KTV
  • 23 Haziran 2017, Cuma 9:37
Oğuz METİNER

Oğuz METİNER

Geliniz hep beraber dua edelim

Bu dünya hayatı, öyle bir hayattır ki, an olur ümitsizlik içinde kaybeder insan kendini; an olur, her şey boş, her şey bitmiş gibi sanki... An olur, manası kalmayan bir hayatın karanlık dünyasında bulur insan kendini... Ve hiçbir maddî kuvvet önüne geçemez bunların. Ne para, ne makam, ne şöhret ve ne de hiçbir şey, insanın o garip ruh cihazından çekip alamaz bunları... Ve tüm maddî olanaklar içinde: “Hayat ne güzel şey, yaşamak ne tatlı!” diyemez insan!.. Evet zaman zaman bunalımlar içine giren insan için, dua, bir can kurtaran simidi gibidir. Çünkü, dua, Allah ile kul arasında yakınlaşma ve sevginin başlangıç noktasıdır. Dua, maddenin ruha bir geçidi ve köprüsü ve buhranlar içinde sıkışıp kalan insanların bir kurtuluş şarkısıdır.

İslâmiyet’te kul ile Allah karşı karşıyadır, yan yanadır, iç içedir. Arada hiçbir vasıta yoktur. Zaten İslâmiyet’in, diğer dinlerden en büyük özelliği de bu değil midir? İşte bundan dolayıdır ki, İslâm’da dua şarttır.

---------------

İftar    : 20.14

İmsak : 03.38

Teravih: 21.47

------------------

İftar duası

Allah’ım, ancak Senin rızan için oruç tuttum ve yalnız Sana iman ettim.

Orucumu Senin rızkın ile açtım. Şükürler olsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete.

Allah’ım, inananları bağışla, ülkemize birlik, dirlik ve bolluk ver. Vatanımızı ve bizi her türlü felâket ve musibetlerden koru.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

AYET KÖŞESİ

Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, zekât toplayan memurlara, gönülleri İslâm’a ısındıracak olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihat edenlere ve yolcuya mahsustur. Allah pekiyi bilendir, hikmet sahibidir. (Tevbe, 60)

HADİS KÖŞESİ

Günahından tevbe eden, sanki günah işlememiş gibi olur.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bayram namazları ve kılınışı

Bir yılda Ramazan ve Kurban olmak üzere iki bayram namazı vardır.

İki rekât olan bayram namazı, güneşin doğmasından 45 dakika sonra, cemaatle, şu şekilde kılınır: “Niyet ettim Allah rızası için Ramazan (veya Kurban) Bayramı namazını kılmaya, uydum imama” diye niyet edilir. İmama uyularak “Allahu Ekber” diye tekbir alınır ve eller bağlanır. Gizlice “Sübhaneke” duası okunduktan sonra üç defa tekbir alınır. İmam yüksek sesle, cemaat de onun peşinden gizlice birinci tekbiri alır, sonra eller yanlara salıverilerek kısa bir süre durulur. İkinci ve üçüncü tekbir de aynı şekilde alınır, üçüncü tekbirde eller bağlanır. Sonra imam gizlice “Euzu-besmele”, açıktan Fatiha ve bir sure okur. Rükû ve secdeler yapılarak ikinci rekâta kalkılır. İmam gizlice “Besmele”, açıktan Fatiha ve bir sure okur. Birinci rekâttaki gibi üç tekbir alınır, üçüncü tekbirden sonra eller bağlanmaz, dördüncü tekbir ile rükûa gidilir, secdeler yapılarak oturulur.

Oturuşta “Tahiyyat, Salli, Barik, Rabbena” duaları okunduktan sonra selâm verilerek namaz tamamlanır. Sonra imam minbere çıkarak hutbe okur. Hutbeden sonra da bayramlaşma yapılır.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Fitreden maksat

Fitreden maksat Ramazan Bayramı’dır ki, o günün sadakası demektir. Sadaka-ı Fıtır Hicret’in ikinci yılında zekâttan önce Ramazan ayı içerisinde vacip kılınmıştır.

Bir aile reisi, kendisinin, aile ve çocuklarının, eğer varsa hizmetçisinin fitrelerini toptan bir fakire verebileceği gibi, ayrı ayrı fakirlere de verebilir.

Ancak bir fitre bölünerek birkaç fakire verilemez. Verilirse sadaka olur.

Fitre yerine geçmez. Bir de değerli kardeşlerim fitreyi fakire verirken onu mahcup edici davranışlardan kaçınmalıdır.

Fitreyi ayırırken yapılan niyet kifayet eder. Niyetsiz verilen fitre nafile olur. Değerli Müminler, fitre fakirin hakkı olduğu için doğrudan ihtiyaç sahibine verilmelidir.

Çeşitli maddelerden fitre verilebilirse de, nakit olarak verilmesi, fakirin ihtiyaç gidermesi bakımından daha isabetlidir. Bu miktar müftülükçe ilan edildiğinden her Müslüman, fitresini, para olarak ödemelidir.

Genellikle akraba ve komşuların içinde bulunan fakirlere verilmeli ve ihmâl edilmemelidir.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sıla-i Rahim

Maalesef günümüzde insanlar birbirlerinden bihaber yaşamaktadırlar. Akraba ilişkileri bir yana aynı apartmanda oturan komşular bile birbirini tanımamaktadırlar. Bu da Müslümanlar arasındaki ilişkilerin zayıflamasına, dayanışma ve yardımlaşmanın yok olmasına sebep olmaktadır. Bugün her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe, ilişkilerin yeniden tesisine ihtiyacımız vardır. Müslümanlar daime kardeşlik ve dayanışma içinde olmalıdır.

Bu vesile ile başta ana-babamızı, kardeşlerimizi ve yakın akrabalarımızı ziyaret etmek, imkânlar ölçüsünde ihtiyaç içinde olanlara yardım etmek ve hal hatırlarını sormak, sıkıntı ve üzüntülerini paylaşmak vazifemiz olmalıdır.

Unutmamalıyız ki Allah’ın rızasını kazanmak da, kaybetmek de Sıla-i Rahim’e olan tutum ve davranışımıza bağlıdır.

-----------------------------------------------------------------------------

İFTAR SOFRASI

Sürpriz köfteli patlıcan dizmesi

Malzemeleri: 1 kg patlıcan, 300 gram kıyma, 2 adet domates, 5-6 adet sivri biber, 7-8 diş sarımsak

1 yemek kaşığı domates salçası, 2 su bardağı ılık su, tuz

Kızartmak için: Sıvı yağ

Yapılışı: Patlıcanları alacalı soyup büyüklüğüne göre 3’e 4’e bölelim. Derin bir kapta tuzlu suda 10-15 dk bekletelim sonra iyice süzüp kurulayalım. Kızgın yağda arkalı önlü kızartalım. Kıymaya tuz atıp güzelce yoğuralım. Patlıcan sayısı kadar minik köfteler yapalım, kızarttığımız patlıcanlar soğuduktan sonra ortalarına parmağımızla boşluk yapıp içine köfte koyalım. Bütün Patlıcanları aynı şekilde yaptıktan sonra üzerine soyulmuş tüm sarımsakları yuvarlak doğranmış domates ve biberleri ekleyelim. Son olarak ılık suya salçayı tuzu ilave edip karıştıralım. Patlıcanların üzerine dökelim. Tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte yaklaşık 20-30 dk pişirelim. Afiyet olsun…

***

Hellimli Kek

Malzeme: 1 bardak rendenin ince tarafıyla rendelenmiş hellim rendesi, 3/4 bardak sıvıyağ

5 yumurta, aldığı kadar un (yakl. 3 bardak), 2-3 dal taze nane, 1/2 yk kuru nane, 5 adet dövülmüş karanfil, üzeri için susam, bir fiske tuz, 1 kabartma tozu, 1 avuç kuru üzüm.

Yapılışı: Yumurtalar çırpılır içine hellim rendesi, yağ, naneler, karanfil eklenir. Aldığı kadar un eklenerek karıştırılır. En son kuru üzüm konur. Yağlanmış kek kalıbına dökülür. Üzerine susam serpilip önceden ısıtılmış orta dereceli fırına verilir. Yaklaşık 45 dk sonunda kürdan batırılarak pişip pişmediği kontrol edilir.

***

Gül baklavası

Malzemeleri

Hamuru için: 2 yumurta, yarım su bardağı ılık süt, yarım su bardağı yoğurt, yarım su bardağı sıvı yağ, 1 çorba kaşığı sirke, 1 fiske tuz, 4 su bardağı un

İçi için: 200 gr ceviz (iri dövülmüş)

Üzeri için: 1. 5 paket margarin veya tereyağı

Açmak için: 2 su bardağı nişasta ve 1 su bardağı un

Şerbeti için: 6 su bardağı şeker, 5 su bardağı su, Yarım limon suyu

Yapılışı: Elenmiş unun ortasına yumurta, süt yoğurt, sıvı yağ, sirke ve tuz ekleyip hamuru yoğuralım. Hamurdan ceviz büyüklüğünde 20 parça koparıp beze yapalım. Üzerine nemli bir bez örtüp yarım saat dinlendirelim. Bezeleri nişasta ve un karışımı serperek yufka şeklinde incecik açalım. Yufkayı dörde bölüp yanlarından sıkıştırarak pileli şekil elde edip ortasına ceviz koyup yanlarından cevizin üzerini kapatıp avucumuzun içine alıp üzeri alta gelecek şekilde tepsiye dizelim. Diğer yufkaları da aynı şekilde yapıp bitirelim. Yağı eritip sıcak olarak kaşık yardımı ile gül baklavasının üzerine gezdirelim. 180° fırında altı üstü pembeleşinceye kadar pişirelim. Bu arada şerbeti hazırlayalım. Şeker ve suyu 7- 10 dak arası kaynatıp limon suyunu da ekleyelim. Tatlı soğuk şerbet ılığa yakın şekilde üzerine dökelim. Baklava şerbetini emene kadar üzerini bir tepsi ile kapatalım. Şerbetini çeken ve soğuyan gül baklavasını hazır edelim. Afiyet olsun…

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Allah yolunda çalışmak

Derleyen: Nesrin BEDRY

Yeryüzünde ve semâvatta bulunan bütün varlıklar bir düzen içerisinde ve gaye ile yaratılmıştır. Bu düzeni şöyle bir tefekkürle temaşa eden bir kişi mükemmel bir uyumun olduğunu görecektir. Bütün varlıkların kusursuz bir döngü ile asırlardır var oldukları ve kusursuz düzen içerisinde her birinin önemli bir görevi üstlendikleri görülmektedir. Yaratılmış varlıklar içerisinde en özel bir konumda olan insan mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılmıştır. Yaratılmış olan diğer bütün varlıklarda insanın emrine ve hizmetine verilmiştir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği aklının olması ve imtihana tabi tutulmasıdır. Yani bu dünyaya geliş gayemiz yemek, içmek, gezmek, tozmak, zevk ve sefa içerisinde, başıboş bir şekilde yaşamak için değil Allah’a kulluk etmektir. O halde insan kulluğunu yaşamak ve eğriyi doğruyu birbirinden ayırt ederek salih amel işlemek mecburiyetindedir. İnsan başıboş bırakılmamıştır. Bu dünya hayatı çok kısa ve geçici zevklerle doludur. Ve insan bir gün tekrar Rabbine dönerek hesap verecektir.

İnsanın ne için yaratıldığı Rabbimiz tarafından zariyat suresi 56. ayette şöyle bildiriliyor: “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”

Allah (c.c.) insana akıl vermiş, nefis vermiş ve bununla birlikte şeytan engeli ile imtihana tabi tutmuştur. Bütün bu engellere rağmen kimin kulluğunu ve daha güzel amel yapacağını ortaya koymak için hayatı ve ölümü yaratmıştır.

Mülk suresi 2. ayette şöyle buyruluyor: “O hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O mutlak güç sahibidir çok bağışlayandır.” Mülk 67/2

Allah (c.c.) Mü’minûn suresi 115. ayette şöyle buyuruyor: “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?”

Ankebût sûresi, 2. ayette de: “İnsanlar hiç hesaba çekilmeden, sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?” buyrulmaktadır.

İnsan kulluk için yaratılmış gibi değil zevki sefa sürmek için yaratılmış gibi davranmaktadır. Yaratılış gayemiz kulluk ise o halde bu başıboşluğumuz ve vurdumduymazlığımızın sebebi ahirete olan imanımızın eksik olmasından başka bir şey değildir.

İnsanlar sanki hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya dört elle sarılmakta, ahireti hiç düşünmemektedir. Dünya menfaatini elde etmek için her türlü çabayı harcarken, ahiretini kazandıracak manevi ticareti için oldukça gevşek davranmaktadır. Ama unutulmaması gereken bir gerçek var ki, bir gün mutlaka öleceğiz. Ve bize bütün yaptıklarımızdan hesap sorulacak. Allah ile karşılaşmayı ummayan Allah’tan korkar mı? Bir gün mutlaka Rabbimizle karşılaşacağız.

“Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.” Yunus 7-8

“Kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.” Ankebut-5

Bir gün canımızı almak için Azrail (aleyhisselam) ansızın karşımıza çıkarsa, biraz bekler misiniz? Falanda alacağım var, filana vereceğim var, hele bir ailemle vedalaşayım ya da biraz ibadet edeyim veya hayırda bulunayım diyemeyeceğiz. Aniden ve bıçak kesiği gibi hayatın içerisinden bizi çekip alıverecek.

Allah (c.c.) Mü’minûn sûresi, 100 ve 101. ayetlerde buyuruyor ki:

“Nihayet onların birine ölüm gelip çattığında, ‘Rabbim, der, beni geri gönder. Tâ ki boşa geçirdiğim dünyada iyi amel (ve hareketlerde) bulunayım.’ Hayır, onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecek güne kadar (süren) bir berzah vardır.”

Çok kısa bir hayat verilmesine rağmen insan ahireti ve hesap gününü bir taraf bırakarak dünyaya dört elle sarılmakta, dünya malını elde etmek ve zevklerini yaşamak için her türlü mücadeleyi kendisine mubah görmektedir. Sonsuz mükâfatlar ile dolu cennet hayatını bir tarafa bırakarak çok kısa olan dünya hayatını tercih edip ahiret için hazırlık yapmamak çok yanlış ve ahmakça bir tercih değil midir? Oysa dünya hayatı boş bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Bu kadar kısa bir hayata sarılıp, ahireti bir kenara bırakan birisi sonsuzlukla altmış ya da yetmiş yıllık dünya arasındaki tercih hakkını dünyadan yana kullanmaktadır.

Rabbimiz Hadid suresi 20. ayette şöyle buyuruyor:

“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı yağmurun bitirdiği ve ziraatçıların da hoşuna giden bir bitki gibi önce yeşerir, sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçinmeden başka bir şey değildir.”

Yine En’am suresi 32. ayette: “Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değil. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?”

Lokman suresi 33. ayette şöyle buyruluyor: “Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu, oğlun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah’ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.”

Peygamberimiz dünya hayatına önem vermemiştir. İbn Mesud (r.a.) diyor ki, bir gün Resulullah (s.a.v.)’in yanına girmiştim. Onu bir hasır örgünün üzerinde uyumuş buldum. Hasır, (vücudunun açık olan) yan taraflarında izler bırakmıştı. “Ey Allah’ın (c.c.) Resulü dedim, sana bir yaygı te’min etsek de hasırın üstüne sersek, onun sertliğine karşı sizi korusa!” “Ben kim, dünya kim. Dünya ile benim misalim, bir ağacın altında gölgelenip sonra terk edip giden yolcunun misali gibidir.”(Tirmizi hadisin sahih olduğunu söylemiştir.)

Dünya hayatının ne kadar boş olduğu hakkında peygamberimiz (s.a.v.)’den birçok rivayet vardır.

Sehl İbni Sa’d (r.a.)’den rivayete göre Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Eğer dünya Allah (c.c.) nazarında sivrisineğin kanadı kadar bir değer taşısaydı tek bir kâfire ondan bir yudum su içirmezdi.” Tirmizi, Zühd 13, (2321); İbnu Mace, Zühd 11, (2410)

İbn Ömer (r.a.)’den, dedi ki: Rasulullah {s.a.v.) omuzlarımı yakalayıp şöyle buyurdu: “Dünyada bir garip yahut bir yolcu gibi ol!” İbn Ömer (r.a.) de şöyle derdi: Akşamı ettin mi sabahı bekleme Sabahı ettin mi, de akşamı bekleme Sağlığında hastalığın için bir şeyler hazırla, hayatında da ölümün için.” Buhâri, VII, 170, Rikaak 3

Allah (c.c.) ve Rasulü dünya hayatının boş bir oyundan ibaret olduğu ve bir gün yapılan bütün işlerden hesaba çekileceği hakkında insanlara uyarılarda bulunmaktadır.

Ancak şu unutulmamalıdır ki, dünya hayatı ahirete geçiş yolu olduğundan ve ahiretin tarlası olduğundan büyük önem taşımaktadır. Bazıları derler ya dünyaya önem vermeyin. Aslında bu çok yanlış bir düşüncedir. Dünya ebedi olan ahireti kazandıran bir yer olduğundan aslında çok büyük önem taşımaktadır. Ahiret mutluluğu ancak bu dünyadaki amellerle kazanılacağından hayata büyük önem verilmeli ahireti kazandıracak her türlü gayret gösterilmeli ahiret hayatında gerekecek olan bütün azıklarını dünya hayatındayken kazanmalı azık çantasını bolca salih amel ile doldurmalıdır.

Nasıl ki dünya hayatında tarlasına buğday eken buğday, arpa ekende arpa biçiyorsa, insan da dünyada ne ekerse ahirette mutlaka onu biçecektir. Ömrünü Allah (c.c.) yoluna adamış onun yolunda her türlü sıkıntıya katlanan ve hatta canını veren ile bomboş bir hayat geçiren elbette Allah (c.c.) katında bir olmayacaktır.  Allah (c.c.) kullarını mutlaka ayıracak ve herkesi hak ettiği cennet ya da cehenneme koyacaktır. Kimseye haksızlık edilmeyecektir. Kim dünyada zerre kadar bir iyilik ya da zerre kadar bir kötülük yapmışsa hesabını verecektir.

Dünya hayatında emekli olmak için her türlü çabayı gösteriyoruz. Ne için ömrümüzün son 10-15 yılını rahat geçirelim diye. Peki sonsuz hayatımızı garanti altına alacak neden bir şey yapmıyoruz?

Allah yolunda maddi ve manevi elden gelen bütün fedakarlıklar gösterilmelidir. Çünkü ayet ve hadislerde en küçük bir gayretin dahi çok büyük bir şekilde mükafatı olacağı bildirilmektedir.

Zilzal suresi 7 ve 8. ayetlerde: “Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse, onu görür.” Buyrulmaktadır.

Bakara suresi 218. ayette şöyle buyruluyor: “İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte bunlar, Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah, gafûr ve rahîmdir.”

Bakara suresi 261. ayette ise “Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah’ın lütfu geniştir, O her şeyi bilir.” Buyrulmaktadır.

Allah yolunda her türlü gayreti göstermek Müslümanların üzerine farzdır. Müslümanlar Allah’ın yolunda elinden ne geliyorsa yapmalı, son nefesini verinceye kadar Allah yolunda çalışmaktan ve hizmetten geri kalmamalıdır.

Peygamberimizin sahabesinden ellisinin kazandığı sevabı kazanabileceğimiz bu günler gerçektende sabır günleridir. Büyük bir karmaşanın, başıboşluğun, fitnenin ve gafletin yaşandığı günümüzde peygamberin sünnetine sarılanlar Allah yolunda çalışanlar mutlaka büyük bir kazanç elde edeceklerdir.

Allah, yolunda çalışanlara yardım edecek:

Allah (c.c.) her zaman müminlere yardım etmiştir. Ve bundan sonrada yolunda çalışan ve mücadele edenlere yardım edecektir. Rabbimiz Rum suresi 47. ayette Allah dinine yardım edenlere yardım etmeyi üzerine hak olarak aldığını bildirmektedir.

Biz bu dünyada Allah için çalışırsak Allah’ın dinini kendimize dert edinirsek. Hiç şüphesiz Allah da bize dünyada ve ahirette yardım edecektir. Şeytana ve nefsimize karşı ve diğer sıkıntılarımıza karşı bize yardım edecek ve ayaklarımızı sağlamlaştıracaktır.

 

***

Günün Duası

Allah’ım! Bu gün de rahmetinle beni kapla; bu gün de bana -iyi amelleri yapmak için- tevfik ve -kötü amellerden- korunma -gücü- lütfeyle ve beni şüphe ve suç unsuru addedilebilecek şeylerin karanlığından temizle; ey mümin kullarına merhametli olan -Rabbim!-

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

ANKET

Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirdiniz?

    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 2 2 0 4 8
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 2 2 0 4 8
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 2 2 0 3 8
4 BİNATLI YSK 4 2 2 0 3 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 3 7
6 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 4 2 0 2 0 6
7 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 2 0 2 -1 6
8 LEFKE TSK 4 1 2 1 -1 5
9 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 4 1 2 1 -1 5
10 YALOVA SK 4 1 1 2 1 4
11 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 0 4 0 0 4
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 1 1 2 -2 4
13 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 1 2 -2 4
14 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 0 3 1 -1 3
15 OZANKÖY SK 4 0 2 2 -5 2
16 BAF ÜLKÜ YURDU 4 0 1 3 -5 1

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup