HUNKAR SAG GIYDIRME
Oğuz  METİNER

Oğuz METİNER

20.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Duadaki Sır

Kişinin kendine duası, kendisi adına can-u gönülden Allah’a yakarışı, yalvarışı ve niyazıdır.

Allah’a açılan eller, O’nu anan diller ve O’nunla yanan gönüller, insandaki günah ve kir yükünü yakar, duygularını ıslah eder. Çünkü zıtların bir arada barınması mümkün değildir. Nasıl ki güneş doğunca gece karanlığı hemen kaçar ve giderse Allah Tealâ’nın adı ağza gelince, gönül’e gelince insandaki gam ve keder uçar gider. Yeter ki kul zikrinde samimi, duasında muhlis ve kulluğunda takva sahibi olsun. Duayı emreden Allah’tır. Toprağı gümüşe ve altına çeviren bir başka toprağı da insanların arası Hz. Adem’i yapan Allah buna kadirdir. İnsan unutmak, yanılmak ve günaha düşmek vasıflarına haizdir. İnsanın niyazı bu yanılma ve unutmayı Hakk’ın bilgiye çevirmesi, öfkesini sabır ve hilme döndürmesidir. İnsana dua isteği veren de duayı kabul edecek olan da O’dur, Cenab-ı Allah’tır. Mademki O bizim irademizden önce dua etmemizi murat ediyor, öyleyse kullara düşen O’nun için duadır, Allah’a niyazda bulunmaktır.

Dua kullar tarafından ilâhi rahmetin harekete geçirilme teşebbüsüdür. Bu yüzden kişinin kendisine duası kadar başkalarına ya da başkalarının kendisine duası sırrı bir önem arz etmektedir. Duada aslolan dillerin günahsız ve gönüllerin çıkarsız olmasıdır. Duadaki sırrı-özellik hem iç barışın, hem de toplumsal barış ve güvenin tesisinde ayrı bir önem arz eder. Birbirine dua edenlerin duasındaki sır sayesinde birbirine güvenen, korku ve kaygıları aşarak sevgi ve saygı ile buluşan bir toplum gerçekleşir.

Duada aslolan samimiyet ve ihlâstır. Kırık bir gönülle Allah’ın lütuf ve ihsanına sığınmaktır. Dua etmesini bilmek, tesirli bir nefse sahip olmak için organları maddi ve manevi kirlerden temizlemek gerekir. Yoksa duanın lâfızları çok önemli değildir. Mevlâna Hazretlerinin Mesnevi’sindeki bir rivayete göre Hz. Musa Aleyhi vesselâm yolda yürürken Allah Tealâ’ya şöyle seslenen bir çobana rast gelir: Ey Yüce Allah! Sen nerdesin? Sana kul kurban olayım. Senin çarığını dikeyim, saçlarını tarayayım, elbiseni yıkayayım, sana süt getireyim, ellerini öpeyim, uyku zamanı gelince yatağını açayım. Bütün gecelerim sana kurban olsun. Seni devamlı anayım ey Rabbim.”

Çobanın duasındaki sözleri hoş karşılamayan Hz. Musa: “Sen kiminle konuşuyorsun, bu sözleri kime söylüyorsun?” diye sorar. Çoban: “Bizleri, hepimizi, yeri göğü yaratanla” deyince Hz. Musa: “Kendine gel, sen aklını mı kaybettin? Sen Müslümanlıktan çıkmışsın. Senin küfrün dil kumaşını yıpratmış” dedi.

Bunun üzerine çoban: “Ey Musa sen bu sözlerinle benim ağzımı kapattın, pişmanlıktan perişan ettin, canımı yaktın” diyerek elbiselerini yırttı, parçaladı. Öyle yanıla yakıla bir ââh çekti ki, çöllere, sahralara düştü. Musa’dan uzaklaştı. Musa (A.S.)’a vahiy geldi ki: “Kulumuzu bizden ayırdın. Sen kullarımızı bizimle buluşturmak için mi yoksa ayırmak için mi geldin? Hz. Musa bu hitabın ardından çöllere düşüp çobanın peşinden koştu ve ona ulaştı. Çobana dedi ki: “Müjdeler olsun, Allah tarafından senin için kulluk izni geldi ve ibadet müsaadesi verildi. Allah’a duada hiçbir tertip arama, daralmış gönlüne ne gelirse çekinmeden söyle!”

İman Yüce Allah’a teslimiyettir, dua da o teslimiyetle yapılan Allah’a ilticadır, O’na sığınmadır.

Dua müminin sığınağı, dertlerinin ilticagâhıdır.

Netice olarak hem fert plânında, hem de toplum plânında huzur ve sükûn ile yaşayış, ihtiva ettiği manevi sır sebebiyle, dualı bir hayattan geçmektedir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.