KTV
  • 28 Temmuz 2017, Cuma 9:52
Oğuz METİNER

Oğuz METİNER

Hırslarımıza yenilmeden

İnsan, zaafiyetlerle dolu bir varlık... Yaratılış mâcerasında Hazret-i Âdem’le başlayan bu “insan” olma özelliğimiz, aynı zamanda zaafiyetlerimizin neler olduğunu ortaya koymaktadır. Bu zayıflıkları en aza indirmek için nefisle yapılması gereken mücadelenin ehemmiyeti büyüktür.

İnsanda bulunan zaafları çok farklı şekillerde sıralayabiliriz:

Benlik duygusu, dünya sevgisi, maddiyat bağımlılığı, şöhret hastalığı, îtibarlı olma sevdâsı, bitmeyen heves ve istekler, vs… Bir de insanın en ağır bir şekilde imtihan edildiği bir alan var: İhtiras...

İhtiras, Kur’ân-ı Kerîm’de; “tamah, aç gözlülük, aşırı tutku, sonu gelmeyen istek” gibi değişik mânâlarıyla yer almıştır. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in ifadesiyle:

“Kişideki mal hırsının, şeref ve mevkiye düşkünlüğün dînine verdiği zarar, iki aç kurdun sürüye verdiği zarardan daha büyük olur.”

Mevlânâ Hazretleri:

“Dünya ne kumaş, ne para, ne kadındır. Dünya, insanı Allah’tan gafil bırakan şeydir.” diyor. Yani, denizde geminin yüzmesi gibi, kulun dünya nîmetleri içinde bulunduğu hâlde onların sevgisini gönlüne yerleştirmemesidir. Çünkü gemi suyun içinde yüzer, fakat su geminin içine girecek olursa gemi batar. Kulun eşyaya, servete sahip olması gerekir; eşya ve servetin insana sahip olması değil!.. Servet ve eşyanın kula hizmetçi olması îcap eder. Çünkü bunlar, insanın hizmetine verilmiş şeylerdir. Kişinin kendi hizmetçilerinin hizmetçisi ve kölesi hâline gelmesi ne kadar gülünçtür!..

Abdülkâdir Geylânî Hazretleri:

“Dünyayı kalbinden çıkar, onu elinde tut veya cebine koy; zira o hâliyle dünya sana zarar vermez.” diyor.

Dünyanın şerli, zararlı, çirkin, menfur, değersiz ve tahkîre layık yönü; insanın, dünyanın, dünyalıkların, eşyaların kulu-kölesi hâline gelmesidir. Övülen, sevilen ve tasvip edilen yanı ise; kişinin dünya hayatını ve malını bir fırsat bilerek, Allah yolunda çalışması, Allah için harcaması, kendi âhireti için hazırlık yapması ve geçici şeylere aldanmamasıdır.

İnsan çoğu zaman hırslarının peşinde koşar, ihtiraslarına yenilir. Tâ ki kendisini sarsan bir hâdise ile karşılaşana kadar… İşte asıl olması gereken denge, büyük bir dersle karşılaşmadan önce kurulması gereken dengedir. Ancak hâdiseleri ve insanları okumasını bilen bir kimse, kendi başına bir belâ ve sıkıntı gelmeden de hayatında düzenlemeler yapmasını bilir.

Hırs, tamamen insanın iç dünyası ile ilgili bir durumdur. Hayatı algılayış biçimi, hâdiseleri yorumlayışı ve onlara nasıl mânâ verdiği ile ilgilidir. “Varlıklı insan çok hırslıdır da fakir insan az hırslıdır!” diye bir hükme varmak, çoğunlukla doğru değildir. Ya da meşhur bir insan ile sıradan bir kimsenin hırsı aynı olabilir. Kısacası sahip olduğumuz bazı şeyler hırsı tetiklemekle birlikte, sadece sahip olmak “bir hırs sebebi” değildir. Bu, biraz da insanın kendisine ve hayata bakış tarzıyla alâkalıdır.

Asıl olan, insanın nefsindeki bu hırs meylini, hayır ve güzelliklerde yarışmaya döndürmesi, fânî dünya makam ve serveti uğrunda heder etmemesidir.

Bu da ölümü ve âhireti unutmamakla mümkündür. Uzun âhiret yolculuğumuzda bize ne gerektiğini düşünmek, dünyada sahip olacağımız şeyi belirlemekte bize yardımcı olur.

Bazen tamamen mânevî bir veche ile yaptığımız tutum ve davranışları bile sorgulamalıyız. Tevâzuumuz, mütevâziliğimizden mi, yoksa gösteriş ve kibirden mi kaynaklanmaktadır? Hizmetimiz, Allah rızâsını mı hedeflemektedir, yoksa onu dünyevî birtakım gâyelere ulaşmak için basamak mı yapmaktayız? Dünyayı âhiret uğruna mı harcıyoruz, âhireti dünya uğruna mı? Bu bütün fazilet ve meziyetlerde söz konusudur. İlim, makam, servet, şöhret vb. her türlü imkân, nihâî olarak hangi amaçla kullanılmaktadır? Bu muhasebeyi nefsimizle sık sık yapmalı ve kendimizi kandırmadan, samimiyetle bu sorulara cevap aramalıyız.

Hırsları bitiren, ölmeden önce ölebilmektir. Veya hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekebilmektir.

Hülâsâ, ihlâslı bir Müslümanın hayatı, bir mücadeleler manzûmesidir. Hep bir mücadele; nefisle, dünya ile çevreyle ve insanın fıtratını bozabilecek her şeyle mücadele… Bu mücadele şüphesiz Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in tarif ettiği “büyük cihad”dır. Rabbimiz, kendimizle girmiş olduğumuz bu en çetin cihadda da yâr ve yardımcımız olsun.

Şefika MERİÇ

(Şebnem Dergisi


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

ANKET

Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirdiniz?

    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 4 2 2 0 4 8
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 4 2 2 0 4 8
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 2 2 0 3 8
4 BİNATLI YSK 4 2 2 0 3 8
5 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 3 7
6 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 4 2 0 2 0 6
7 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 4 2 0 2 -1 6
8 LEFKE TSK 4 1 2 1 -1 5
9 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 4 1 2 1 -1 5
10 YALOVA SK 4 1 1 2 1 4
11 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 0 4 0 0 4
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 4 1 1 2 -2 4
13 TÜRK OCAĞI LİMASOL 4 1 1 2 -2 4
14 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 0 3 1 -1 3
15 OZANKÖY SK 4 0 2 2 -5 2
16 BAF ÜLKÜ YURDU 4 0 1 3 -5 1

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 19.10.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup