Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Oğuz  METİNER

Oğuz METİNER

04.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Anne sevgisi

Geçmiş yıllarda, Anadolu’da bir yaz mevsimiydi. Havalar sıcak mı sıcaktı. Büyük bir kuraklık yaşanıyordu. Çünkü o sene yeterince yağmur yağmamıştı. Sadece bitkiler değil, akan çaylar ve dereler de kurumaya yüz tutmuştu. Yabanî hayvanlar bile susuzluktan kırılıyordu. Bu sebepten dolayı, köylerin kenarında bulunan evlerin yakınına kadar gelme cesaretinde bulunuyorlardı.

Çiftçiler, koyunları, sığırları ve hatta kümes hayvanları susuzluktan ölmesin diye endişe içindeydiler. Sahip oldukları az miktardaki suların, yabanî hayvanlar tarafından zâyi edilmesinden korkuyorlardı. Bu yüzden dolayı her an tetikte idiler. Her biri, el altında bulunmasının iyi olacağı düşüncesiyle, tüfeğini evinin kapısının yanına asmıştı.

Bu çiftçilerden biri de Osman Dede idi. Osman Dede, Yozgat’ın Sarıkaya ilçesine bağlı Emirbey Köyünde yaşardı. O, 70’lik bir ihtiyar delikanlıydı. İhtiyar olmasına rağmen çok dinç ve sıhhatliydi. Çünkü O, çok çalışkandı. “Çalışmak, yüce Dinimiz İslâm’ın emridir. Çalışanı Allah da sever, kulu da sever” derdi. Gençlere hep çalışmayı ve okumayı tavsiye ederdi.

Osman Dede’nin evi, köyün en kenarında bulunuyordu. Evin etrafı elma, erik, iğde, kayısı, ayva, ceviz ve badem ağaçlarıyla çevriliydi. Avlusuna girdiğiniz anda, renk renk açan çiçeklerin kokusunu hissederdiniz. Evin hemen ilerisinde, etrafı söğüt ve kavak ağaçlarıyla çevrili tarlaları, daha ötelerde ise uzanan yemyeşil ormanları görebilirdiniz.

Osman Dede, Sabah ezanı okununca, yatağından kalkar ve sabah namazını mutlaka câmide cemaatle birlikte kılardı. Sabahtan akşama kadar bağ, bahçe ve tarla işleriyle uğraşırdı. Emirbey Köyünde en iyi sebze ve meyveyi O yetiştirirdi.

Osman Dede, günün birinde, evinin yanında bulunan çalıların arkasında gizlendiğini fark ettiği bir hayvanın ortaya çıkmasını bekliyordu. Elinde tüfeği vardı…

Derken, yanında iki yavru bulunan anne kurt, evin önünde bulunan meydanlığa çıktı. Anne kurt ve yavruları, acı ve ıstırap dolu gözlerle, çiftçi Osman Dede’ye yalvarırcasına bakıyorlardı… Çok susadıkları ise, hallerinden belli oluyordu.

Zavallı anne kurt ve yavruları, Osman Dede’nin kümes hayvanları için su doldurduğu ağaçtan yapılmış kaba, yani yöresel tabirle yalağa doğru ilerlerdi… Fakat Osman Dede şaşırıp kalmıştı…

Su yalağının önüne gelen anne kurt,  yavruları su içerken, hâlâ Osman Dede’nin gözlerinin içine bakıyordu. Yavruları suya doyunca, anne kurt, ağzına bir damla su koymadan yavrularıyla birlikte çalıların arasına daldı.

Osman Dede, gözden kayboluncaya kadar anne kurt ve yavrularının arkasından bakakaldı. Sonra da tüfeğini yerine astı. İşlerinin başına dönerken, gözyaşı dökerek kendi kendine şöyle diyordu:

“- Kurt bile yavruları için her türlü fedakârlığı göze alırken; bazı insanların, çocuklarına karşı görev ve sorumluluklarını ihmal etmeleri ne kadar düşündürücü değil mi?”

Sevgili Anneciğim

Hayati Otyakmaz

Gönlümün Tâcı Anneme…

Sevgili anneciğim

Sen benim canımsın

Damarımda kanımsın

Ben seni çok severim

Hiçbir şeyle ölçülmez

Şu dünyada değerin

Kalbimin en güzel

Köşesindedir yerin

Cennetül – Firdevsler

Senin olsun, dilerim

Gece gündüz hep sana

Böyle duâ ederim

Ne güzel okşar beni

Şefkat dolu ellerin

Çok mutlu eder beni

Şirin tatlı sözlerin

Hiçbir an unutulmaz

Sevgi dolu gözlerin

Biraz benden ayrılsan

Yollarını beklerim

Sensiz mutlu edemez

Ne balon, ne şekerim

Cennetül – Firdevsler

Senin olsun, dilerim

Gece gündüz hep sana

Böyle duâ ederim.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.