• 19 Haziran 2017, Pazartesi 12:14
Oğuz METİNER

Oğuz METİNER

Allah’ın istediği Müslüman

Bütün Müslümanlar şu hakikati kabul etmektedir:

“Bu dünya imtihan yeridir, burada imtihanı kazanan dünya ve ahrette selâmete erenlerden olacaktır”. Bunun baş şartı ise “Mümin ve Müslüman olmaktır. Bu da Müslümanlarca kabul edilen bir hakikattir. Ancak, imtihanı kazanmak nasıl olacak? Hakiki Mümin ve Müslüman kimlerdir? İmanında sadık olanlar kimlerdir? Gerçek iman nasıl olur? İşte bu hususlarda, görüşler ayrı ayrıdır.

Herkesin kendi isteği gibi değil, Allah ve Resulu’nun istediği manada mümin ve Müslim olması lazımdır.

Muhterem kardeşlerim! Allah Teâlâ’nın, nasıl bir Müslüman istediğini, Kuran’ı Kerim’den öğreneceğiz. Bu konudaki Ayet-i Kerimlerden bazılarının meallerini görelim:

Enfâl süresinde Cenabı Hakk şöyle buyuruyor:

“Müminler o kimselerdir ki namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan Hakk yolunda harcarlar.”

İşte bunlar gerçek müminlerdir. Onlara, Rableri katında dereceler var, mağfiret ve cennette sayısız tükenmez nimet var. (Enfal suresi: 2-4)

Nur suresinde de şöyle buyuruyor Cenabı Hakk:

“Nice erler vardır ki ne bir ticaret ne de bir alışveriş Allah’ı anmaktan, ona ibadet etmekten ve emirlerine bağlanmaktan, namazı gereği gibi kılmaktan ve zekâtı vermekten kendilerini alıkoymaz. (Nur suresi: 37)

------------------

İftar    : 20.13

19sak : 03.37

Teravih: 21.47

------------------

İftar duası

Allahım, ancak Senin rızan için oruç tuttum ve yalnız Sana iman ettim.

Orucumu Senin rızkın ile açtım. Şükürler olsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete.

Allahım, inananları bağışla, ülkemize birlik, dirlik ve bolluk ver. Vatanımızı ve bizi her türlü felâket ve musibetlerden koru.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

AYET KÖŞESİ

Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti.

(İsra, 23)

HADİS KÖŞESİ

Sizden biriniz oruçlu bulunduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İLÂHİ KÖŞESİ

Selâm olsun

Biz dünyadan gider olduk,

Kalanlara selâm olsun

Bizim için hayır dua,

Kılanlara selâm olsun.

Ecel büke belimizi,

Söyletmeye dilimizi,

Hasta iken halimizi,

Soranlara selam olsun.

Derviş Yunus söyler sözü,

Yaş dolmuştur iki gözü,

Bilmeyen ne bilsin bizi,

Bilenlere selâm olsun.

YUNUS

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Cuma suresi

Cuma suresi, Mekke’de nazil olmuştur. 11 âyetten ibarettir. Cuma suresinin başlangıcı olan ilk âyette: “Mevcudatta var olan her şeyin, göklerde ve yeryüzünde bulunan her canlı ve cansızın Allah’ı tesbih ettiği” andığı bildiriliyor. Ve bununla, en üst seviyede yaratılan ve her şeye hakim olan insanoğlu, yaratanına karşı şükrünü ifa etmeye çağrılıyor. Suredeki bu konuyla ilgili ayetlerin Türkçe açıklaması şöyledir:

“Ey iman edenler! Cuma gün namaz için çağrıldığınızda, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın... Bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz bitince yeryüzüne dağılan ve Allah’ın fazlından isteyin. Ve Allah’ı çok zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.”

Cuma günü, bir hafta boyunca kirlenen kalpler, müminlerin bir araya gelmesiyle temizlenir, nurla dolar. O günde yapılan ibadet, en iyi bir şekilde, ancak o olayı yaşayanlarca anlaşılabilir. Milyonlarca Müslüman’ın, dünyanın her yerinde aynı cuma vaktinde ırk, renk farkı gözetmeden, zengin - fakir, amir demeden, omuz - omuza verip aşılmaz saflar halinde yaratana secde etmeleri ne güzel şeydir. İslâmiyet, dışta değil, içte yaşanan bir iman kaynağı, bir iman neşesi, bir iman meşalesidir. O, bütün bu güzellikleri dışa aksettiren bir ayna gibidir. O aynanın karşısında geçip de, kendini oradan seyreden kişi, iç dünyasının derinliklerini görecek, oraya inecek, o gönül bahçelerinde dolaşacak ve İslâm’ın nuru ile mühürlenen ruhunu bulup tanıyacaktır. Ve sonra, küçük olmayacak kadar kısa olan ömrünü bütün bu güzellikler içinde sürdürmeye çalışacak. İslâm’ı yaşayacak, onu yaşatacaktır. Allah’ın selâmı, peygamberimizin şefaati ve manevi desteği üzerimize olsun...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsanların haklarına saygılı olalım

Aziz Mü’minler! Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah’ın en güzel biçimde yarattığı insanın varlıklar arasında ayrı bir yeri ve değeri vardır. Kur’an-ı Kerim “insanın şerefli ve üstün olduğunu” ifade ederek, onun Allah nazarındaki yerine ve bu alemdeki konumuna işaret etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in insanı muhatap alması da ona verilen değerin bir başka ifadesidir.

İnsanın hayatını onurlu bir şekilde sürdürebilmesi için vazgeçilmez kabul edilen temel hakları vardır. Din, can, akıl, namus ve mal güvenliği bu hakların önde gelenleridir.

Bu haklar İslâm’da “zarurat-ı diniye”; yani “dinin vazgeçilmez temel değerleri” olarak nitelendirilmiştir. İnsanlara sağlanan bu haklar dokunulmazdır ve bu hakların dokunulmazlığı din, cinsiyet ve ırka bağlı da değildir.

İnsanların haklarına saygılı olalım. Özellikle kul hakkıyla Allah’ın huzuruna çıkmaktan sakınalım. Toplumun gelişmesinin, huzur ve mutluluğunun insan haklarına saygılı olmaktan geçtiğini unutmayalım.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İFTAR SOFRASI

Zeytinyağlı imam bayıldı

 

Kızartmak için; 4 adet patlıcan, zeytinyağı

İç harcı için; 2 orta boy beyaz kuru soğan, 12 diş sarımsak, 3 adet sivribiber, 3 adet domates 3 tutam tuz, 3 tutam karabiber, 1 dolu tatlı kaşığı toz şeker, yarım demet maydanoz, 1 yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı: Patlıcanları yıkayıp alacalı soyun. Köklerini ayırmayacak biçimde yeşil kısımlarını koparın.(kökü ayırırsanız patlıcanlar yayılabilir) Soyduktan sonra kızdırılmış zeytinyağında patlıcanları bütün olarak önlü arkalı yumuşayıncaya kadar kızartın. Hepsini kızarttıktan sonra kâğıt havlunun üzerine alın. Soğanları yarım halka piyazlık doğrayın. Sarımsakları küçük ise 2’ye büyük ise 4’e kesin ve biberleri de doğrayın.1 yemek kaşığı zeytinyağı ile birlikte tavada öldürün. Üzerine kabukları soyulmuş, çekirdekleri çıkartılmış ve doğranmış domatesleri ekleyin. Domatesler biraz ölene kadar kavurun. Tuz, karabiber, şeker ve maydanozu ekleyip ateşi söndürün. Patlıcanları tencereye dizin. Ortalarını, bıçak yardımıyla çizgi şeklinde açın, kaşıkla genişletin, tabana kadar inmemeye özen gösterin. İçlerine biraz tozşeker serpin ve malzemeleri doldurun. Tavada kalan domatesli suyu tepsinin dibine dökün. Üstüne çok az zeytinyağı gezdirin. Kapağı kapalı olarak 20-25 dakika pişirin. Eğer kızartma yapmak istemezseniz, her şeyi çiğ olarak, aynı metotla pişirme süresini 1-1,5 saat arttırarak yapabilirsiniz.

**

Güveçte sebzeli kaşarlı pilav

 

Malzemeler: 3 su bardağı pirinç,  1 soğan,  2 havuç,  1 su bardağı bezelye,  2 çorba kaşığı kuş üzümü,  2 defneyaprağı,  2 domates,  1 su bardağı et suyu,  2 çorba kaşığı tereyağı tuz, su,  100 gr. kaşar peyniri

Yapılışı: Güvecimizin içine tereyağını koyup üzerine iri doğranmış kuru soğanları alıp 1-2 dk. çeviriyoruz. Rendelenmiş havucu, daha önceden yıkayıp ıslattığımız pirinci, kuş üzümünü, defne-yaprağını üzerine ekleyip 5 dk. kavuruyoruz. Konserve bezelyeyi, doğranmış domatesi, tuzunu, et suyunu ilave edip üzerine çıkacak kadar sıcak su ekliyoruz. Üzerine küp doğranmış kaşar peynirlerini de serpip önce yağlı kâğıtla, onun üzerini de alüminyum folyoyla kapatıyoruz. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında 40-45 dk. pişiriyoruz. Güveci fırından alıp 10 dk. demlendirdikten sonra sofrada afiyetle yiyebilirsiniz.

