Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Oğuz  METİNER

Oğuz METİNER

28.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Dil kitaptır, kitap Medeniyettir

İnsan kendini bilmeye başladığı andan ölünceye kadar “bu nedir?” sorusunu hep sorar. Bu soru insandaki öğrenme isteğinin anahtarıdır. Bunun için insanın “dil” bilmeye ve dilini geliştirmeye ihtiyacı vardır ki insanlarla iletişim kurabilsin ve dilleşebilsin.

İnsanın dili

Hz. Âdem ilk insandır. Buradaki “insan” ifadesi, insan olma özelliklerine sahip ilk varlık demektir. Dolayısıyla Hz. Âdem, insan için vazgeçilmez bir özellik olan “dil”e de vâkıftı. Çünkü Allah ona eşyanın isimlerini öğrenme kabiliyeti vermişti ve öğretmişti.

İnsan ilişkilerinin en önemli vasıtası dildir. Dil bilmeden dilleşmek, dil bilmeden insanlarla iletişim kurmak mümkün değildir. Dilsiz, medenî olunmadığı gibi medeniyet de kurulamazdı. Bu sebeple dil medenî olmanın, medeniyet kurmanın en etkili vasıtasıdır.

İnsan için bu kadar önemli olan bir vasıtanın da elbette iyi bilinmesi, iyi öğrenilmesi gerekir. Dil nasıl öğrenilir? Dili doğru ve güzel bir şekilde öğrenebilmek için iyi bir “mürebbi”ye ihtiyaç vardır. Çünkü mürebbi sadece “öğreten” değil, aynı zamanda “terbiye eden”dir.

Allah “ilk insan-peygamber” olan Hz. Âdem’den başlamak üzere son peygambere kadar, insanların okuması için sürekli kitap göndermiştir. Çünkü dil kitaptır, kitap medeniyettir. Dil medeniyeti doğurur. Allah insanın “medenî” bir varlık olmasını istiyor, başka bir ifadeyle insan medenî olursa, “insan” oluyor. İnsan aklını ve iradesini doğru yönde kullandıkça eşref-i mahlûk oluyor; aklını ve iradesini yanlış ve yıkıcı yönde kullandıkça da “hayvandan aşağı” varlık hâline geliyor.

Dili formel bir şekilde öğrenmenin en güzel yeri okuldur / mekteptir. Okul insanlığın bulduğu en masum mekândır. Okul dilleşmeyi, dolayısıyla insanların daha erken yaşlardan itibaren kendi arasında iletişim kurmayı hem öğretmekte hem de sağlamaktadır.

İnsanlık “okul”a kilitlenmiştir. Okuldur insanları kaynaştıran, ortak noktalarda buluşturan, medeniyet kurmalarına ve kurulan medeniyeti geliştirmelerine zemin hazırlayan… Okul demek dil demektir. Dil de isimlerden oluşur. Evrende her varlığın bir ismi vardır. Bu isimleri öğrenerek evreni tanıyoruz, varlığı bilmeye çalışırken anlamak istiyoruz. Anladıkça, varlığı kendi adımıza anlamlandırmaya başlıyoruz. Dilin formel kısmıyla yetinmeyerek “anlam bilgisi”ne /“anlam bilimi”ne doğru yol alıyoruz, o da yetmiyor hermenötik demeye başlıyoruz.

Mektepte kitap / kitabı okurken, kelimelerin görünen anlamlarını yeterli görmeyerek ya da farklı şekillerde anlayarak yeni dünyalara açılmaya çalışıyoruz. Öğrendiğimiz yeni kelimelerin dünyasında hayaller kurmaya başlıyoruz. Kelimelerle birbirimize sesleniyoruz. Seven sevdiğinin adını en iyi bilen ve en iyi telâffuz edendir.

Kelimelerle birbirimize sevdiğimizi söylüyoruz. Sevgi sözleriyle kanatlanıyor insan, uçuyor başka diyarlara doğru, yeni keşiflere koşuyor. Kelimeler onu fâtih yapıyor. Yeni yeni diyarlar fethediyor, gönüller fethediyor.

Dünya küçülüyor, “insan” ortaya çıkıyor. İnsan evrenin diliyle dilleşmeye başlıyor. “Evrenin ortak dili”ni yakalıyor. Sevgi dilini keşfediyor. Keşifler kâşiflerin sayısını çoğaltıyor. Fetihler fâtihlerin sayısını arttırıyor.

Dilin işlevi sayesinde insanın içini umut kaplıyor, yeni keşifler düşlüyor. Artık çelik çomakla oynamaktan vazgeçiyor. Gözünü hep yukarılara, daha yukarılara dikiyor. Kelimelerin anlamlarıyla bir olalım, birlikte olalım diyor. “Evrenin ortak dili” insanları birbirinden ayırmaz, birbiriyle kavga ettirmez, aksine onları, birbirine yaklaştırır. Gönül dili, “ortak dil”e yansıdıkça insanın dili de güzelleşir.

Dili gönül kırmak, gönül yaralamak için değil de gönül yapmak, gönül onarmak için kullanmak gerekir.

Dilin ifade edilişindeki “ana dili” kullanımı ilginçtir. Dil ile anne arasında kurulan iletişim boşuna olmadığı gibi aksine çok anlamlıdır. İnsanın yetişmesinden, büyümesine kadarki aşamada en önemli unsur annedir.

Çocuk sevgidir, çocuğu büyüten, güzel insan olmasına sebep olan da sevilmesidir. Çocuk için anne ne kadar önemli ise, insan için de dil o kadar önemli ve sevgi merkezlidir. Dolayısıyla dilin “anne dili” gibi, anne ile iletişim gibi görülmesi gerekir.

Çocuk için “anne kucağı”ndan sonra ikinci bir “anne kucağı” olan okulun, anne kucağı özelliklerini bünyesinde barındırması, dil öğrenimi ve kullanımı açısından oldukça önemli ve anlamlıdır.

“Dil ağzımızdaki annemin sütüdür” diyor Yahya Kemal. Dil insana olduğu kadar insan ilişkilerinin de temel gıdasıdır. Gıdanın temiz olması insanın sağlıklı gelişmesini de sağlar.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.