HUNKAR SAG GIYDIRME
Oğuz  METİNER

Oğuz METİNER

10.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

1437’inci Hicri Yılbaşı ve Aşure Günü’nüz Mübarek Olsun

14 asır önce, tarih 610 yıllarını gösterirken, Peygamber Efendimiz’i Yüce Allah’ın elçisi olarak iş başında görüyoruz; Peygamberliğini ilân etmiş; mektepsiz kalmış insanlığı mektebe davet ediyordu, elinde kitap, dilinde hitap ile.

Gelin! Diyordu: Şu İslâm adlı gemiye binin, Saadet sahiline çıkın, cennete girmeye hak kazanın. Bu son şanstır. Eğer bu fırsatı da kaçırırsanız şu dünya denizinde dalgalar arasında boğulup gideceksiniz. Ve Peygamberimiz (S.A.V) 622 yılında bir gece, Allah’ın emri ile Mekke’yi terk ederek çok yakın dostu Hz. Ebu Bekir’le birlikte Medine yollarına düşüyordu.

Peygamberimizin Mekke’den ayrılırken duyduğu üzüntüyü dağıtmak için Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur, Kasas süresinin 85. Ayet-i Kerimesinde; (Merak etme Habibim) elbette o Kur’an’ın tebliğini üzerine farz kılan Allah, seni yine Mekke’ye döndürecektir.

Gerçekten de öyle olacak; Resulullah, 12 bin kişilik bir ordu ile Mekke’yi fethedecek ve Kâbe’deki putlarla gönüllerdeki putları kıracak, maddenin yerine Mevlâ’nın muhabbetini hakim kılacaktı.

Peygamberimiz ve ilk mü’minler, niçin mal mülk ile vatanlarını terk edip hicret ettiler. Onlar için hiç mi bunların değeri yoktu? Elbette vardı. Ama onlar için vatan mal mülk, eş dost, akraba sevgisinden önce Allah ve Peygamber sevgisi, muhabbeti geliyordu.

Zaten Allah’ı ve Resulünü her şeyden daha çok sevmedikçe olgun mü’min olabilmek de mümkün değildir. İşte bu sevgiyi tercih ettikleri için hicret etmişlerdir ve bundan dolayı da Kur’an’ın övgüsüne mazhar olmuşlardır.

Müslümanlar da İslâmiyet’in yücelmesinde bir dönüm noktası olduğunu göz önünde tutarak Peygamber Efendimizin Medine’ye göç etmesini takvim başlangıcı olarak kabul etmişlerdir.

Ramazan ayından sonra feyizli ve bereketli bir ay olduğu haberi verilen Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayını gaflet içerisinde geçirmeyelim. Allah’ın özel ayı olarak kabul edilen Muharrem ayının onuncu günü olan ‘Aşure Günü’nü” ortada bırakmak suretiyle 9. ve 10. günleri ya da 10. ile 11. günleri oruç tutalım. Bu yıl “Aşure Günü’ 11 Ekim SALI gününe denk gelmiştir.

Muharrem Ayının, bilhassa “Aşure Günü” olarak isimlendirilen 10. günü birçok peygamberle ilgili çeşitli mühim olaylara sahne olurken, Yahudiler ve Hıristiyanlarca da mukaddes sayılmaktadır. Hazreti Peygamber Efendimiz Hicrete adımını atarken, her şeyden geçti, fakat yüce Allah’ın yüce davasından vazgeçmedi.

Bizler de bu hicret hareketine katılıp selâmete erenlerden olmaya çalışmalıyız. Kötülüklerden iyiliklere, batıldan hakka, şerlerden hayra, hurafelerden gerçeklere hep iyi şeylere hicret etmeliyiz.

Önce hicreti kendi nefsimizde kendi şahsiyetimizde uygulayarak işe başlamalıyız. Kendi evimizde, işyerimizde İslâm’a uymayan her türlü söz, hareket ve davranıştan kaçınmalıyız, uzaklaşmalıyız; yani bir nevi, iyiye, doğruya ve hep güzele hicret etmeliyiz.

Hicret her Müslüman’ın bilmesi, uygulaması, çocuğuna öğretmesi birbiriyle tebrikleşmesi hatta uygun hediyelerle de canlandırılması gereken dini ve hayati bir olaydır.

Selâm olsun o asil muhacirlere ve onların izlerini takip edenlere.

2 Ekim Pazar, idrak ettiğimiz 1437’ıncı Hicri Yıl ve 11 Ekim Salı gününe denk gelen Aşure günü tüm Müslüman Dünyasına hayırlara, güzelliklere ve barışa vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan dilerim.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.