**

İrmikli üzümlü kek

 

Malzemeler: 3 tane yumurta, yarım su bardağı sıvı yağ, 2 çorba kaşığı zeytinyağı, 1 çorba kaşığı kuru üzüm,  1 su bardağı irmik, yarım su bardağı toz şeker, 1 paket kabartma tozu, 1 su bardağı süt, 1 raket vanilya, bir buçuk su bardağı un

Tarifi: Yumurta ve toz şekeri mikserle köpürene kadar çırpalım. Üstüne zeytinyağını ve sıvı yağ ekleyip tekrar çırpalım. Üstüne irmik ve sütü katıp karıştıralım. Kuru üzümü sıcak suda yumuşaması için 10 dakika bekletelim suyunu süzelim ılıdıktan sonra hafif unlayarak harca katalım. Ardından vanilya, kabartma tozu ve unu katıp bütün malzemeyi karıştıralım. Baton kalıbı yağlayıp unladıktan sonra kek harcını kalıba dökelim. 170 derecede önceden ısıtılmış fırında kontrol ederek pişirelim. Kek ılıdıktan sonra kalıptan çıkartıp dilimleyerek servise sunalım. Afiyet olsun.

**

Sandal poğaça

Malzemeleri: 5 su bardağı un, 42 gr yaş maya, 2 su bardağı süt, 125 gr tereyağı, tatlı kaşığı tuz

İç harcı için: 2 salçalık kırmızıbiber, 2 sivri biber, 100 gr salam, yarım su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

Üzeri için: Yumurta sarısı

Hazırlanışı: Maya ve şekeri bir kâsede ılık süt ile eritin. Bütün malzemeleri eriyen maya ile karıştırarak yoğurup 20 dakika dinlendirin. Mayalanan hamurdan küçük bezeler koparıp oval şekilde açın. İki kenarından karşılıklı kesin. İç harcı hazırlamak için bütün malzemeyi küp doğrayın. Hamurun ortasına iç harcından koyup kesilen kısımları karşılıklı katlayarak yapıştırın. Yağlı kâğıt serili fırın tepsisine dizip 10 dakika dinlendirin. üzerine yumurta sarısı sürüp önceden 175 derecede ısıtılmış fırında 25-30 dakika pişirin. Servis yapın.

****

Mal ve servetin bekçisi zekât

Derleyen: Nesrin BEDRY

Hasan anlatıyor: Bir gün etrafına halkalanan sahabilere Peygamber (s.a.v) “zekât, mal ve servetin koruyucusudur, bekçisidir” diyen hadisi söylerken yanlarına bir Hıristiyan tüccar uğradı. Zekât hakkında Peygamberimizin bütün söylediklerini dinledikten sonra kalkıp giderek zekâtını verdi.

Bu Hıristiyan tüccarın bir de ortağı vardı ki, o sırada Mısır'a ticarete gitmişti. O devirde ticaret kervanlarla yapıldığından hırsızlar, sürekli olarak kervanların yolunu kesip paralarını soyuyorlardı. Tüccar da içinden şöyle geçirmişti. “Eğer Muhammed'in söyledikleri doğru ise ortağım malı ile birlikte sağ salim döner, ben de iman edip Müslüman olurum. Yok eğer Muhammed yalan söyleyip de milleti kandırıyorsa, ortağım sağ salim dönmez onu yolda hırsızlar soyarlar ki, ben de o zaman kılıcımı çekip Muhammed'e cevap vereceğim.”

Bir aralık kervandan bir mektup gelir. Hırsızlar kervanın yolunu kesmiş, bütün ağırlıklarını soyup kaçmışlar. Ne mal, ne elbise, hiçbir şey bırakmamışlar.

Mektubun bu satırlarını okur okumaz derin bir üzüntüye gark olan Hıristiyan tüccar hemen kılıcını kuşanır, Peygamber'e savaş açmak üzere yola koyulur. Tam yola çıkacağı sırada ortağı, “Arkadaşım, sakın üzülme der. Hırsızlar kervanın önünü kestiklerinde ben kervanın epey arkasındaydım. Bana hiç bir şey olmadı. Ben ve bütün mallarımız kurtulduk. Yakında geleceğim, selamlar...”

Bunun üzerine Peygamber'n hak ve doğru söylediğine inanan Hıristiyan tüccar, Peygamber'e (s.a.v.) vararak, “Ey Allah'ın Rasulü!..” der. “Bana İslamiyeti açıklayın iman edeceğim.”

Açıklanınca da imana gelerek, İslam bayrağı altına girer ve böylece üstün insanlık şerefini kazanmış olur.

***

Cennete Götürecek Amel

Ebû Eyyûb radıyallahu anh demiştir ki bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e:

– Beni cennete götürecek bir amel söyle! dedi. Resûl–i Ekrem de:

– “Allah’a ibadet eder, O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın. Namazı kılar, zekâtı verir ve akrabanı görüp gözetirsin!” buyurdu. (Buhârî, Zekât 1, Edeb 10; Müslim, Îmân 12, 14)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh dedi ki, bedevînin biri Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve:

– Ey Allah’ın Resulü! İşlediğim takdirde cennete gireceğim bir amel söyle bana, dedi. Resûl–i Ekrem:

– “Allah’a, hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin. Farz olan namazları kılarsın. Yine farz olan zekâtı verirsin ve ramazan orucunu tutarsın” buyurdu.

Bedevî:

– Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu söylediklerine hiçbir şey ilâve etmem, dedi.

Adam dönüp gidince Peygamber aleyhisselâm:

– “Cennetlik birini görmek kimi mutlu ediyorsa, şu kişiye bakıversin!” buyurdu. (Buhârî, Zekât 1; Müslim, Îmân 15, Fezâilü’s–sahâbe 150)

Allah Rasûlüne Biat Etmenin Şartı

Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:

“Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‘e, namaz kılmak, zekât vermek ve bütün müslümanların iyiliğini istemek üzere biat ettim. ” (Buhârî, Îmân 42, Mevâkîtü’s–salât 3, Zekât 2, Şurût 1; Müslim, Îmân 97–98)

---

Sadaka isteyen kişiye resûlullah ne dedi?

Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh-’ın rivâyet ettiğine göre bir adam, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek sadaka istedi. Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- ona:

“–Evinde hiçbir şey yok mu?” buyurdu.

Adam:

“–Bir kısmını giydiğimiz ve bir kısmını da yaygı olarak kullandığımız bir örtü, bir de kendisi ile su içtiğimiz kabımız var.” dedi.

Peygamber Efendimiz bunları getirtti. Bizzat kendisi onları iki dirheme sattıktan sonra adama:

“–Bu paranın bir dirhemiyle yiyecek al ve âilene bırak, bir dirhemiyle de balta al ve bana gel.” buyurdu.

Adam bir balta satın alıp Peygamberimize geldi. Allâh Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

“–Git odun topla ve sat! Seni onbeş gün buralarda görmeyeyim!” buyurdu.

Adam gitti, bir miktar odun topladı ve onları satarak on dirhem kazandı. Bu paranın bir kısmıyla elbise, diğer kısmıyla da yiyecek aldı. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

“–Yüzünde dilenciliğin kara lekesi olduğu hâlde mahşer yerine gelmektense, şu hâlin daha hayırlıdır. İstemek ancak şu üç kimseye câizdir:

Yerlerde süründürecek kadar (aç ve) fakir düşene,

Altından kalkamayacağı bir borca girene ve

Diyet borcunu ödeyemeyen kimseye.” buyurdu.[2]

İslâm, ihtiyaç sâhiplerinin, başkalarından bir şey istemelerini yasaklamamakla birlikte, ahlâkî bakımdan bunu tasvip de etmemiştir. Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-, her önüne gelenden istemeyi huy edinen birine:

“Hak Teâlâ, zekât mallarının taksîmini herhangi bir şahsın, hattâ Peygamberin bile arzu ve irâdesine bırakmamıştır. Bunların harcanması için sekiz yer göstermiştir. Eğer sen bu sekizden birine dâhil isen, o zaman zekât malından hakkını veririz.” (Beyhakî, Sünenü’l-Kübrâ, VII, 6) buyurmuşlardır.

Burada, zekâtın yerli yerince sarfedilmesi husûsunda büyük bir titizlik ve incelik vardır. Zîrâ zekât, ancak âyette belirtilen yerlere verilebilir. Kur’an-ı Kerim’de bu yerler şöyle beyân edilir:

“Sadakalar (zekâtlar), Allâh’tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, (zekât işinde çalışan) memurlara, gönülleri (İslâm’a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allâh yolunda çalışıp cihad edenlere ve (çâresiz kalan) yolculara mahsustur. Allâh pek iyi bilendir ve hikmet sâhibidir.” (et-Tevbe, 60)

Âyette belirtilen bu yerlerin hâricinde yapılacak olan infaklar, «hayrât» denilen zekâtın dışındaki bağışlarla gerçekleşir. Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-, zekâtın verileceği sınıflardan birine dâhil olmayan kimselere zekât malından vermemiş, onların isteklerini geri çevirmiştir. Ancak zekâtın dışında yaptığı infakta böyle davranmamıştır. Bu gibi durumlarda bizzat kendisi; “(İhtiyâcı sebebiyle) isteyene gelince, sakın (onu) azarlama!” (ed-Duhâ, 10) âyet-i kerîmesine uygun olarak hareket etmiş ve:

“Yâ Âişe! Yarım hurmayla bile olsa fakiri geri çevirme.” (Tirmizî, Zühd, 37) buyurmuştur.

---

Önce şehâdet sonra namaz ardından da zekât

 

İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Muaz’ı Yemen’e (vali ve zekât âmili olarak) göndermiş ve ona şu tâlimâtı vermiştir:

– “Onları önce Allah’tan başka tanrı olmadığına ve benim, Allah’ın elçisi olduğuma şehâdet getirmeye davet et. Eğer bunu itiraf ile sana itaat ederlerse, Allah’ın, onlara günde beş vakit namazı farz kıldığını açıkla. Buna da itaat ederlerse, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilecek olan zekâtı Allah’ın farz kıldığını onlara bildir. ” (Buhârî, Zekât 1, Tevhîd 1; Müslim, Îmân 29)

İbni Ömer radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in, Allah’ın elçisi olduğuna şehâdet edinceye, namazı kılıp zekâtı verinceye kadar insanlarla savaşmam bana emrolundu. Bunları yaparlarsa, –İslâm’ın hakkı olan hadler hariç– canlarını, mallarını benden korumuş olurlar. Gerçek durumlarının hesabını görmek ise Allah’a kalmıştır. ” (Buhârî, Îmân 17, 28, Salât 28, Zekât 1, İ’tisâm, 2, 28; Müslim, Îmân 33–36)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh dedi ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatı üzerine, yerine Ebû Bekir halife seçilip de Araplar’dan kimileri dinden dönünce, Ebû Bekir bunlara karşı savaş açtı. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh:

– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Ben insanlarla Allah’tan başka ilâh yoktur deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim kelime–i tevhîdi söylerse, –İslâm’ın hakkı olan hadler hariç– mal ve canını benden korumuş olur. Gerçek hesabını görmek ise Allah’a kalmıştır” buyurmuşken şimdi sen onlarla nasıl savaş edersin? diye karşı çıktı.

Ebû Bekir:

– Allah’a yemin ederim ki, namazla zekâtın arasını ayıranlarla mutlaka savaşırım. Çünkü zekât, malın (ödenmesi gerekli) hakkıdır. Allah’a yemin ederim ki, Resûlullah’a verdikleri bir deve yularını bile bana vermekten kaçınırlarsa, sırf bu sebepten dolayı onlarla savaşırım” cevabını verdi.

Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh şöyle dedi:

“Yemin ederim ki, zekât vermek istemeyenlerle savaş konusunda Allah Teâlâ’nın, Ebû Bekir’in kalbine tam bir kararlılık vermiş olduğunu gördüm ve doğrunun bu olduğunu anladım.” (Buhârî, İ’tisâm 2, Zekât 1, 40, İstitâbe 3; Müslim, Îmân 32)

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 8 1 4 6 25
2 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 6 6 1 10 24
4 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 13 8 0 5 6 24
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 13 7 3 3 5 24
6 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
7 BAF ÜLKÜ YURDU 13 5 3 5 11 18
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 3 7 3 -1 16
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 4 4 5 -2 16
11 LEFKE TSK 13 4 2 7 -5 14
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
13 CİHANGİR GSK 13 3 4 6 -9 13
14 YALOVA SK 13 3 3 7 -5 12
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 13 2 5 6 -9 11
16 OZANKÖY SK 13 2 4 7 -18 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 17.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup