIS

Sütten kesilme ve Kıbrıs sorunu

Son dönemde Sayın N. Anastasiadis’ten gitgide daha fazla Kıbrıs sorununun çözülmesinin mümkün olması için Kıbrıslı Türklerin Türkiye’ye karşı sütten kesilmesine değindiğini işitiyoruz. Sayın M. Akıncı’nın ne önerdiği onu ilgilendirmiyor, sütten kesilme hususunda ısrar ediyor. Son dönemde bunu öyle bir üslupla tekrarladı, yüzünde öyle bir ifade vardı ki, sanki de Kıbrıs sorunu yalnızca “sütten kesilmekten” ibaret. Peki, son dönemdeki konuşmaların ve açıklamaların mottosu haline gelmiş bu kelimenin anlamı nedir? Bu kelimeyle ne anlatılmak isteniyor?
   Kıbrıs Türk toplumunun sütten kesilmesi, bağlarını koparması ne demek? Kıbrıs Rum toplumu sütten kesildi mi? Yoksa her iki toplumun da “analarından/vatanlarından” bağlarını koparmaları mı gerekiyor? Kıbrıslı Türklerin “anadan/vatandan” bağlarını koparması demek, kendi kararlarını Türkiye’nin onayı olmaksızın, tek başına alacağı demektir. Hatta güvenlikleri tehlikeye girerse de Türkiye’ye başvurmayacakları anlamını taşır. Sayın Anastasiadis’in yorumu bu yöndedir. Bağ koparmanın nasıl olacağını da bize açıklamıyor. Yani Kıbrıslı Türklerin “Ana vatan Türkiye tarafından emzirilmelerinin” ne şekilde bulacağını ortaya koymuyor.
   Kıbrıslı Türklerin halen bebek olduklarından ve anne Türkiye’nin sütüne ihtiyaç duyduklarından pek emin değilim. Bildiğim kadarıyla, tüm Kıbrıslılar Çavuşoğlu “B Planını” masaya koyduğunda M. Akıncı liderliğindeki demokrat güçlerin ne gibi bir tepki verdiğinin ve Kıbrıs devletinin iki toplumluluğu sürecinin temelinin değişmesine karşı durduğunun farkındadırlar. Kıbrıslı Türkler ayrıca Kıbrıs toplumunun sürekli Müslümanlaştırılma çabalarına ve Türk devletinin politikalarına tamamen boyun eğmeye de karşı çıkmaktadırlar. Öte yandan,1974 öncesindeki Makarios yönetimindeki Kıbrıs Rum idaresi ile ilgili acı anıları vardır. O dönemde siyasi hakları zorla ellerinden alınmıştı. Kıbrıs Cumhuriyeti denilen oluşumda ne söz ne de rol hakları vardı. Türkiye olmasaydı Kıbrıslı Türkler ya gurbet yollarını aşındıracaklar, ya da Kıbrıs Rum toplumuna boyun eğeceklerdi.
   Sayın Anastasiadis “sütten kesilmeden” bahsettiğinde geçmişi de göz önünde bulundurmalıdır. Çünkü geçmişte toplumlar bir bütün olarak gelişip kalkınabilecekken Kıbrıslı Rum liderler bunu kabul etmemişlerdi. “Ana/Yunanistan’ın” kucağına düşmek ve anne sütünü içmeyi sürdürmek istiyorlardı. Fakat bu uzun süre önce, yarım asır önceydi. Şimdi koşullar farklıdır, Kıbrıslı Rumlar çözüm istiyorlar ve ana/vatanlarından ayrı yaşayabilirler diyorlar. Ama bu doğru mudur, yoksa akıllarında başka bir şey mi vardır?
   Kıbrıslı Rumlar taleplerinde maksimumu başaramayacakları ve her şeyden önce ana ile/Yunanistan ile ENOSİS’i gerçekleştiremeyecekleri hususu ile uzlaşmış durumdadırlar. Her zaman kafalarının arka tarafında duran ENOSİS’i unutmaksızın milliyetçiliklerini neo-milliyetçiliğe dönüştürdüler. Bu konuyu 2011 yılında Türkçesi yayınlanan “Kıbrıs siyasetinde milliyetçilik” adlı kitabımda analiz etmiştim. Bu kitaptaki esas unsur, Federal Cumhuriyette Kıbrıslı Rumların egemenliğiydi. Sorunun çözümünü engelleyen tüm olumsuz stereotipler bu noktadan kaynaklanmaktadır. Sayın Anastasiadis, kendisinin ve toplumunun egemen olacağı ve Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Rum federal devletinde sadece basit bir şekilde var olacağı ikinci bir Rum devleti yaratmaya çalışıyor. Eğer bunu beceremezse, ki Türkiye başta olmak üzere uluslararası toplumda böyle bir şeyi kabul edecek olan yoktur; Sayın Anastasiadis görüldüğü kadarıyla iki devletin oluşturulmasını tercih edecek. POLİTİS gazetesi başyazarı Dionisis Dionisiu 3/6/2018 tarihli yazısında şunları yazmıştı: “Cumhurbaşkanı (halihazırda üzerinde uzlaşılmış olan) Guterres planındaki Siyasi Eşitlik başlığındaki olumsuz tutumunu sonradan ortaya koymuştur. Zira çözüme götürecek bile olsa dönüşümlü başkanlığı kabul etmesinin asla mümkün olmayacağı kararını vermiştir. Halihazırda son dönemde birçok muhatabı iki devletli çözüm ile ilgili olarak artık açık bir şekilde görüş beyan ediyor. Pek tabii bu budalaca yaklaşımın doğuracağı olumsuz sonuçları hesaplamadan yapılıyor bu açıklamalarç.”

“Sütten kesilme”, Kıbrıslı Rumları çıkmazdan sorumlu olanların Türkiye ve Kıbrıslı Türkler olduğu yönünde ikna etmek için kullanılan bir ifadedir. Diğer bir deyişle, Kıbrıslı Türkler nötr değiller, onlara güvenmemeliyiz ve çıkmaza kimin sürüklediği hususunda gerçeği söylemememiz lazımdır. Her iki toplumun ve Kıbrıs toplumunun elinde güçlü bir silah olan iki toplumlu ilişkiler tahrip edilmektedir. İki toplumlu ilişkileri aşamalı bir şekilde rafa kaldırma ve bu şekilde taksim fikrini ete kemiğe büründürme amaçlıdır bu tahripler. Demagoji ve popülizm yükseltiliyor ve milliyetçilik ile karıştırılarak Kıbrıs ve Kıbrıslılar için korkunç bir karışım haline getiriliyor. Bunu yapanların başında da Kıbrıs’ın uluslararası tanınmış devletin lideri olan kişidir.
 

Çeviri: Çağdaş Polili
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık